tuncay_ozkanAdalet İçin Çağırıyorum

Değerli Yurttaşlarım;

Soruyorum:

Ömrü boyunca dalkavukluk yaptığı için, zulmettiği için, gerçekleri çarpıttığı için, halka ihanet ettiği için, emperyalistlerle işbirliği yaptığı için, yabancı güçlere uşaklık ettiği için, hak maskesi altında dini kendisi ve etrafının çıkarlarına kullandığı için, zulm ve zorbanın yanında olduğu için, yurttaşlarının başına gelen faciaların karşısında sustuğu, uysal davrandığı, insanlar ve onurları yok edilirken görmezden geldiği için birilerinin kınandığına, ayıplandığına tanık oldunuz mu?

Hayır, değil mi? Oysa ben halkı ve cumhuriyeti savunduğum için 32 aydır hücredeyim. Çünkü; egemen olan birileri; insan onurunun, temiz insanların, adaletin, halkın kurban edilmesine, sömürülmesine suskun kalınmasını sağlıyorlar. Suskun kalan birileri (görevleri konuşmakken) bunun karşılığında şöhret ve para kazanıyorlar.

Oysa biz, samimiyetle eleştirmeyi, karşı çıkmayı, inandığımızı ve doğruyu söylemeyi bütün baskılara karşı tercih ettik. Sonuç benim başıma gelendir: Zorla, zorbalıkla, tecritle susturulmak.

İşte bu yüzden “Adalet için devrim” diyorum. Kalkıp öne çıkalım, seçimde oylarımızla hakkımızı alalım diyorum. Zulme sabrettik ama memleketimizin ve memleket sevdamızın yok edilmesine, cumhuriyetimizin yıkılmasına, yerine “Yeni” dedikleri bir meskenetin, köhnenin konulmasına suskun kalamayız. Onun için adalet ve özgürlük diyorum. Bunun için 12 Haziran seçimlerinde İstanbul 1. Bölge (Anadolu) seçim çevresinden Bağımsız Milletvekili Adayıyım. Halkın adayıyım: Adalet için adayım!

Neden mi?

Ben Atatürkçüyüm. Atatürkçülüğü evrensel bir ülkü, insanlık öğretisi olarak görüyorum. Bana göre Atatürkçülük:

1- Yaşamış ve yaşamakta olan nesnel bir gerçekliktir. Onun eylemci yüzü Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu nedenle 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde “Bağımsız Türkiye” “Özgürlük ideali” ve “Adalet” isteğiyle, halkın gönlünde, ruhunda yeniden dirilmiştir. Yıkıldı, yıkılıyor, yıkılıyoruz diyenlere inat, ayaktadır. Ben onun neferlerinden biriyim.

2- Aydınlanma devrimi ve onun ürünü Türkiye Cumhuriyeti sadece ahlaki ve sosyal bir düzen yaratmamıştır. Geleneksel olan ile moderni, evrenseli birleştirmiş; toplumsal, ekonomik ve siyasal bir düzen yaratmıştır. Bu düzen; Türkiye Cumhuriyeti, yıkılmak istenmektedir. Bu karşı devrimdir. Ben bu karşı devrime direniyorum. Herkesi Cumhuriyeti savunmaya çağırıyorum.

3- Cumhuriyet çocuklarının 21. yüzyıl sorumluluğu; “Adalet” için devrimdir. Özgürlükçü, güçlü ve mutlu bireylerin Türkiye’sine ulaşmaktır hedef. Cumhuriyetimizin düşmanları “Adaletsizlik” ve “Eşitsizliktir”, “Cehalettir.” Cumhuriyetimiz dıştan gelen saldırılara değil, içimizdeki düşmanlara karşı savunulmak zorundadır.

4- İç düşman cehalettir! Adaletsizliktir! Sömürüdür! Yoksulluktur! Yolsuzluktur! Yasaklardır! Bağnazlıktır!

Bunları dile getirdiğim için varlığımı suç sayıyorlar. Neden?

Çünkü, Atatürk düşüncesinden, BİZ’den korkuyorlar. Bağımsız Türkiye, özgür insandan korkuyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük olmasından korkuyorlar. Bunları savunan Tuncay Özkan’dan korkuyorlar.

Bunları savunduğum için bedel ödetiyorlar. Onun için Silivri’de tecrit hücresindeyim.

Bunun için saldırı altındayım.

Yüzyıllardır uygulanan o en alçak plan yürürlükte.

Bir gerçeği tahrip için; iyi olana saldırıyor, kötüyü övüyorlar.

