ilk_uc_madde_sozu

Tayyip Erdoğan Seçimlerden Sonra Anayasanın İlk 3 Maddesini Değiştirecek

Erdoğan’ın gizli ajandasını İsviçreli parlamenter deşifre etti.

Başbakan’la öğle yemeği yiyen Gross, “Bana anayasanın ilk 3 maddesi gibi Türklük vurgusu yapan maddelere artık ihtiyaç kalmadığını söyledi” dedi!


İşte o 3 madde


1 Türkiye Devleti  bir Cumhuriyettir.

2 Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

3 Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.


Türklük yok, başkanlık mı var!


AKP’nin hayalindeki ’yeni anayasa’nın ilk 3 maddeyi ve Türklük vurgusunu ortadan kaldırmayı hedeflediği ortaya çıktı. Açıklama, AKPM’deki konuşması sonrası Erdoğan’la öğle yemeği yiyen AKPM Sosyalist Grup Başkanı Andreas Gross’tan geldi.

“Ben çok ilgi çekici buldum!”


Gross, şöyle konuştu :

"Bana artık Anayasa’nın ilk 3 maddesi gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyaç olmadığını söyledi. Bence bu çok ilgi çekici. Türkiye’yi dikkatle desteklememiz gerekiyor."

AKP’nin ilk hedefi Türklük


12 Haziran’daki seçimlerde anayasayı tek başına değiştirecek sayıyı hedefleyen iktidar, bunu başarırsa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ilk 3 maddesini değiştirecek. Erdoğan bu niyetini AKPM üyesi Gross’a açıkladı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Sosyalist Grup Başkanı Andreas Gross, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, kendisine “Artık Anayasa’nın ilk üç maddesi gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyaç duyulmadığını” ve bu maddelerin “ileride olmayacağını” söylediğini açıkladı. Erdoğan’ıın İsviçreli parlamentere yaptığı açıklamadan, seçimlerden sonra gündeme getirilmesi düşünülen “Yeni Anayasa”da değiştirilmesi teklif edilemez ilk 3 maddenin değiştirileceği anlaşıldı.

Canlı telefon bağlantısı

Erdoğan’ın Fransa Strasbourg’da AKPM toplantısında yaptığı konuşmanın öğle arasında başbaşa yemek yediği İsviçreli parlamenter Gross, aynı gün NTV Ana haber bültenine telefonla canlı olarak bağlanıp, Can Dündar’ın sorularını yanıtladı. Dündar ilk olarak şu soruyu sordu: “Siz AKPM’de Başbakan’a Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü adına bir soru yönelttiniz. Erdoğan’ın yanıtı sizi tatmin etti mi?”  “Hem evet hem hayır” diyen Gross bu soruyu, “Bir takım sorunların olduğunu o da kabul etti. Ama aynı zamanda Sayın Pamuk’un korkacak bir şeyi olmadığını da ifade etti” şeklinde  yanıtladı.

Soruşturmalar derinleştirilecek

Dündar’ın, “Öğle yemeğinde toplantı esnasında söylediğinden farklı bir şey söyledi mi” sorusunu “Hayır” diye yanıtlayan Gross, “Ancak bizi kabule hazırdı. Ve soruşturmaların daha da derinleştirilmesi gerektiğini söyledi. Ve Türkiye’de ifade özgürlüğünün kısıtlanmadığını göstermeye hazır olduğunu’ söyledi” açıklamasını yaptı.

Kürtlere azınlık dedi

Dündar, son olarak, “Siz Sosyalist Grup olarak Türkiye’deki gelişmeleri özellikle de bu yargılamalar ve basın özgürlüğü konusunda ki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu yöneltti. Gross, “Biliyorsunuz Kürt halkının ihtiyaç duyduğu haklara,  ’kültürel bir azınlık olarak’ sahip olmamaları beni endişelendiriyor. Aynı zamanda yargı sisteminin çok otoriter olduğunu düşünüyorum. Bu konuda endişelerim var” dedi.

“Türklüğe vurguya ihtiyaç yok”

Gross, açıklamalarını şöyle tamamladı:

“Öğle yemeğinde yapılan yorumların en önemlisi, en ilginciydi. Bu maddelerin yalnızca bir geçiş sürecinde varolabileceğini söyledi. Ve kendisi de Türkiye’nin Anayasasındaki 1. madde ya da 3. madde gibi Türklüğe vurgu yapan maddelere ihtiyaç olmadığını, olmayacağını söyledi. İleride... Bence bu çok ilgi çekici bir yorumdu. Dolayısıyla bizim Türkiye’yi çok dikkatli bir şekilde desteklememiz gerekiyor. Özellikle de bu olasılıkların kullanılmadığından emin olmamız gerekiyor. Ben zaten gerçekleşeceğinden son derece iyimserim. Özellikle de Türkiye’de herkese demokrasi ve insan hakları yönünde ilerleyeceğini düşünüyorum. Kürtler için, aydınlar için, bütün farklı azınlıklar ve gruplar için.”

*******************

Değiştirilemez ilk üç madde

MADDE 1 - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
II. Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III. Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara’dır.


Yeni anayasa için baraj düşmeliydi

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Fransa’da düzenlenen Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada seçim barajının referanduma götürülebileceği şeklindeki sözleri TBMM dışındaki muhalefet tarafından da tepkiyle karşılandı. DSP İstanbul Milletvekili Hasan Macit, seçim barajı konusunun bu seçimden önce çözüme kavuşması gereken bir konu olduğunu hatırlatarak şöyle dedi: “Biz Başbakan’a bu konuyla ilgili olarak önerimizi sunmuştuk. Ancak o zaman kendisi bunu değerlendirmeye almadı. Yeni TBMM’ye yeni anayasa görevinin şimdiden biçildiği bu günlerde seçim barajının yüzde 10’un altında olması gerekirdi. Bu şekilde gidilen seçimlerde bu TBMM tablosu katılımı tam anlamıyla sağlanamaz. Bu da yeni anayasa açısından tartışmayı şimdiden başlatır.”

Meşruiyeti tartışılır


Son günlerde kamuoyunda seçilecek yeni TBMM’nin ilk işinin anayasa oluşturulması olacağı yönündeki kanıyı değerlendiren Macit, şunları söyledi: “Eğer bugün söylendiği gibi yeni TBMM anayasa yapacaksa bu anayasa şimdiden demokratik anlamda meşruiyetini tartışmaya açar. Yüzde 10’luk barajla gidilen bir seçimden sonra oluşacak meclisle anayasa yapılması demokratik katılımcılık açısından olumlu değildir. Şimdiden üç partinin barajı geçeceği yönündeki kanıları da anayasayı gölgelemektedir. Zaten barajın düşmesi bu açıdan önemliydi. Yeni anayasanın yeni parlamentoda yapılması iddiaları bu seçimlerden önce de söz konusuydu. Bu nedenle seçim barajı bu dönem düşmeliydi.” DSP’li Macit, Başbakanın bu konuyu seçimlerden önce gündeme getirmesi gerektiğini ancak geç kaldığını ifade etti. Macit, “Bir daha aday olmam” diyen Başbakan’ın seçim barajı konusunu bu seçimlerden sonraya bırakmasını manidar bulduğunu kaydetti.

Salim YAVAŞOĞLU - 15 Nisan 2011 - Yeniçağ

Son Yazılar

Mostly cloudy

20°C

Istanbul