cgb_meclise

Yalnız Değilsin Ey Vatan, Gözyaşların Dinsin, Yetişti Çünkü Cumhuriyet Güçbirliği !..

AKP - “Hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz”, “İşimiz hizmet gücümüz millet”, “Durmak yok, hizmete devam”

Y-CHP - “Türkiye rahat bir nefes alacak”, “Herkes için CHP” , “CHP varsa, herkes için var”

MHP - “Ses Ver Türkiye”


Sloganlar çarpıcı, dikkat çekici. Ama sadece içi boş sloganlarla bir yere varılamayacağını 1946’dan bu yana öğrenmiş olmalı artık herkes.

Hükümeti oluşturan partinin dokuz yıllık iktidarlığı sürecinde açılım politikalarıyla etnik bölünme eşiğinde olunduğunu; dini siyasi faaliyetlerin odağına oturtarak demokratik ve laik devlet yönetiminden uzaklaşıldığını; milli ekonomimizin zayıflatılıp, üretim toplumundan çıkarak tüketimci ve sadakacı anlayışın benimsetildiğini, yanı sıra iç ve dış borçlanmada had safhaya ulaşıldığını; belgelerle kanıtlanmış, elimizi kolumuzu bağlayan, bağımsızlığımızı ipotek altına alan anlaşmaların yapıldığını; milli savunmamızın itibarsızlaştırılıp, etkisizleştirildiğini; düşünce ve ifade esaretliğinin alenen yapıldığını, birçok alanda yaşanmış, bazıları kanıtlanmış şaibelerin her geçen gün sayısının arttığını, seçimler sonrası Anayasa’nın değiştirilemez kabul edilen maddelerinin değiştirilerek federasyon yolunun açılacağını da öğrenmiş olmalı.

Halkın partisi olduğunu iddia edenlerin ise bundan vazgeçmiş olduklarını uzun bir süredir söylemleriyle, son olarak ise belirledikleri milletvekili adaylarıyla çoktan ispatladıklarını da öğrenmiş, en azından fark etmiş olmalı herkes.

Zaten PM üyelerinden Binnaz Toprak da durumu tek bir cümlede özetleyiverdi:

“CHP artık CHP değil. Milliyetçi ve ulusalcı olarak tanımlanamayacağı kesin!’


Nokta!.. Fazla söze ne hacet?.. Sustuk!..

Duymadı hiç kimse “Ne Amerika Ne Avrupa, Tam Bağımsız Türkiye” sloganını!..

Duymadı tam bağımsızlık yolunun antiemperyalizmden, Atatürk’ün altı okundan, Kemalist Devrimlerden geçtiğini!..

Yani okların adı kalmış, yönleri ulusu değil, ABD ve AB’yi gösteriyor.

Öyleyse, o zaman vaat ve programların ne kadar ulus yararına olduğu da sorgulanmalı ve iktidar adaylarına şu sorular sorulmalı:

* Tam bağımsız, üniter, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti ne kadar koruma altında olacak?

* İrtica ile mücadelede neler yapılacak, devlet kurumlarında ayyuka çıkmış çeteleşmeler için ne gibi önlemler alınacak?

* Sınıf ayrımcılığı, ağalık düzeni, emek hırsızlığı, modern kölelik sistemi nasıl engellenecek?

* Eğitim sisteminin yeniden millileştirilmesi, eğitim kurumlarının ilim ve aydınlanma yuvası olması, bilim ve teknolojinin ışığında daha ileri gitmesi için hangi yöntemler uygulanacak?

* Misyonerlik ve ajanlık faaliyeti iddialarının, yoksa ispatı, varsa etkisizleştirilmesi için neler yapılacak?

* Sağlık ve eğitim gibi sosyal devletin temel görevleri ticarileştirilmekten nasıl kurtarılacak?

* Devletin taşeronlaşma yöntemi ile çalışan adına her türlü güvenceyi devre dışı bıraktığı sistemde emekçilerin iş ve sosyal güvenceleri nasıl sağlanacak?

* Milleti işsizlik girdabından kurtararak üretime dâhil etmek, sadaka ve yardımlar yerine birer birey oldukları bilincini yerleştirmek, milli ekonomiyi her alanda yeniden diriltmek için dere tepe, yer altı, yer üstü bütün milli kaynaklar ülke yararına nasıl kullanılacak, yani kapitalizme karşı milli ekonomik değerler güce nasıl dönüştürülecek?

* Komşularımız ve diğer ülkelerle ilişkilerimiz ekonomik, siyasi, kültürel vs. olarak tam bağımsız ülkelere yaraşır milli politikalarla mı, yoksa emperyalizm ve bağımlılık rotası dâhilinde mi yürütülecek?

Bu soruların sayısı arttırılabilir. Siz ekleyin kalanını da.

Mevcut partilerin yanında şimdi fark edilmesi ve şans verilmesi gereken en önemli oluşum, bağımsız adaylarla seçimlere girecek Cumhuriyet Güçbirliği’dir

Süreçten ve gelinen noktadan rahatsız olan Atatürkçü, devrimci, demokrat ve yurtseverlerin gidişata tepkisi sonucu ortaya çıkmıştır Cumhuriyet Güçbirliği oluşumu. TBMM’de milletin sesi, temsilcisi olmak, Atatürk devrimlerinden yana bir güçbirliği oluşturmak hedefiyle yola çıkan oluşumun programı;

bağımsız, birleşmiş ve demokratik Türkiye’yi yeniden yaratmak için bütün kazanımlarıyla Atatürk Devrimleri ile program ve icraatlarıdır.

Yani; Devlet, ulusun olacaktır.

Yönetim, halkındır.

Vatanı, devletçiklere bölünme tehlikesinden kurtaracak ve birleştireceğiz.

Etnik ve mezhepsel bölünmelere son verecek, ulusumuza kardeşlik, eşitlik ve özgürlük getireceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkı olarak tek milletiz ve gönüllü birliği sağlayacağız.

Ordumuza yönelik yabancı devlet operasyonuna derhal son vereceğiz.

Komşularımızla sıcak dostluk ilişkilerini canlandıracak; büyük devletlerin projelerinde rol alınmasına son vereceğiz.

Sıcak para komisyonculuğuna son, paranın giriş çıkışına kontrol!

Bölgeler arası denge ve hizmet için kamu yatırımı!

Herkese iş, herkese aş, herkese sağlıklı konut, parasız sağlık ve eğitim!

Üretimi esas alan milli ekonomi!

Tarıma destek!

Esnaf, zanaatkâr ve girişimciye sermaye ve kolaylık!

Türk çarşılarında türk tüccar ve türk esnaf!

Hakça bölüşüm!

Kamu hizmeti yapan, ulusun emrinde güçlü devlet!

Özgür halk!


Atatürk ilke ve devrimlerinden, tam bağımsız Türkiye’den, hak, adalet ve eşitlikten yana tavır koyanlar işte fırsat, işte oluşum, işte ses, işte yürek!..

Canan ARSLAN - 17 Nisan 2011 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul