Düz Ovada Seçim (!)

ABD'lilerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için 2002 ve 2007 seçimlerinden önce büyükelçi seviyesinde yaptığı Yüksek Seçim Kurulu ziyaretinin buraya geleceği, gören gözler için yabancı değildi.


2002'deki ziyaretin ardından gelen malum Siirt çözümü ile yararlı insan Erdoğan'ın, olası bir sistem kazası sonucu devre dışı kalması ve o kadar yatırımın boşa gitmesinin önüne geçildi.

Türkiye için 1. Sandık Meydan Muharebesi olarak adlandırabileceğimiz pusulalı savaş öncesinde durum:

AKP, bağlı ve bağımlı olduğu ülkeler tarafından sürekli operasyona uğruyor. Almanların gazı ile başlayan Ümraniye davası zaten elde patladı, ihaleyi bırakacak yer arıyorlar.

İşsizlik öyle azaldı ki, neredeyse insanlara üçüncü iş yapmaları için yalvaracağız. Kağıt üzerinde dünyanın en iyi ekonomisine sahibiz ama bunu bakkala, manava anlatmak konusunda edebiyat sıkıntısı yaşıyoruz.

İç savaş mikrobu bünyeye girmiş ve kötü hücreler ile iyi hücreler kalp civarında kapışmak üzere.

Milli olan herşey Türk Telekom dahil yabancılara satılmış, bütün tersanelere girilmiş.

Kafes, Baloz, Kıl, Tüy, Yün gibi üretilmiş afilli isimler üzerinden TSK'ya ölümüne ve evrensel insan ahlakından zerre nasibini almamış saldırılar: 200'den fazla muvazzaf ve emekli asker esir.

Öyle bir esaret ki, üretilen yalan deliller ile Kemalist askerlerin zekası ile dalga bile geçiliyor.

İnatla bu topa kafa uzatmayarak, "AKP'yi Yaban gibi, 'Bu TSK beni deli ediyor'  diye bağırtan ve zirveden oksijen maskeleri ile nokta tespitler yapan komuta kademesi.

Kıçının dahi kendisini dinlediğinden şüphelenen, manyak haline getirilmiş milyonlar.

Prof. Dr. Ali Demir'in pişkin açıklamalarına bakınca, evveliyatının olduğu fakat o zamanlar fark edilmediği "sehven" şifre ile milyonlarca gencecik yüreğin kul hakkının çatır çatır yenmesi.

Askere karşı Emniyet'in aşırı silahlandırılması, bunun polis tarafında yarattığı, "güç zehirlenmesi" ihtimali...

Mağduriyet yaratamama sıkıntısından patlayan AKP'nin Erdoğan'ın kızı üzerinden tiyatroya bulaşması, oyundaki bir mimiği üzerine alınması ve bunun dışavurumsal kaygı güdülen sanat dünyasında irrasyonel bağlamda sürrealist çekincelerle yol açması.

Erdoğan'ın kızının oyunu terk ederken, çeşitli çap ve ebatta 150 polisin de ona eşlik etmesinin yarattığı kavramsal hümanizm çıtasının aşağı çekilmesinin edimsel tasarımlar üzerindeki Barok işlemeleri endişeye sevk etmesi.

İsrail'in, AKP'nin bu acınaklı durumuna sessiz kalmayarak, "One Minute" ve "Mavi Marmara"nın ardından, "Two Minute" veya "Mavi Marmara 2" filmlerini sahneye koymaya hazırlanması...

F Tipi'nin malum görevini sürdürmesi, Hz. Muhammed yerine Hz. Said-i Kürdi'nin getirilmesi, Kur'an-ı Kerim yerine Nur Külliyatı'nın konulması, yavaş yavaş ısıtılarak alıştırılmış ılımlı İslam'a geçiş çalışmaları süreci...

İbadetin iyi insanlıkla değil, kılınan rekat sayısıyla ölçüldüğü sayısal İslam...

Erdoğan'ın Postal Sevenler Derneği Onursal Başkanı Barzani'nin ayağına giderek Türk askerinin şehadetini anlatan, "Burası Muş'tur" türküsünü gözlerinin içine bakarak söylemesi ve bunu duyan şehitlerin, "ters alkış" ile eşlik etmesi.

Tabi arada, "Ha(burda) ha orada ne farkı var yani" diye özetlenebilecek resmi üniformalı pkk geçidi...

İlan edilmesine enflasyon kadar :) bir süre kalan kürdistan arefesinde, Barzani ile aramızda tampon bölgesi gören BDP için başlatılan mağduriyet çalışmaları.

AKP tarafından, seçim listeleri bilerek etkisiz hazırlanan, Doğu ve Güneydoğu'nun tamamen BDP'ye teslim edilmesi...

YSK'nın aldığı Yüksek Sam Amca Şeytanı Liyakat Nişanı'na bağlı kalarak BDP için, bağımsızlar aday olamaz falan, diyerek hareket alanı açması...

Aslında gerçekten de, "Terör örgütü yandaşlığı" sabit olan bu insanların TBMM'de ne işi var?" sorusunun cevabının, "sehven" gözden kaçırılması...

Pkklı Sebahat Tuncel'in 2007 seçimlerinde cezaevinden omuzlarda TBMM'ye götürülmesine sessiz kalan Bülent Arınç'ın, "Ümraniye tutuklularının aday gösterilmesi doğru olmaz" demesi, ardından memleketi Manisa'ya giremediği için Bursa'dan aday gösterilmesi ve konuşmasında ağlaması...

Böylece gerekli uyarıcı verilerek infiale hazır hale getirilen yıkıcı BDP taraftarları...

Buna kızarak Taksim ve birkaç yerde daha Türk Bayrağı açan ve "karşı taraf" olarak adlandırılan Türkler...

Bu arada olaylarda bir kişinin ölmesi, 50 bin kişinin cenazesine katılması...

Kürdistanın Kürt resmi sol ve entellektüel ayağını başlatan yeni CHP...

Başbuğ Atatürk'ten bahsetmekten itina ile kaçınan Kılıçdaroğlu'nun ısrarla Tunceli yerine Dersim demesi...

Hala halka vatanın gerçekten tehlikeli olduğunu anlat(a)mayan, "Ulen askeri de seviyoruz. Oradan da aday almaz isek olmaz" diyerek Emekli Korgeneral Engin Alan'ı, kerhen, aday gösteren MHP'li Devlet Bahçeli...

Bütün bunlar olurken bilmem ne sahillerinde paçaları sıvamış, Birleşik Krallık Üstün Hizmet Ödülü'nü ise yazlık kıyafetine uymayacağı için Çankaya'da bırakan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün balıkçılar ile sohbeti...

10 cepheden açılmış savaşta mermi yemekten kevgire dönen Türk Ulusu'nun, birbirine çarpıp serbest salınım yapan mıknatıs topları gibi sarhoş gezinmesi.,.

Seçimden sonra federe devlet ile hedere olacak ulusun, tutunmak için aradığı dalların bile 2B kapsamına alınmak üzere olması...

Federe ile hedere arasındaki tek fark olan, "G" harfinin ne işe yaradığını ise kimsenin bilmemesi...

Çelik ÇELİKYAMAN - 22 Nisan 2011 - Asker Haber

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

28°C

Istanbul