mersin sehir hastanesi225

Şehir Hastaneleri Gerçeği!

Hükümet - müteahhit işbirliği... Ulusal çıkarlar mı? Özel çıkarlar mı?

Özgür ve iyi gazeteciliğin kalesi Cumhuriyet’te her gün yazıyor olsaydım her gün sorardım: 

“Vergilerimizi bir avuç işadamına neden akıtıyorsunuz?” 

Şehir hastaneleri ile ilgili beş hafta boyunca, her yazıda yeni bir bilgi paylaşarak bu hastanelere maliyetlerinin en az 25 katı para ödeyeceğimizi anlattık. 

Geçen gün Sağlık Bakanı, yeni bir şehir hastanesinin açılışında konuştu, ancak bizim burada ve TELE 1 ekranlarında gündeme getirdiğimiz hiçbir soruya yanıt vermedi. 

Yandaş müteahhitlere, kamu kaynaklarından üstelik kamu denetimi dışında milyarlarca dolar neden aktarılıyordu? 1 TL’lik iş, kimi yerde 300 katına nasıl yapılabiliyordu? 

AKP’nin üzerinde yükseldiği sermaye grubunu bu kadar ayrıcalıklı kılan neydi? 

Başından bu yana “mega projelerin” karşısında olduğumuzdan değil, maliyetlerinin çok üzerinde yapıldığından söz ediyoruz. 

Köprü-otoyol-tünel garantilerinde büyük sapma…

Yalnızca şehir hastanelerine denetim dışı, fahiş, maliyetlerin çok üzerinde milyarlar akıtılmıyor... Hükümet - müteahhit işbirliği ile yani moda adı ile Kamu Özel İşbirliği modeli ile yapılan köprü, havalimanı, tünel, yol yapımlarında da benzer bir servet transferi söz konusu... 

Bütçeyi titizlikle analiz ederek “mega projelerin” olağanüstü maliyetlerini anlamamızı sağlayan Prof. Duran Bülbül, yeni bir inceleme raporunu benimle paylaştı. Raporda yalnızca 7 otoyol ve köprü projelerinin toplam yatırım tutarının 140 milyar TL’yi bulacağı belirtiliyor. 

Raporda bütçeye konulan garanti ödemelerinin sapmasına da dikkat çekiliyor. Ulaştırma Bakanlığı’nın 2017 yılında 3.7 milyar TL’lik ödeneği yıl sonunda 4.7 milyar TL’ye, 2018’de 7.5 milyarlık ödeneği ise 9.4 milyara ulaşıyor. 

Tıpkı şehir hastanelerinde olduğu gibi, tünel-köprü-yol projelerinde de aynı işler arasında farklı fiyatlar ortaya çıkıyor. Sayıştay raporuna yansıyan bir örnek vereyim: 30 metre yüksekliğinde 130 km/h rüzgâra dayanan kule tiplerinde yüzde 50’ye varan maliyet farkları var. Aynı yol üzerindeki aynı kulelerde farklı fiyatlar! 

İlk üç ayda yandaşlara 3.1 milyar tl garanti ödemesi!

 2020 yılında köprü, yol ve havalimanlarının garanti ödemesi için bütçeye 12 milyar 569 milyon 372 bin TL ödenek konuluyor. Prof. Bülbül’ün raporunda, bütçe içine gizlenen garanti ödemelerinin detayları yer alıyor. 

İlk kez okuyacağınız bir tespiti aktarıyorum: AKP hükümeti ekonomik krizin giderek derinleştiği, aralık ayı itibari ile dünyayı sarsacağı belli olan koronavirüs salgını sürecinde yandaş müteahhitlerin ödemelerini tıkır tıkır yapmış. 

Yılın ilk üç ayında garanti ödemesi kapsamında müteahhitlere 3 milyar 185 milyon 206 bin TL ödenmiş! 

