Yeni Cumhuriyet Halk Partisi (YCHP)

Yazımın başında hemen şunu belirteyim:

Başta Baykal ve Sav olmak üzere 70’ine merdiven dayamış bu eski tüfeklerin artık siyaset arenasından çekilmeleri ve yerlerini sevgili Atatürk’ün çok güvendiği gençlere bırakmaları gerektiğini defalarca yazmış ve koltuklarına yapışmış bu kişileri ağır sayılabilecek ifadelerle eleştirmiştim. Bugün de aynı şeyi düşünüyorum.


“Yeni”, hemen her şeyin anahtar sözcüğü idi, bir başlangıçtı ve bende hep bir heyecan oluştururdu.

Düşünsenize, “Yeni evli.” Ne sihirli bir sözcük. Öteden beri sürüp gelen yaşamı yüzde yüz olmasa bile büyük ölcüde sonlandırmak, bambaşka bir yaşama ilk adımı atmak.

Toplum mühendisleri ve Soros beslemesi sosyologlar, sözde yazar çizerler, emperyal güçlerden aldıkları destekle CHP Genel Başkanlığı’na getirilmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu’na, o sihirli sözcüğün gücünden ve etkisinden yararlanması telkininde bulundular, Kılıçdaroğlu da başına geçtiği örgütün adını, “Yeni Cumhuriyet halk Partisi (YCHP) olarak değiştirdi.

Bir süredir başta ABD olmak üzere AB ülkeleri Türkiye’ye, Kemalizmden vazgeçilmesi, Atatürk heykellerinin ve devlet dairelerindeki resimlerinin kaldırılması için çağrılarda bulunuyor, bu çağırılar AB ilerleme raporlarında da yer alıyordu. Haçlı irticanın bu isteklerinin yerine getirilebilmesi için ilk önce Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin Yeni Cumhuriyet Halk Partisi’ne (YCHP) dönüştürülmesi, altı okta simgeleşmiş olan Kemalizm’den bu partinin kurtarılması, sol gelenekten gelmeyen Kemal Kılıçdaroğlu marifetiyle şimdilerde uygulamaya konulmuş gözüküyor.

İşte o Kılıçdaroğlu, Dersim İsyanı’nı değerlendirirken tıpkı Tayyip Erdoğan gibi düşünerek, Atatürk’ün emriyle bu isyanın bastırılması çabalarını bir katliam olarak tanımlamamış mıydı?

O isyan, Atatürk Türkiyesi’ni yıkmak için İngilizlerin maddi, manevi desteği ile başlatılmamış mıydı?

İsyancılar, Türk askerlerini katletmeye başlamışlar, Türk ordusu da isyanı bastırmak zorunda kalmıştı. Elbette isyanın bastırılması sırasında Türk askerine teslim olmayıp direnenler öldürülmüş, isyandan sonra yakalanan asilerden idam edilenler de olmuştu. Ama bu bir katliam olarak değerlendirilemez.

Sen devlete karşı isyan edeceksin, devletin askerlerini öldüreceksin, bugün AKP’nin PKK’ya yaptığı gibi devlet senin sırtını sıvazlayacak, sakalını okşayacak, yalvarıp yakaracak ve isyancıların önünde diz çökecek. Öyle mi? Böyle bir şey dünyanın neresinde görülmüştür?

7 Mart 2010 günü CHP’nin Batman il kongresinde yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu, “demokratik açılım sorununu çözmeye biz CHP olarak talibiz. Bunun için çıkarılacak bir genel affa CHP’nin itirazı olmaz” dememiş miydi? PKK terör örgütünü silah bırakmaya ve gelip devlete teslim olmaya çağırmıyor, Öcalan’ın serbest kalmasını sağlayacak bir genel af istiyor. Bu genel af söylemini 12 Eylül mitinglerinde Tunceli’de de dillendirmişti. ABD ve AB ülkeleri, yani Haçlı irtica da Türkiye’den bunu istiyor.

27 Mayıs’tan utanç duyduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Meclis’te kurduğu “Tahkikat Komisyonu” ile hukuku devredışı bırakan ve bu komisyon marifeti ile CHP’yi bile kapatmaya kalkışmış, bu yolla demekrasiyi sonlandırmaya çalışmış olan Menderes’i demokrasi şehidi ilan etmemiş miydi?

Tarikatları sivil toplum kuruluşu olarak tanımlayan, cemaatlere saygı duyan, Anayasa Mahkemesi’nin “AKP, laikliğe karşı eylemlerin (söylemlerin değil, bizzat eylemlerin) merkezi haline gelmiştir” şeklindeki kararını görmezden gelerek laikliğin tehlikede olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, 12 Eylül referandumu sırasında, seçmenlerin kendisinden bir talepte bulunmamasına rağmen, “CHP olarak türbanı biz çözeceğiz” şeklindeki açıklamasıyla bugün türbanın ve hatta takkenin ilköğretim okullarına bile girmesinin öncülüğünü yapmış olan Kılıçdaroğlu’nun genelbaşkan yardımcısı ve örgütten sorumlu yönetici Gürsel Tekin’in Tayyip Erdoğan’a övgüler yağdırdığını bilmeyen var mı?

Özelleştirme adı altında Cumhuriyet varlıklarımızın, ülkemizin yer üstü ve yer altı zenginlik kaynaklarının özellikle yabancılara peşkeş çekilmesine, Ermeni soykırım yalanına, Ege’de Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’a verdiği tavizlere, Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını esas alan ABD’nin Büyük Ortadoğu Prejesi’ne, Tayyip Erdoğan’ın bu projenin eşbaşkanlığını yapmasına, Amerika’nın hazırladığı ve Türkiye’yi bölünmüş halde gösteren haritalara, Habur’da yaşanan hukuk skandalına ve orada kurulan çadır mahkemelerine Kılıçdaroğlu’ndan bir itiraz geldi mi?

CHP’de Atatürkçüleri tasfiye operasyonu başlamıştır.

Şimdi sırada Muharrem İnce ve arkadaşları vardır. İnce ve onun gibi düşünenler ya Kılıçdaroğlu’nun ve Gürsel Tekin’in çizgisine gelecek, ya da YCHP’den uzaklaştırılacaklardır.

Bu talimatı 17 Ekim tarihli Zaman gazetesi aracılığıyla Fethullah Gülen vermişti Kılıçdaroğlu’na. Değerli okurlarım, benim “CHP nereye koşuyor?”, “Gülen’in kontrolündeki CHP”, “Kılıçdaroğlu’nun misyonu ortaya çıktı” başlıklı makalelerimi mutlaka okumalılar ve kendilerine yeni bir yol haritası çizmeliler diye düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu’nun devrimcilik ve Atatürkçülük konusundaki söylemlerinde hiçbir samimiyet yoktur.

Sefer ÇETİNKAYA - 06.11.2010 - İlk Kurşun
http://www.ilk-kursun.com/

Son Yazılar

Mostly cloudy

24°C

Istanbul