hasan ataman yildirim soylesi

"CD’leri Taraf’ta yayınlayıp kumpas delili yaptılar!"

Taraf Gazetesi’nin daha iddianame bile hazırlanmadan

manşetten hedef gösterdiği eski yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, niçin kendisinin hedef seçildiğini özgür kaldıktan sonra bu sözlerle açıkladı

Ergenekon dalgalarının en yoğun olduğu dönemde tutuklandı Hasan Ataman Yıldırım... Dijital verilerle yapılan suçlamalara bir “bilişimci” gerekiyordu. Yıldırım, adeta biçilmiş kaftandı; çünkü aynı zamanda Deniz Kuvvetleri’nden istifa eden bir subaydı...

Taraf Gazetesi henüz iddianame hazırlanmadan, Yıldırım daha kendi hakkındaki suçlamaları bile öğrenememişken “Psikolojik Savaşın Ergenekoncusu” manşeti attı.

Haberde Yıldırım’da bulunduğu iddia edilen “hayhay.doc” isimli belgeden bahsediliyordu; içinde Yıldırım’ın aldığı bazı notlar olduğu öne sürülüyordu. Tertipçiler belgenin adını da Hasan Ataman Yıldırım’ın baş harflerini kullanarak üretmişlerdi.

Yıldırım’ın adı yıllar sonra eski MİT Ortaasya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle yeniden duyuldu. Kozinoğlu ve Yıldırım aynı koğuşta kalıyordu. Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne diğer koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur’la beraber tanık olmuşlardı.

Sezim ÖZADALI >>> Cezaevi’nden çıktıktan sonra neler yaptınız? Arkadaşlarınızı ziyaret ettiniz mi?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Cezaevi çıkışında Bahriye’den arkadaşlarım ve ailem geldi. Sonra çadıra giderek hasret giderdik. Hıdır Hokka ve Zeynep Işık bizim için çok farklıydı. 5 sene 2 ay kaldık cezaevinde, az değil... Koğuştan da en son ben çıktığım için diğer arkadaşlardan kalanları da toplayayım derken eşyalarımı 4 arabayla eve götürdük. Evde devamlı misafirlerimiz oldu. Kaç gündür gazete bile okuyamadım. Çapa’da Levent Ersöz ve Muzaffer Tekin’i ziyaret ettik. Muzaffer Tekin çok nazik bir insan. Danıştay olayı, hepsi komplo. Ne söylenir ki? En sonunda hasta ettiler.

Sezim ÖZADALI >>> Neden hedef alındığınızı düşünüyorsunuz? Sizi neden bu davaya kattılar?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Ben bilgisayar yüksek mühendisi olduğum için bana sahte bir sürü dijitali yüklemeleri kolaydı. Şirkette zaten 4-5 bin civarında disket, hard disk, CD, eski bant vardı. Bu kadar dijital verinin olduğu bir yere bir sürü polisle girdiler. Beni hedef alırken dijital terör için bu kolay oldu. İkincisi de deniz subayı olduğum için benim üzerimden Deniz Kuvvetleri’ne saldırdılar. Beni bir köprü olarak kullanma söz konusu oldu. Hiç tanımadığım birçok deniz subayıyla sanki irtibatım varmış gibi bilgileri bu dijitallerin içine koymuşlar. Yani, Deniz Kuvveleri’ne bir komplo var.

Sezim ÖZADALI >>> Bahsettiğiniz komplo Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na neden kuruldu?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Deniz Kuvvetleri’nin son yıllarda kuvvetlenmesi, yerli gemi yapması, yurtdışı bağımlılığını azaltması önemliydi. Kıbrıs’ın stratejik durumu; çevresindeki doğalgaz ve petrolün işletilmesi, Ortadoğu’ya hakim olma Amerika’nın hedefi... Deniz Kuvvetleri’nin engeli dolayısıyla Amerika, Karadeniz’e çıkamıyor. Dünya ticaretinin büyük kısmı denizlerden yapılıyor. Dünyaya hakim olmak için denizlere hakim olmak gerekiyor. Ulusalcı Türk Deniz Kuvvetleri’nin pasifize edilmesi gerekiyordu. Deniz Kuvvetleri’nden bu kadar kişiyi darbe yapacak diye tutukladılar. Bu denizaltılar Gölcük’ten gelecek, E-5’in altından Ankara’daki Gençlik Parkı’nın havuzundan çıkarak darbe mi yapacak? Deniz Kuvvetleri’nin darbe yapması mümkün değil. Hedef, Amerika’nın hedefidir. Devletin içine sızmış bazı kişiler tarafından bir takım projler yapıldı ve denizciler tutuklandı. Benim üzerimden gitmek istediler.