Üstelik garanti ödemelerinin yılın başında değil, sonunda yapılması gerekiyorken! 

Atatürk döneminde kırtasiye malzemelerinin fiyatlarının bile yer aldığı şeffaf bütçeden, milyarlarca lira ödemenin perdelendiği karanlık bütçeye!.. 

*** *** ***

Yapılan ödemelerin perde arkasına bakmak istediğimizde karşımıza çıkan “ticari sır” kavramını geçen haftaki yazımda paylaşmıştım. 

“Halkın parasını ödediği hiçbir işte sır kavramı olamaz” diye tekrar edelim. 

 Devlette sır, yalnızca ulusal güvenlik konularında geçerlidir... 

Ne dersiniz?

AKP’nin ticari sırları ulusal çıkarları mı, özel çıkarları mı koruyor?

Tuncay Mollaveisoğlu - 27 Mayıs 2020

 *** *** ***

Mega projeler, mega şirketler ve ticari sır! Müteahhitler Meclis’in üzerinde mi?

Parasını halkın ödediği işlerde sır kavramı olmaz...

Sadece Türkiye’ye özel bir durum bu!

Şehir hastaneleri, yol, köprü, tünel, liman ve havalimanı gibi kamu - özel işbirliği ya da yap-işlet-devret modeli ile yapılan projelerde, ne zaman maliyetleri sorgulasak karşımıza “ticari sır” kavramı çıkıyor...

“Ticari sır” vergilerimizden yandaş müteahhitlere aktarılan milyarlarca liralık ödemelerde, örtü görevini üstleniyor...

Neyin örtüsü?!

Şehir hastaneleri ile ilgili 4 hafta boyunca sarsıcı dizi haberlere imza attık. Hastanelerin maliyetlerinin görünenin çok üzerinde olduğunu, Türk ekonomisinin bu maliyetleri kaldıramayacağını ortaya çıkardık.

Hükümetin yandaş müteahhide ödediği bir yıllık hastane kirası ile devletin kendisine bir hastane yapabileceğini anlattık. 25 yıl boyunca sadece bir şehir hastanesine ödenecek kira parası ile aslında 25 hastanenin yapılabileceğini rakamlarla ortaya koyduk... ( İlk kez okuyanlar geçmiş yazılarıma bakabilirler)

 Tüm bunları araştırırken karşımıza çıkan kavram hep aynıydı... “Ticari sır”...

*** *** ***

Prof. Dr. Duran Bülbül’ün şehir hastaneleri ile ilgili inceleme raporu olmasa hükümetin “mega rüyasının” vatandaş için nasıl bir kâbus olduğunu anlayamayacaktık.

Meclis’te konunun takipçisi olan CHP’li Fikret Şahin’in Plan Bütçe Komisyonu’ndaki soruları da yine aynı kavram -ticari sır- gerekçe gösterilerek yanıtsız kalmış.

Oysa devleti yönetenlerin hesap verme zorunluluğu var! Çünkü harcadıkları para vatandaşın ekmeğinden kestiği, alın teri, göz nuru vergilerden oluşuyor!

Kamu kaynaklarının nasıl kullanılacağı, 5018 sayılı yasa ile karara bağlanmış.

O kadar açık ki, bir örnek vereyim: Mali Saydamlık, madde 7: “Her türlü kamu kaynağının elde edilmesinde ve kullanılmasında denetimin sağlanması için kamuoyu zamanında bilgilendirilir” diyor...

Madde 8, hesap verme sorumluluğunu anlatıyor... 

Sağlık Bakanlığı şehir hastaneleri ile ilgili Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nu uygulamıyor! Yalnızca Sağlık Bakanlığı değil, Ulaştırma Bakanlığı da aynı şekilde... Kamu-özel işbirliği yani hükümet - müteahhit işbirliği ile yapılan milyarlarca liralık projelerin tamamında bu kanun devre dışı!

Tuz koktu ise daha neyi, nasıl anlatabiliriz?!

*** *** ***

“Müteahhitlerle yapılan sözleşmeleri açıklayın” diyoruz ama kapı duvar!

Müteahhitlerin bildiği, kredi veren kuruluşların bildiği, müteahhitlerle anlaşma yapan hükümet yetkililerinin bildiği sözleşmeleri halk bilmiyor!

Parasını biz ödüyoruz, vergi verenler ödüyor ama kime, nasıl, ne kadar para ödediğimizi bizden gizliyorlar!

Sır sözleşmeleri, halkın iradesini temsil eden TBMM de bilmiyor! Meclis, müteahhitlerin önünü açmak için, kredi kuruluşlarının taleplerini yerine getirmek için, özel yasa çıkarılmasında bile kullanılıyor.

Yani müteahhitler ve kredi kuruluşları Türk milletinin egemenlik hakkını, bütçe hakkını temsil eden Gazi Meclis’in bile üzerinde, öyle mi?!

“Meclis mi kaldı?” dediğinizi duyar gibiyim... Sorun da bu zaten... Alışmak!

Devletin kurum ve kuruluşları yok edilirken, devlet bir aile şirketi haline dönüşürken tüm çöküntüyü izlemekle yetinmek...

*** *** ***

Mega projelere bakın, mega yatırımlara... vergilerimizi harcarken ticari sır örtüsünün gerisine saklanan işadamı-bürokrat-siyasetçi çemberine bakın...

Kırılan umutların, yitirilen yarınların, yoksulluğun nedenlerini orada göreceksiniz...

Tuncay Mollaveisoğlu - 20 Mayıs 2020

 *** *** ***

Şehir hastanelerindeki sır rakamları açıklıyoruz...

TBMM’den saklanan, KİT Komisyonu ve hazineden gizlenen, bakanlıkların top gibi birbirlerine attıkları, Sayıştay denetiminden kaçırılan şehir hastanelerinin, sözleşmelerden kaynaklı mayıs ayı itibari ile ulaştıkları kira rakamlarını açıklıyoruz. 

Şehir hastanelerinde milyarlık kira artışları...

*** *** ***

Şehir hastaneleri: Kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Şehir hastanelerinin halka maliyeti şehir efsanesi haline gelmişti...

Cumhuriyet’te yer alan haber selimizle son iki yazıda bu maliyetleri gözler önüne serdik. 

Kral çıplak” dedik...

Konu ile ilgili hükümete, Sağlık Bakanlığı’na ve müteahhit şirketlere “yanıt hakkı” verdiğimizi ifade etmemize rağmen şu ana kadar gündeme getirdiğimiz konularla ilgili bir açıklama yapılmadı. 

Bugün devam ediyoruz... 

Düşünün, müteahhit hastaneyi yapmış, bina beş yıldızlı otel gibi, ancak içine koydukları teknik cihazların teknolojisi eski ve cihazlar kullanılamaz durumda...

Bazı şehir hastanelerindeki teknik donanım, kapattıkları devlet hastanelerinin bile gerisinde... 

Normal şartlarda müteahhitle ilgili soruşturma açılması, bu hastanelerin eski teknoloji ve sözleşme dışı bir donanım ile neden teslim edildiğinin sorgulanması gerekirdi. 

Vatandaşın boğazından kesip ödediği vergilerle yapılan bu hastanelerde kamunun hakkı ne aranıyor ne de korunuyor!

Yapılan tespitlerden örnek vereyim:

(...) müteahhidin teslim ettiği anjiyo cihazının, ameliyat masaları ve anestezi cihazlarının üretimlerinin sonuna geldiği, 20 yıl öncesi teknolojileri olduğu, dünyada kullanılmadığı... solunum cihazlarının yeni doğanlar için uygun olmadığı, ultrasonografi cihazlarının teknik yetersizlik nedeni ile hastane depolarına kaldırıldığı...” 

