uzerinizdeki kiyafeti ne sandiniz2

Üzerinizdeki üniformayı sünnet kıyafeti mi zannettiniz!

(Bu yazı, Balyoz Davasının sebebini hâlâ anlayamayan kalın kafalılara ithaf olunmuştur.)

Her yazıyı yayınlatmadan en az 48 saat beklemeyi huy edindim. Öfkem diyeceklerimin önüne geçsin istemiyorum. Ama bu sefer bekleyemiyorum. Sabır da bir yere kadar. Son söyleyeceğimi hemen başta söyleyeyim:

YAZIKLAR OLSUN!

“Ölün be. Her gün öleceğinize bir gün ölün be. Daha kaç yıl yaşayacaksınız bu utançla? Kaç yıl daha? Ölecekseniz bugün ölseydiniz de o bayrak o direkten inmeseydi be. Bak biz burada 3,5 yıldır her gün ölmeye yatıyoruz, sizin aymazlığınızdan, vefasızlığınızdan, korkaklığınızdan, silah arkadaşlığını öldürmenizden, Türk-Atatürk düşmanlarıyla el ele-kol kola gülücükler saçmanızdan. Biz her gün ölüyoruz burada, bir gün de siz ölseydiniz be. Yazıklar olsun size. Yazıklar olsun hepinize. Yazıklar olsun askerlik onurunuza.

YA-ZIK-LAR-OL-SUN.”

Asker ölür. Yaşıyorsa da gerektiğinde öleceği o tek bir gün için yaşar. Ama asker ölür. O asker, 20 yaşında ana kucağından asker ocağına düşen, süt kokulu ana kuzusu evlat değildir. O asker, bir ömür değerlerini korumaya yemin etmiş, bu değerleri nasıl koruyacağı üzerine uzun yıllar eğitim almış, günü geldiğinde de ölmek için bir an tereddüt etmeyecek komutandır. Ama sen ölmüyorsun. Ama sen yeminini unutmuşsun. Ama sen sadece kınıyorsun. Ama sen sadece serinkanlısın. Ama sen nasıl bir adamsın? Sen hiç bunu kendine soruyor musun?

O BAYRAĞI İNDİRTMEYECEKTİN!

 İhanet ağır. İftira ağır. Fethullah’ın asker, polis, savcı ve hâkimlerine yenilmiş olmak çok ağır. Senin vurdumduymazlığınsa hepsinden ağır. 3,5 yıldır bunların hiçbiri beni öldürmedi de, sen bugün beni öldürdün be adam. Sen o bayrağı oradan indirtmeyecektin. Ama sen dün olduğun gibi bugün de serinkanlılığını kaybetmeden sadece kınıyorsun be adam.

Siz siviller bilmezsiniz. Rütbeli bir asker mesleki geçmişini, onurunu, üniformasında ve tam göğsünün üzerinde taşır. Hani siz baktığınızda, bir coğrafya atlasının ülke bayraklarına benzettiğiniz, anlamlarını ise hiç bilemediğiniz çeşitli renklerdeki şerit rozetlerde. Oysa o rengârenk şeritler ne hikâyeler barındırır içinde. Bugün ben size yardımcı olacağım. Türk Silahlı Kuvvetlerinin en tepesindeki makamı işgal eden Genelkurmay Bakanı Necdet Özel’in askeri geçmişini onun göğsüne bakarak okuyacağım.

Öncelikle kendileri doktora seviyesinde akademik unvan sahibi bir kişidir. Okuduğu okullar ve gördüğü eğitimler sırasında aldığı üst düzey dereceler, birincilikler vardır. Üstün sicilinden dolayı amirleri tarafından takdir edilerek sınıf arkadaşlarından bir yıl daha erken üst rütbeye terfi etmiştir. Birliğini savaşa hazırlama konusunda oldukça mahir, atış konusunda becerikli, üstün cesaret ve feragat sahibidir. Yani gerektiğinde canını hiçe sayacak bir karakterdedir. Silahlı çatışmaya girmiştir ya da böyle bir ortamda bulunmuştur. Harekât planlama konularında da karargâh hizmetlerinde de oldukça başarılıdır. Madalyaları arasında ise üstün cesaret ve üstün hizmet madalyaları bulunmaktadır.