Sezim ÖZADALI >>> “hayhay.doc” ilk kez Taraf Gazetesi’nde yayımlandı. Nedir bu hayhay?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Benimle ilgili bütün suçlamalar sadece bellekler ve CD’lerde yer aldı. 30-40 bin civarında e-postam var. Bunların yedeklerini almıştım. Yedekleri almışlar CD’lere yüklemişler; bir de içine hayhay diye bir belge koymuşlar. Bu “hayhay.doc”a da adımın kısaltması diyorlar ama ben hiçbir zaman Hasan adımı kullanmadım. Deniz Kuvvetleri hüviyetlerimde, okul kayıtlarımda hep Ataman Yıldırım yazar. Ama onlar Hasan diye tutturmuşlar. Ocak ayında tutuklandım. 4 Şubat’ta Taraf Gazetesi manşetinden “İşte Ergenekon’un bilişimcisi” diye benim hakkımda bir takım iddialar ortaya attı. Bir CD’de “hayhay.doc” dosyası bulunduğunu öne sürdüler. Bu DVD, Nisan 2009’da Emniyet’te incelenmiş. Yani gazetede haber çıktıktan 2 buçuk ay sonra...

Sezim ÖZADALI >>> Koğuş arakdaşınız Kaşif Kozinoğlu, kalp krizi geçirdiğinde yanındaydınız. Ölümü nasıl oldu?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Gelen ambulans tam teşekküllü değildi. Kozinoğlu, ifadeye çağırılınca Afganistan’da görevde olduğu halde hemen Hava Kuvvetleri’nin bir kargo uçağıyla Ankara’ya geliyor. Ondan sonra Hakan Fidan’la görüşüyor. Diyorlar ki “Sen ifadeni vereceksin. Bir şey yok.” İstanbul’a geliyor. İfadesini veriyor. Sonra mahkemeye sevkedip tutukluyorlar. Tahliye dliekçelerini “kaçma şüphesi var” diye reddediyorlar. Ona çok üzülüyordu. “Ben zaten yurtdışındaydım. Kaçacak olsaydım gelmezdim. Niye böyle yapıyorlar” diye kendine çok üzüntü yaptı. Berber geliyordu traş olurken hemen ona anlatıyordu. Memur geliyor ona anlatyordu. Çok üzülüyordu. Bu da insanda stres yapıyor. Bundan dolayı da kalp krizi geçirdi. Kalp krizi sırasında bizim hemen haber vermemize rağmen bir ambulansın gelmesi müdahale edilmesi geç oldu. Gelen ambulansta doktor yok; teknisyen var. Onlar da müdahale etmesini beceremiyorlar.

Sezim ÖZADALI >>> Sağlık koşulları nasıldı peki cezevinde? Rutubetten şikayet ediliyor. Nasıldı cezaevi?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Kimisi yemekler yağlı diyordu. Evet, yağlı geliyordu. Yağı fazla gelince yağını dökersin... Orası 5 yıldızlı otel değil ki, 15 bin kişiye yemek çıkıyor. O yemeğin de çok kaliteli olması mümkün değil. Zaten cezaevine girmek bir mağduriyettir. Bazı kişiler bu mağduriyetin çok daha ötesine geçerek ağlıyorlar; mağdur edebiyatı yaparak puan toplamaya çalışıyorlar. Burası cezaevi. Tabiki mağduriyet olacak. Memurlara kulp takmak, onlara saldırarak mağdur edebiyatıyla bir şey kazanmak bence doğru değil.

Sezim ÖZADALI >>> Balyoz davasında hala komutanlar tutuklu... O da benzer bir dava. Tamamı dijital verilere dayanıyor. “Sıra Balyozda” diyebilir miyiz artık.

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Ergenekon ve Balyoz hiç farklı bir şey değil. Tamamı komplo. Herkes masumdur. Kimsenin suçu yok.

Sezim ÖZADALI >>> Aileniz nasıl etkilendi 5 senedir?

Hasan Ataman YILDIRIM >>> Biz içeride hapis, eşlerimiz çocuklarımız dışarıda hapisti. Tabi, hapis hayatı basit bir şey değil, 5 sene 2 ay da uzun bir zaman ama ben buna rağmen mağduru oynamak istemiyorum.

‘Güzel günler göreceğiz’

Yıldırım’ın eşi Ayten Yıldırım ise geride bıraktıkları 5 seneyi şöyle anlattı: “Zordu ama çıktıklarında hepsini unuttuk. Bundan sonra hep birlikte unutturacağız 5 seneyi. Son günler hiç geçmek bilmedi. 3 gün öldük öldük dirildik... İnşallah bundan sonra güzel günler göreceğiz. Hâlâ rüyada gibiyim. Bundan sonra daha hırslı çalışacağız. Ailece sürekli eşime yardımcı olacağız.”

Söyleşi : Sezim ÖZADALI - 17 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

23°C

Istanbul