Peki, “hizmete hazır” denilerek teslim edilen bazı şehir hastanelerindeki uygun olmayan cihazlar depolara kaldırılınca yerlerine ne getirilmiş? Bu sorunun yanıtı da ayrı bir skandal... Çünkü eski ve eksik malzemelerin yerine, kapatılan devlet hastanelerinden sökülen cihazlar getirilmiş!

·         Devlet hastanelerinden cihaz söküp getirecekseniz, şehir hastanelerini yalnızca binası için mi yaptınız? 

·         Sözleşmelere göre hastaneleri teknik donanım dahil teslim etmesi gereken müteahhitlere, eksik ve eski donanımdan kaynaklı yaptırım uyguladınız mı? 

·         Kamu hastanelerinden söktüğünüz cihazları hangi kanuna dayanarak şehir hastanelerine taşıdınız? Bu cihazları sattınız mı, kiraladınız mı, hibe mi ettiniz? 

·         Çok sayıda soru var, yetkililerden yanıt bekliyoruz. 

Bitmedi...

Kiraların ulaştığı astronomik rakamlar...

Şehir hastaneleri ile ilgili “ulaşılması imkânsız” bir başka konu, bu hastanelere devletin yıllık ne kira ödediği ile ilgili...

Prof. Dr. Duran Bülbül, Sayıştay raporları, mali analizler, yatırım programları, bütçe ödemelerinden yola çıkarak, iğne ile kuyu kazar gibi bir inceleme raporu hazırladı. Bu raporda yer alan ilk kira bedelleri ile kur farkının yansıtılmasının ardından bugün gerçekleşen kira bedelleri arasında devasa uçurumlar var!

Örneğin: 

Ankara Etlik Şehir Hastanesi, devlete 319 milyon TL yıllık bedelle kiralandı. Sözleşmelere göre üç ayda bir kur farkı kiraya yansıtılıyor. Mayıs ayı kur hesabı ile hastanenin yıllık kiralama bedeli 1 milyar 376 milyon liraya ulaştı!

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, 289 milyon TL yıllık bedelle devlete kiralandı. Hastanenin bugün ulaştığı yıllık kira 1 milyar 103 milyon 885 bin TL.

Elazığ Şehir Hastanesi, 94 milyon 837 bin TL bedelle yıllık olarak kiralandı. Bugün kiranın ulaştığı rakam 374 milyon 526 bin TL...

Adana Şehir Hastanesi’nin, 137 milyon TL yıllık kira bedeli, bugün 535 milyon 251 bin TL’ye ulaştı.

Yozgat Şehir Hastanesi, 44 milyon TL bedelle kiralandı, bugün kur farkı yansıtılarak kiranın ulaştığı rakam 168 milyon 931 bin TL...

 İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi... 242 milyon yıllık kiralama bedeli mayıs ayı itibari ile 940 milyon TL!

Hastanelerin bir kısmı faal, bazılarının yapımı sürüyor. Şehir hastanelerine ödenen yıllık kira bedelleri ile devletin kendi hastanelerini yapabileceğini daha önce açıklamıştık. 

·         Devlet kendisi hastane yapmak yerine neden müteahhitlere bu alanı devretti. 

Şehir hastanelerine yer açmak için devlet hastaneleri neden kapatıldı?

·         Müteahhitlere ayrıcalıklı, fahiş kiralama hizmetleri neden ve nasıl sunuldu?

·         25 yıl boyunca ticari alanlar ve görüntüleme, yemek, temizlik gibi birçok hizmeti müteahhitlere veren hükümet, neden bu faturaları denetlemiyor? Aynı iş ve hizmetler neden farklı fahiş fiyatlarla fatura ediliyor? 

·         Tüm alt hizmetlerde verilen garantiler, bu hastanelerin hasta garantili olarak ihale edildiğini gösteriyor. Neden? 

·         Kamunun, vergi verenin, devletin, şehir hastaneleri ile kazancı nedir? Devlet neden kendi hastanelerini kapatıp özel şirketlere kiracı duruma düşürüldü? 

Müteahhitlere sunulan ayrıcalıkları ve gazetemizde 3 haftadır gündeme getirdiğimiz soruları yanıtlamanızı bekliyoruz. 

Değerli Okur;

Bir kez daha soralım; 

Kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Tuncay Mollaveisoğlu - 13 Mayıs 2020

*** *** ***

Şehir Hastaneleri gerçeği: Faturalar arasındaki fahiş fiyat farkları!

Bir süredir hem TV programlarımda hem de bu köşede şehir hastanelerinin perde arkasını soruşturan, yeni bilgi ve belgelerle sorular soran haberleri paylaşıyorum. 

Pazartesi günü Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan çok sert sözlerle muhalefete yüklenirken kamu özel işbirliği ve ödeme garantili ihaleleri eleştirenlere de ağır ithamlarda bulundu. 

Ben, AKP öncesindeki iktidarları da, yolsuzluk çarkları nedeniyle eleştiren, deşifre eden, o dönemleri haber ve kitaplara konu eden bir gazeteci olarak, “AKP’ye özel bir kin ile değil” gazetecilik gereği, geçmişte olduğu gibi hükümeti takip ediyorum. Bilgi ve belgeler ışığında sorular soruyorum... 

Erdoğan’ın “rüyam” dediği şehir hastanelerinin Türkiye ekonomisi için bir kâbus olduğunu görüyor ve söylüyorum. 

Bilgi ve belgelere dayanarak, konunun tarafı olan Sağlık Bakanlığı’na da çağrıda bulunuyor, yanıt vermesini bekliyorum.

*** *** ***

Biliyorsunuz, şehir hastaneleri, arsasını devletin ücretsiz verdiği alanlara kuruluyor ve müteahhitler yaptıkları hastaneleri devlete kiralıyor... 

Şehir hastanelerinin hasta bulabilmesi için, devlet hastaneleri kapatılıyor. Yani devlet, hastanelerin sahibi olmak yerine “kiracı” konumuna geçiyor. 

Geçen haftaki köşemde, bir yıllık kira parası karşılığı bir devlet hastanesinin inşa edilebileceğini yazmıştım. Konunun muhataplarından bir açıklama gelmedi. 

Bu hafta devam ediyorum... 

Sözleşmeleri sır gibi saklanan şehir hastanelerinde güvenlikten yemeğe, görüntüleme hizmetlerinden çamaşırhaneye kadar tüm iş ve hizmetler de müteahhitlere verildi. Yani bu kalemler için devlete ayrı ayrı fatura kesiliyor. 

Yani müteahhitlerin hizmet karşılığı 25 yıl boyunca kesecekleri faturaları da bizler ödeyeceğiz... 

Peki, bu faturalar nasıl denetleniyor? İlk kez duyacağınız birkaç örnek, neden sıkı denetim yapılması gerektiğini ortaya seriyor: 

Kemoterapi ilaç hazırlama işinin birim maliyeti, Elazığ Şehir Hastanesi’nde 1 TL, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 37 TL 50 kuruş, Isparta Ş.H’de 90 TL 91 kuruş, Mersin Ş.H’de 176 TL 64 kuruş, Adana Ş.H’de 355 TL 95 kuruş!.. 

Aynı iş 1 TL’den 355 TL’ye kadar geniş bir yelpazede nasıl fatura edilebiliyor?

Devlet, aynı iş için Adana Ş.H’ye, Elazığ Ş.H’nin 355 katı para ödüyor...   

Kemoterapi ilaç hazırlama işi dışında, uygulama faturası da farklılık gösteriyor: 

Birim maliyet olarak Eskişehir Ş.H’de 1 TL olan uygulama işi, Isparta Ş.H’de 1.52 TL, Adana Ş.H’de 2.82 TL, Mersin Ş.H’de 5.52 TL... 