İç düşmanlarla açık açık karşı karşıya gelecek, omuz omuza mücadele edecek insanları birbirinin karşısına dikiyorlar. Çünkü cehaletin azgın cüretkarları içimize sızmış durumda. Ne yazık ki bunda da başarılı oluyorlar.

Kıymetli yurttaşlarım; burada elinizi vicdanınıza koyup; sizi en iyi temsil edecek olanı seçeceksiniz. Sizi mecliste, Tuncay Özkan mı, onlar mı daha iyi temsil eder? 12 Haziran’da karar vereceksiniz.

Tuncay Özkan sizden biridir. Onu iyi tanıyorsunuz. Ben yazgısı tıpkı sizin gibi olan biriyim. Yazgımı seviyorum. Onu kazanmak için tıpkı sizin gibi mücadele ediyorum: Sizin adınıza da mücadele ediyorum.

Silivri’de tecrit hücresinde bu yüzden suçum dahi söylenmeden tutsak tutuluyorum. Konuşma, savunma, haykırma, ağlama olanağım dahi elimden alındı.

Yalnız ve tecritteyim. Siyaseten de tecritte olmamı istiyorlar. İstiyorlar ki unutulayım, “Aşk” ile bağlı olduğum halkımın hafızasından silineyim. Ancak tek güvencem ve inancım halkımdır. Bu entrikaları planlayanlar, halkımızın çelik iradesini ve kararlılığını 12 Haziran’da sandıkta görecekleridir. Çünkü benim halkımdan başka kimsem yoktur, halka gitmekten başka çare de yoktur. Benim çarem olan halkıma; “sen siyasete böyle bakma şöyle bak” diyorlar. “Tuncay Özkan’ı görme, unut” diyorlar. “Onu Silivri’de bırak, zindanda kalsın, tecritte o ve siyasal görüşleri yok olsun” diyorlar.

Buna mirasyedi gardırop Atatürkçüleri ile Cumhuriyet bezirganları da alkış tutuyorlar. Hatta bazıları, “O dava adamı değil mi, yatsın 10-15 yıl. Ne olur ki?” bile diyebiliyorlar.

İktidarın zorbalarıyla kol kola giren Cumhuriyet lümpenleri, Atatürk Cumhuriyeti’nin yıkımı projesinde birlikte hareket ediyorlar. Aynı şeyi söylüyorlar:

“Tuncay Özkan’ı unutun hücrede. Siyaseten de unutun. Unutun ki bir daha oyunumuzu bozamasın. Başımıza bela olmasın. Bir daha Cumhuriyet mitingleri gibi bir olayı yaşamayalım” diyorlar. Halk umudunu ve onurunu siyasetin meydanlarında savunamasın, inancını haykıramasın istiyorlar.

Tuncay Özkan’ı siyasal tecritte de tuttular mı onlara her gün düğün, bayram.

Ben Anadolu’nun isyan çığlığıyım. Onun için hücrede, tecritte tutuluyorum. İtilip kakılan, acımasızca sömürülen Anadolu’nun çığlığıyım ben. Bu nedenle halkımız beni unutmadı, unutmayacak. Bunu 12 Haziran’da göreceğiz.

Bana değil benim düşüncelerime karşı çıkan bazı aydınlar dahi beni fiziken Silivri’de, siyaseten hücrede tecritte tutma politikasının ne zaman başladığını ve amacın ne olduğunu yazıyorlar.

Halkımın bu linç politikasını yıkacağını biliyorum.

Türkiye’ye karşı, düşüncelerime karşı bu linç politikalarını uygulayanlar unutmasınlar ki; Atatürk düşüncesi yakında coşkuyla yeniden sandıktan çıkacaktır. Tuncay Özkan bu düşüncenin bir sembolüdür; halkımın iradesi oyunları bozacak, beni özgür bırakacaktır. Çünkü biz buna bir çare üretemezsek, düşman bizi zavallı bir duruma getirecektir. Yaşadıklarımız bunun göstergesi değil mi?

Korku ve cehaletin egemen olduğu bu günlere nasıl geldik? Değerlerin, ilkelerin, adaletin, ayaklar altına alınmasına; Cumhuriyetin yıkılışına göz göre göre getirilmedik mi?

Bu sürece 12 Haziran’da, seçim sandığında dur demek için, adalet ve özgürlük için; ey Anadolu, sana geldim. Senden hak ve adalet vekaletini istiyorum.

İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı
Tuncay ÖZKAN - 22 Nisan 2011
Silivri 1 Nolu Cezaevi - B/3 Tecrit Hücresi

http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul