ozer surmeli tgc hadimkoy td134 2 

Kim bu acar muhabir?

TCG Hasdal'da Amiral Semih Çetin ile birlikte iki kişilik bir kamarada kalıyorduk.

Gezi Parkı olaylarını Ulusal Kanal ve Halk TV'den izlemek için gemide bir savaş vardiyası tesis ettik. 24 saat esasına göre televizyon izleme mevkiimizi boş bırakmayacak şekilde nöbet plânlaması yaptık. Her ikimiz de tarihe tanıklık ettiğimizin bilincindeydik. Üçüncü bir kişi ve ikinci bir televizyon olsaydı ona da penguen nöbeti tutturacaktık! Bu uzun ve uykusuz nöbetlerimizde gözünü budaktan sakınmayan, acar bir muhabir kalplerimizi fethetti.

Hiroşima'yı andıran gaz bulutlarının arasından haber kovalarken, TOMA ve akreplerin arasından adeta vals yaparak ilerliyordu. Gördüğünü abartmadan olduğu gibi ekrana yansıtan bu sevimli haber sihirbazı, alçak gönüllü davranışları ile de saygı uyandırıyordu. Güven veren, içten pazarlıklı olmayan yüz ifadesiyle bizi kolumuzdan tuttuğu gibi Gezi Parkı'na, Taksim'e, Beşiktaş'a, Dolmabahçe'ye, İstiklal Caddesi'ne sürüklüyordu.

Sanki genetik mühendisleri tarafından kopyalanarak çoğaltılmıştı. Her zaman her yerdeydi. Hızına yetişemiyorduk; başımız dönmeye başladı. Nerede olaylar yoğunluk kazanmışsa, karşımızda hep o cesur ve namuslu haber emekçisi vardı. Bize, Mozart, Beethoven tadında haber resitali sunuyordu.

Günler günleri aylar ayları kovaladı. Yüksek Askeri Şura bizleri emekliye sevk etti. TCG Hasdal'da yapılan veda töreninden sonra dümeni yurtseverlerin kalesi olan Silivri zindanlarına kırdık; orada can yoldaşlarımızla hasretle kucaklaştık.

Her akşam olduğu gibi, Çanakkale Deniz Zaferi'nin coşkuyla kutlandığı 18 Mart 2014 akşamı saat 07.00'da Ulusal Kanal ana haber bültenini izlemek üzere televizyonun başında toplandık.

Müthiş deneyimi, olağanüstü ekran hâkimiyeti ve Allah vergisi diksiyonu ile haber sunuculuğunun kraliçesi olan zarif Hanımefendi Gülgün Feyman, güzel Türkçe sözcüklerin eşliğinde, bizleri cezaevinden çıkarmış kâh ülke içinde kâh ülke dışında şehir şehir memleket memleket dolaştırıyordu. Birdenbire, sanki içimizden geçenleri biliyormuş gibi, Çanakkale Boğazı'nın, tam da Şehitler Abidesi'ne yakın bir kesitinde TCG Gediz Fırkateyni'nin helikopter platformuna indirdi.

Hepimiz karışık duygular içerisinde sürüklenmeye başladık. Türk Deniz Kuvvetlerinde gelenektir. Gündüz Şehitler Abide'si bordalayan her gemi, özel bir tören yaparak aziz şehitlerimizin asil ruhlarını şad eder. Gemilerde şöyle bir anons yapılır: "Dikkat sancak taraftan Çanakkale Şehitleri selamlanacaktır." Bu anonsu duyan herkesin tüyleri diken diken olur. Bu toprakların, o isimsiz kahramanların asil kanları ile sulandıktan sonra vatana dönüştüğünü düşünmeye başlarsınız...

Bu yoğun duygu ve düşünceler içerisinde büyülenmiş bir şekilde ekrana kilitlenmiştik. TCG Gediz, kırılması imkânsız bir dünya rekorunu elinde bulunduruyordu. Gezegenimiz güneş çevresinde döndüğü sürece hiçbir zaman da kırılamayacaktı. Bu geminin Türk Deniz Kuvvetlerine katıldıktan sonra görev yapan toplam yedi komutanından altısı tutuklanmıştı! Aniden geminin güvertesinde, aşina olduğumuz, gözleri ışıl ışıl parlayan bir dost yüzü gördük.

"TCG Hadımköy-TD134" kepini kafasına geçiren bu vefalı muhabirin yapmış olduğu şu haber anonsu ile ihanet rüzgârlarının dövdüğü kasvetli koğuşumuzda, serin ve huzur veren tatlı bir imbat esintisi hissettik:

"Birazdan Silivri, Hasdal, Maltepe, Hadımköy ve Şirinyer'deki esir denizciler namına Çanakkale Şehitlerini denizcilere özgü çımariva ile selamlayacağım!"

Bizlerin betona gömülmesine seyirci kalan silah arkadaşlarımızın unuttuğu "ahde vefa"yı bu onurlu basın emekçisi gösteriyordu. Aklımdan Ankara'da tedavi görmekte olan yiğit Amiral Cem Çakmak'ın, "Hücremin Lumbuzundan" isimli kitabındaki "Karşılaşma" şiirindeki şu güçlü ve çarpıcı dizeler geçti:

Beni gördüğünde ürkek ve tedirgindi. / Kaçamak bir tebessüm yüzünde belirdi. / Ne yapacağını kestiremedi. / Selam vermek zorunda olduğunu hissetti / ama önce etrafı inceledi. / Kimsenin fark etmemesini diledi. / Kararsızca birkaç adım ilerledi / ve usulca "merhaba" dedi. / Sanırım hayatından on yıl yedi. / Elimi uzattım / otuz yıllık silah arkadaşım çekindi. / Sonra mecburen kabul etti. / Gizlemeye çalıştığı titreyen elleriydi. / Hal hatır sordum / cevap vermekte zorlandı, gergindi. / Uğradığım haksızlığı ve tertibi / dinlemek bile istemedi. / Konuyu değiştirdi / işlerinin yoğunluğundan bahsetti. / Artık gideyim der gibiydi / "Meşgul etmeyeyim" dedim, sevindi. / Alnında biriken damlacıkları sildi. / "Geçmiş olsun" bile diyemedi. / Ve hızlı adımlarla çıkışa doğru gitti. / Ardından uzun uzun baktım. / Hayal kırıklığım / arkadaşımın yitirdiği kişiliğiydi. / Dostluğumuz korkusuna yenilmişti. / Ve bu Hasdal'dan hastaneye son sevkimdi. / Ertesi gün durak Silivri'ydi. / İnanın / Ne Hasdal ne Silivri / beni bu kadar üzmedi.../

Bu kahraman basın emekçisi, Ulusal Kanal'ın ele avuca sığmaz, acar muhabiri Özer Sürmeli idi.

Sevgili Özer Sürmeli; esir denizciler olarak seni gözlerinden öpüyoruz, aramıza hoş geldin! Artık sen de Mustafa Kemal'in gerçek bir denizcisi oldun. Hep birlikte Atatürk'ün çağdaş ve aydınlık rotasında seyredeceğiz. Yelkenlerimizi rüzgârla her doldurduğumuzda, hep seni hatırlayacağız.

Göz kamaştıran meslek hayatında ve diğer her türlü faaliyetinde, pruvan daima nete, rüzgârların insaflı, bahtın ve yolun açık olsun...

Amiral Soner POLAT - 30 Mart 2014 - Aydınlık

ozer surmeli tgc hadimkoy td134

İlgili Haber!

Ulusal muhabirinden 'Balyoz' gibi selam!

Çanakkale şehitleri anmasında, TGC Gediz fırkateyninden canlı yayın yapan Ulusal Kanal'da tutuklu komutanlara selam gönderdi

Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü'nün 99. yıldönümünde, Ulusal Kanal Çanakkale Boğazı'ndan canlı yayındaydı. Ulusal Kanal muhabiri Özer Sürmeli, TGC Gediz fırkateyninden Balyoz tutuklusu komutanlara selam gönderdi. "Tutuklu komutanlar, tutsak denizcilerimiz, 134 tutsak deniz subayımız adına Çanakkale Abidesi'nin selamlıyorum" diyen Sürmeli, bu sırada "TGC Hadımköy - TD 134" yazan şapkayı başına taktı. Sürmeli, şapkanın 2009 yılından beri tutuklu bulunan Deniz Kurmay Albay Tayfun Duman'ın Ulusal Kanal ekibine armağanı olduğunu söyledi.

Özer Sürmeli, canlı yayında sözlerine şöyle devam etti.

8 komutandan 6'sı tutsak!

"Bu özel yayını yapmamızın en önemli nedeni TCG Gediz'in bugüne kadar görev yapan toplam 8 komutanı vardı. Bu 8 komutandan altı tanesi çeşitli kumpaslar sonucunda tutuklandı. Tayfun Duman bu şapkayı bir ay önce Ulusal Kanal ekibine, kumpaslara karşı mücadelesi dolaysıyla hediye olarak göndermişti. Onun dışında tutuklanan diğer TCG Gediz komutanlarını isimlerini sayarak anmış olalım. Levent Erkek, Ercan İrençin, Zafer Sarı, Hasan Özgür , Alper Tekin TGC Gediz komutasını üstlendiken sonra kumpaslarla tutuklanan deniz subaylarımız. Onların nezdinde Silivri, Hasdal, Maltepe, Hadımköy, Şirinyer cezaevlerinde tutsak bulunan komutanlarımız adına şehitlerimizi selamlıyoruz."

Aydınlık - 19 Mart 2014

Son Yazılar

Showers

18°C

Istanbul