Aynı iş için 6 kat fazla fatura kesiliyor ve kimse nedenini sormuyor...

*** *** ***

 Şehir hastanelerinin çamaşır hizmetlerinden atık bertaraf işlerine kadar birçok kalemde faturalar arasında yüzlerce kat fark var.

Neden?

*** *** ***

Bu soruları soruyor olmamızın, hastane yapımına karşı olmakla ne ilgisi var?

Devlet kendi imkânları ile hastane yapabilecekken neden kiracı konumuna düşüyor ve olağanüstü maliyetler üstleniyor? 

Diyorlar ki devlet hastaneleri eskimişti... Birçoğu için bu açıklama gerçeği yansıtmıyor. Ankara’da iyi durumdaki 6 devlet hastanesi kapatıldı. Çünkü kurulacak şehir hastanesi için ihtiyaç yaratıldı... 

Diyorlar ki devletin hastane yapacak parası yok... Nasıl yok? Her yıl kiraladığı hastanelere milyarlarca lirayı devlet ödemiyor mu? 

Yine başka yerde göremeyeceğiniz bir rakam: üç yılda bütçeden şehir hastaneleri için ayrılan pay 50 milyar TL’yi buluyor. 

Yani müteahhitlere verecek parayı buluyorsunuz ama kendi hastanenizi yapamıyorsunuz, öyle mi? 

Ayrıca planlanan 25 hastanenin 10’unu devlet tekrar kendisi yapmak için harekete geçti. Çünkü Türkiye bütçesi, garantili ödeme ayrıcalığı ile yapılan bu hastanelerin maliyetini kaldıracak gibi değil...

*** *** ***

Hani cebimizden para çıkmayacaktı?

 CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Faik Öztrak, ekonomiyi çok iyi bilen, 2001 krizinde Hazine Müsteşarlığı yapan, hazırladığı krizden çıkış paketi ile AKP iktidarının ilk yıllarındaki ekonomik rahatlamada katkısı olan bir isim... 

Soruşturduğumuz şehir hastaneleri ve KÖİ (kamu-özel işbirliği) projeleri ile ilgili “Hani cebimizden para çıkmayacaktı” diye soruyor. Çünkü bu projeler topluma bu masal ile anlatıldı. 

Öztrak, Türk ekonomisinin önündeki en büyük ve riskli kara deliğin hazine garantili ödemeler şeklinde yapılan otoyollar, köprü ve tüneller ile şehir hastaneleri olduğunu söylüyor.

Her alanda TL’ye geçildi ama şehir hastaneleri hariç!

 Cebimizden olağanüstü rakamlar çıkacağını yine ilk kez duyacağınız örneklerle açıklayayım. 

Bilkent Şehir Hastanesi... Yıllık 289 milyon TL kiralama bedeli belirlenmişti. Dolar kurundaki artış kiraya yansıtıldığı için 2020 Mayıs ayı itibarıyla aynı hastanenin kirası 1 milyar 103 milyon liraya yükseldi!  

Çünkü şehir hastanelerini yapan müteahhitler ile dolar kuru üzerinden sözleşme yapıldı ve kur farkları üç ayda bir sözleşmeye yansıtılıyor.  

Kocaeli Şehir Hastanesi... 225 milyon 480 bin TL bedelle devlete kiralandı. Kur farkı ile bugün kiranın ulaştığı rakam 885 milyon TL! 

Derin bir nefes alın ve buraya kadar yazdıklarımı yeniden okuyun... Ev kiralarını, AVM’leri, dükkânları, tüm ticari sözleşmeleri, kamu iktisadi teşekküllerindeki dolar bazlı tüm sözleşmeleri TL’ye çeviren iktidar, nedense şehir hastanelerinin kirasını dolar üzerinden ödemeye devam etmiş! 