Sonuç :

“…Tahammül sınırlarını zorlayan eylemlere karşı serinkanlı davranılmaya gayret sarf edilmektedir. … Türk bayrağına saldırıda bulunulmasını nefretle kınıyor, şanlı Türk bayrağının dalgalandığı gönderinden indirilemeyeceğinin bilinmesini kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

E oldu mu şimdi! Hani sen üstün cesaret ve feragat sahibi, çeşit çeşit hünerlere sahip, gerektiğinde canını hiçe sayan karakterde biriydin. Sen Türk bayrağının dalgalandığı gönderinden indirilemeyeceğini söylüyorsun da, indirdiler o bayrağı. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında o koltuğa geçici olarak oturtulan bir ilköğretim bebesi mi verdi bu basın açıklamasını kamuoyuna?

HASDAL'DAN BEN Mİ KORUYACAKTIM O BAYRAĞIN NAMUSUNU!

Memleket sınırları dâhilinde yol kesen teröristler kimlik kontrolü yaparken senin gücün, önce eski silah arkadaşlarını şimdi de onların eşlerini orduevine sokmamaktan, önünden bile geçemeyeceğin Adalet Nöbetine nefer olan Kahraman Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi taciz etmekten öteye geçemiyor mu? 3,5 yıldır bulunmamıza göz yumduğun hatta katkıda bulunduğun Hasdal zindanından ben mi koruyacaktım o bayrağın onurunu? Gerekirse onu da yapardım. Yaptım, yine yaparım. Sen yeter ki gel de. Ama sen ne onu yapıyorsun ne öbürünü. Kısaca ne düğünde varsın ne cenazede Sayın Bakan.

AKP iktidarının ülke idaresini devraldığı 2002 yılından bu yana neler gördük de bir asker olarak son olay kadar hiçbiri yaralamadı bizi. Bu olayla artık iyice biliyoruz ki TSK’nın kısaltması aynı kalmış ancak açılımı Türk Serinkanlı Kuvvetleri olarak değişmiştir artık. Bu olay, TSK’da delikanlılık döneminin sona erdiğinin, yerine serinkanlılık döneminin başladığının bir mührü haline gelmiştir. Bayrağı direğinde tutmayı başaramıyorsun ama silah arkadaşının eşini orduevine sokmamayı gayet iyi beceriyorsun. Yazık sana, yazık bize, yazık hapiste geçen günlerimize.

ÜZERİNDEKİ ÜNİFORMAYI SÜNNET KIYAFETİ Mİ ZANNEDİYORSUNUZ?

Efendiler, Bakanlar, Kuvvet CEO’ları, komutanlar, subaylar; siz üzerinizdeki üniformayı sünnet kıyafeti, göğsünüzdeki şerit rozetleri ve madalyaları kumaş ve metal parçası mı zannediyorsunuz gerçekten? O üniformanın ve rütbelerinizin ne anlama geldiğini, onları kimlerden devraldığınızı, Mustafa Kemal Atatürk’leri, İsmet İnönü’leri, Fevzi Çakmak’ları, Reşat Çiğiltepe’leri unutmayacak, üniformanızın, rütbelerinizin ve makamlarınızın gereğini yerine getireceksiniz. Ve zaten öldüğümüz Hasdal-Silivri-Maltepe-Hadımköy-Sincan-Mamak-Şirinyer-Buca-Malatya zindanlarında bizi bir kez daha öldürmeyeceksiniz.

topuk selami bu sefer tayyipe

Son olarak ve eğer kabul buyurursanız size naçizane bir tavsiyem olacak Sayın Bakan. Bu adamlar dün Diyarbakır’daki bayrağı direkten indirdiler, yarın Ankara’ya varmaları yakındır diye düşünüyorum. Hiç değilse Genelkurmay Bakanlığı ve Kuvvet CEO’luklarında mevcut direkleri iyi koruyun da oradaki bayraklar çalınmasın. Eğer o bayrakları da çaldırırsanız, bu millet geriye kalan direkleri ne yapar onu da siz düşünün artık.

Serinkanlı, bol kınamalı, Allah’ın sizleri “Uzun Adam”ın dizinin dibinden ayırmadığı muhabbet dolu günler diliyorum. Esen kalın, serin kalın…

Ali TÜRKŞEN (Deniz Kurmay Albay) - 10 Haziran 2014 - Odatv

Önemli not: Mesele Balyoz Davası değil, hâlâ anlamadın mı arkadaş. Bölünüyorsun, ölüyorsun, suyunu, ormanını, onurunu kaybediyorsun ve onlar durmuyorlar da durmayacaklar da.

Son Yazılar

Clear

23°C

Istanbul