Nasıl Seçim Ama?..

Yüksek Seçim Kurulu, 12 bağımsız adayı veto etti. Gerekçe, daha önceki mahkumiyet kararları. İstediğiniz soruyu sorun. Kışanak ve Tuncel’in sabıkaları bilinmiyor muydu? Daha önce nasıl milletvekili oldular? Veya deyin ki: “Bu arkadaşlar kendi durumlarını bilmiyorlar mıydı, neden aday oldular?”


Bu sorular sorunu çözmez. ÖDP’nin seçime sokulmamasını nasıl açıklayacaksınız? Eksik evrak varmış. Uyar, tamamlasınlar. Olmaz. TKP adaylarında da sorun çıkmış. Eh, böyle seçimde çıkar.

Bütün bunlar sorun değil. Seçime böyle gitmek sorun. Bu koşullarda sandığı kim koyarsa, o kazanacaktır.

Gelin başka sorular soralım…

Nasıl bir seçim sistemidir ki bağımsız aday olmak isteyen 7 bin 700 bilmem kaç lira ödemeden aday olamıyor? Bu ülkede parası olmayan siyaset yapamayacak mı? TBMM’nin yolu sadece kalantorlara mı açık? Bu rakamı kim belirliyor? Bu paraya neden hiçbir siyasi parti veya medya itiraz etmiyor?

Türkiye’de yaşanan siyaset iklimini neden kimse sorgulamıyor? Bir siyasi parti lideri düşünün, siyaset hayatı boyunca katıldığı 11 seçimin 8′inde cezaevinde? “Haydi arkadaşlar, seçim yapacağız, Doğu sen cezaevine gireceksin.” Doğu Perinçek nasıl seçim kazanacak bu koşullarda? Hiç miting yapamayacak, hiç seçmen eli sıkamayacak, seçmen hiç onun ağzında vaat dinleyemeyecek. Eee? Nasıl olacak?

”Telefonda eşine seçim propogandası yaptın!” Doğu Perinçek, cezaevinden telefonla konuştuğu eşine, siyasi propoganda yapmış. Bir, Perinçek aday, propoganda yapmasın mı? İki, bu ülkede seçim propogandası yapmak yasak mı? Üç, yahu insan yapa yapa eşine mi siyasi propoganda yapar? Dört, yaparsa yapar, kime ne?

Seçim yapıyoruz. Yapalım. Bazı siyasi partilere trilyonlarca lira vereceksin, kimilerinin genel başkanlarını içeri atacaksın. Sonra bunun adı demokrasi olacak. Tuncay Özkan ne yapsın şimdi?

”Ben Sivas katliamının avukatlarını aday yapacağım, kimse karışmasın. Sen Silivri’deki yurtseverleri aday yapamazsın. İrtibat ofisi olur, bütün medyamla tepene binerim. Silivri’dekiler hiç aday olamaz. Hücreye atarım. Ben seçimlerden önce bütün afiş tabelalarını parayı bastırıp kapatırım, sana ‘Duvara afiş astın’ diye ceza yazarım. Benim hiçbir pankartıma kimse dokunamaz, senin seçim otobüsünü taşlatırım.”

Arkadaş, adama sorarlar. “Sen nasıl milletvekili seçildin?”diye. Yalçın Küçük yazdı işte.(Onu da attınız içeriye…) Hikaye şu: Siirt’in bir köyünde, bir sandıktaki oylar sayılmadı diye seçimler iptal edildi. Yenilenen seçimlerde Tayyip Erdoğan aday gösterildi ve seçildi. Problem nerede? Şurada: Türk seçim sistemine göre tekrar edilen seçime yeni aday sokulamaz. Eksilen aday yerine, önceki seçimde seçilemeyen veya yedek olan adaylardan biri gösterilir. Yalçın Küçük, Erdoğan’ın milletvekili seçilmiş sayılmayacağını yazdı yıllarca.

İtiraz etmeyelim lütfen. Bizim seçim sistemimizin adı, “gücü gücüne yetene” seçimi. Bu koşullarda, haydi, sıkıysa seçim yapalım.

Halil NEBİLER - 20 Nisan 2011 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Mostly cloudy

23°C

Istanbul