Kim kazanıyor, kim kaybediyor?!

*** *** ***

Sözleşmeler: Devletin aleyhine müteahhidin lehine...

Sır gibi saklanan sözleşmelerde ne var? İlginç detaylar aktaracağım: 

Örneğin, müteahhit kendi kusuru ile işi tamamlayamazsa bile devlet projeyi tamamlayacak. 

Devlet, sözleşmeden kaynaklı kusurlar ile ilgili müteahhidin sorumluluğuna gitmek için mahkeme kararı getirmek zorunda ancak aynı konuda müteahhit tebliğde bulunarak devletin sorumluluğuna gidebiliyor.

*** *** ***

 Bazı şehir hastanelerinde teslim edilmeyen malzemelerin, sanki teslim edilmiş gibi paraları ödenmiş, bitmeyen inşaatlar sanki tamamlanmış gibi müteahhitlere alacakları verilmiş. 

Çok sayıda tespit var: Örneğin bir hastanede helikopter pisti yapılmadığı halde parası ödenmiş; bir başkasında, tüp bebek merkezi olmadığı halde müteahhide tüp bebek merkezi yapılmış gibi para ödenmiş... 

Düşünün, milyarlar akıyor... Bu paraları, faturaları sorgulayan var mı? 

Sayıştay’ın kolu kanadı kırıldı... Sınırlı denetim yapabiliyor ve o denetimlerden bile burada anlattığım gibi skandal olaylar çıkıyor. 

Denetim birimleri, denetlemekle sorumlu oldukları kişilere bağlı!

*** *** ***

 Prof. Dr. Duran Bülbül... Büyük bir titizlikle bütçe ödemeleri, Sayıştay raporları ve bir dizi mali tabloyu analiz ederek şehir hastaneleri ile ilgili inceleme raporu hazırladı. Bülbül, “siyaseten kimseye ve hiçbir partiye kin gütmeden, yalnızca olgulara dayalı olarak” Türkiye’nin gündemine oturan incelemeyi benimle paylaştı. 

Sağlık Bakanlığı ve sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen, milyar dolarlık servetleri ile “en zenginler” kulübünün yeni rekortmenleri olan müteahhitler de suskun... 

Sevgili okur;

Yeniden soruyorum;

Kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Tuncay Mollaveisoğlu - 06 Mayıs 2020

*** *** ***

Şehir hastaneleri gerçeği: Bir yıllık kira parası ile bir hastane yapılabiliyor!

Bir tartışmadır sürüyor...

Kemal Kılıçdaroğlu şehir hastanelerinin yapımına karşı çıktı mı, çıkmadı mı?

Yandaş kalemler yine meseleyi özünden ayırıyorlar.

Kimsenin hastane yapımına karşı çıktığı yok!

Şehir hastanelerinin ihale ediliş şeklini, maliyetini, ihale kanunları dışında gelişen iş ve ilişki biçimlerini eleştiriyoruz...

Şehir hastaneleri projesi, yandaşları zengin etme projesinin örtüsü olarak mı kullanılıyor? Bu sorunun peşindeyiz..

*** *** ***

Prof. Dr. Duran Bülbül... TELE 1’de “Anında Manşet” adı ile yayımlanan son programımda şehir hastanelerinin maliyeti ile ilgili müthiş bilgiler açıkladı!

 Sayıştay raporları ve bütçe bilgileri üzerinden ödeme ve anlaşmaların izini süren Bülbül, şehir hastanelerinin Türkiye’nin geleceğinde “iflasa neden olacak” büyüklükte bir kara delik açacağını söyledi.

*** *** ***

Planlanan 25 şehir hastanesinin 10’u tam kapasite ile, ikisi ise ilk kısımları bitirilerek hizmete açıldı. Önümüzdeki üç yılda bu hastanelere yapılması planlanan yani bütçeye ve orta vadeli programa konulan ödemeler, 2020 için 10 milyar 500 milyon TL, 2021’de 16 milyar 700 milyon TL ve 2022’de 22 milyar TL!

