mehmet akif ersoyu saygiyla aniyoruz2

Milli Şair M. Akif Ersoy Ve Hatırlattıkları...

1873 yılında İstanbul’da doğar.

Başladığı Mülkiye İdadisi’ni bırakıp o yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi'ni (Tarım ve Veterinerlik Okulu) 1893 yılında birincilikle bitiren, mezuniyetinden sonra Fransızcasını geliştirir, Kur'an'ı ezberleyerek hâfız olur. Hazine-i Fünun Dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep Mecmuası’nda Kur'an'a Hitab, adlı şiiri yayınlanır, memuriyet hayatına başlar.

Bakanlıktaki ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığı olarak başladığı memuriyet hayatını 1893–1913 yılları arasında sürdürür.

Resimli Gazete’de Servet-i Fünun Dergisi'nde şiirleri ve yazıları yayımlanır, İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi (1906)'nde kompozisyon (kitabet-i resmiye), sonra Çiftçilik Makinist Mektebi'nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atanır, şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yapar.

1908’de, Umur-i Baytariye Müdür Muavinliği görevini sürdürürken Darülfünun’da Edebiyat-i Osmaniye dersleri vermeye başlar.

II. Meşrutiyet'in ilanından 10 gün sonra on bir arkadaşı ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye olur, ancak üyeliğe girerken edilen yeminde yer alan Cemiyetin bütün emirlerine, bilâkayd ü şart (kayıtsız şartsız) itaat edeceğim cümlesinde geçen kayıtsız şartsız ifadesine karşı çıkıp, sadece iyi ve doğru olanlarına şeklinde yemini değiştirtir.

1913’te kurulan Müdafaa-i Milliye Cemiyeti'nin halkı edebiyat yoluyla aydınlatma amacı güden neşriyat şubesinde Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabettin ile beraber çalışır.

2 Şubat 1913 günü Bayezid Camisi kürsüsünde, 7 Şubat 1913 günü Fatih Camisi kürsüsünde konuşarak halkı vatanı savunmaya çağırır.

1914 yılında Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan gelen teklif üzerine Almanya’ya (Berlin’e ) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gider.

1916 başlarında Teşkilat-ı Mahsusa tarafından Arabistan'a gönderilir, bu topraklardaki Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan İngiliz propogandası ile mücadele etmek için karşı propaganda görevini yürütür.

Anadolu topraklarının işgale uğraması üzerine Türk Milleti Kurtuluş Savaşı 'nı başlatarak direnişe geçtiği dönemde bu harekete katılmak üzere Balıkesir'e giderek 6 Şubat 1920 günü Zağnos Paşa Camii'nde çok heyecanlı bir hutbe verir, halkın beklenmedik ilgisi karşısında daha birçok yerde hutbe veren, konuşmalar yapar.

Kurtuluş Savaşı’nı desteklemesi nedeniyle 1920'de Dâr ül-Hikmet il-İslâmiye Cemiyeti'ndeki görevlerinden azledilir.

Sebil'ür-Reşad’ı Ankara’da çıkarması için Mustafa Kemal’in daveti üzerine Ankara’ya gelir.

Millî mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katılır.

Anadolu’da milli mücadele için dolaşan, konuşmalar yapar.

Mustafa Kemâl’in önerisi ile  Burdur milletvekili seçilen, 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM’de yer alır.

1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşir. Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam eden, o dönemde Yunanlıların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık varken, bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünerek, Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerir, teklifi tartışılıp kabul edilir.

Milli marşın yazılması düşüncesi üzerine yazarak orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlanan, Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45'te milli marş olarak kabul edilir.

Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai vakfına bağışlar.

İstiklal madalyası ile ödüllendirilir.

İlk büyük destanı, Çanakkale Şehitleri'ne başlıklı şiiri, ikinci büyük destanı ise Bursa'nın işgali üzerine yazdığı Bülbül adlı şiiri, üçüncü olarak da İstiklâl Marşı'nı yazarak İstiklâl Savaşı'nı anlatır.

Bir süre Mısır’da yaşayan Milli Şair Mehmet Akif Ersoy, İstanbul’a dönüşünden sonra 27 Aralık 1936’da siroz hastalığından vefat eder.

Ortak milli ve manevi değerleri içeren, ortak milli heyecan ve coşku kaynağı olan eserleriyle Türk Milleti’nin seçkin değerlerinden olan; şair, veteriner hekim, öğretmen, istihbaratçı, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi ve siyasetçi M. Akif Ersoy’u ölümünün 78. yılında minnet ve şükranla anıyorum.

Nurullah AYDIN - 27 Aralık 2014 - Ankara

Son Yazılar

Cloudy

13°C

Istanbul