Yani bir şehir hastanesinin 1 yıllık ortalama kirası 1 milyar TL’ye geliyor!

Şehir hastaneleri kamu-özel işbirliği ile yapılıyor. Devlet arsayı müteahhide veriyor, müteahhit ise Hazine garantisi ile krediyi bulup hastaneyi yapıyor. Ardından devlete kiralıyor.

Peki, devlet bu hastaneleri kendisi yapamaz mı? Yaparsa maliyeti ne olur?

İşte gündemi sarsacak başlıklardan biri de bu... Çünkü bizzat devletin yaptığı hesaplamalara göre bir şehir hastanesinin yapım maliyeti 1 milyar TL.

Oysa hükümetin yandaş şirketlerle yaptığı anlaşmalara göre devlet bu parayı hastanelere bir yıllık kira karşılığı ödüyor!

 Yani bir yıllık kira parası ile devlet zaten bir şehir hastanesi kurabiliyor!

*** *** ***

Bitti mi?.. Hayır...

Müteahhitler görüntüleme, yemek ve güvenlik hizmetleri ile benzer hizmetleri de devlete ayrıca fatura ediyor...

Düşünün, 25 yıl boyunca devletten ayrıcalıklı özel şirketlere milyarlarca dolar akacak... Bu paralar, başı kabak ayağı çıplak Türk milletinin alın teri vergilerinden ödenecek...

Hükümete soruyorum:

  • Şehir hastaneleri ile ilgili özel şirketlerle yaptığınız sözleşmeleri neden açıklamıyorsunuz?
  • Vatandaşın vergisi ile ödenecek yatırım ve kiralama işinde “sır” kavramı olamaz... Şeffaflık yasası, sözleşmelerin açıklanmasını gerektirir.
  • Şehir hastanelerinin müteahhitlik işi neden kamu ihale kanunu dışına çıkarıldı? Neden rekabete açık ihale yapılmadı?
  • Müteahhitlerin fatura ettiği hizmet vb. harcamalar nasıl denetleniyor? Kim denetliyor? Raporlar nerede?
  • Yasa gereği iç denetim raporları tutulması gerekiyor. Rapor tutuldu mu? Meclis’e neden sunulmadı?
  • Bu sözleşmeler, devletin aleyhine şirketlerin lehine değiştirildi mi?

Bitti mi? Hayır...

Yukarıda belirttiğimiz 3 yıllık kira karşılığı müteahhitlere ödenecek 50 milyar TL ile 50 devlet hastanesi kurulabiliyor!

Maliye ve iktisat profesörü Duran Bülbül, yatak başı maliyet üzerinden yaptığı hesaba göre, 25 yılda bu hastanelere 5 trilyon TL’nin üzerinde bir ödeme yapılacağını, yani aslında bu ödemelerin yapılamayacağını, devletin iflas tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını belirtiyor.

 “Şehir hastaneleri bir an önce devletleştirilmeli” diyor...

*** *** ***

Peki, Duran Hoca bütçeyi titizlikle analiz ederek, raporları inceleyerek bu büyük skandalı ortaya koyarken muhalefet ne yapıyor?

Toplum, olgular, rakamlar üzerinden siyasi muhalefet ve çözüm duymak istiyor.

 Yolsuzluklar “önem sırasında” geride görünse de vatandaşın kutsal vergi gelirinin nasıl harcandığı, hâlâ ve her zaman en duyarlı olduğu konular arasında.

 TBMM’de KİT komisyonları var... Bu komisyonlarda görev yapan muhalefet partilerinin temsilcilerinden bir yurttaş olarak daha fazlasını bekliyorum.

Tuncay Mollaveisoğlu - 29 Nisan 2020

Son Yazılar