bu topraklarda mustafa kemaller yenilmez225 

Hazmedebiliyor Musunuz?..  

Merhum Bülent Ecevit’in sık sık kullandığı bir söz vardı:

- Hazmedemiyorum!..

Olanı biteni, hedeflenen amacı ve bu amaca varmak için yapıp-edilenleri çoğu zaman hazmedemezdi “sayın” Bülent Ecevit…

Sayın sözcüğü de onun siyaset sözlüğümüze armağan ettiği anlamlı bir sözcüktür.

Sayın; yani saygı değer…

Kişiliği ile, duruşu ile, aydınlık kişiliği ile saygıyı hak eden insan…

Lise mezunu; ama sanıyoruz bu ülkede başbakanlık yapmış en kültürlü gerçek bir aydındı o…

İşte bunun için siyaset içindeki dolapları, o dolaplar içindeki kiri pası hazmedemiyordu.

Ve işte onun için o, “karaoğlandı.”

Belki de onun için şairdi.

Yazardı.

Katıksız, katışıksız bir aydınlanmacı idi.

Sonra?..

Sonra hepimizi alıştırdılar.

Hazmedilemeyecek nice nesneyi hapur-hupur midemize, beynimize, gönlümüze indirmeye alıştırdılar.

Gün geldi, hiçbir hazımsızlık şikayeti oluşmadı.

Yedik içtik, gördük işittik ve okuduk: Ve hazmettik!

Alıştık onun deyimi ile, “bozuk düzene.”

Bu devleti devlet yapan, bu devletin kültürel zenginliklerle bezenmiş halkını tek bir millet yapan tüm değerlerin yok edilmesine ve kirletilmesine bağışıklık kazandık.

Midemiz işkembeye dönüştü, beynimiz bulamaç, bilincimiz gardıroplara kondu, aldırmadık; istifimizi bile bozmadık.

Başını kaldıranlar der-top edildi; sustuk.

Aydınların, yazar-çizerlerin anaları ağladı sessiz çığlıklarla, eşleri çocukları zindan kapılarının önünde vardiya bizde, diye inlediler; kanı donduran bir soğukkanlılıkla izledik bu çağ dışı trajediyi; çıtımızı bile çıkartmadık; hazmettik, sustuk.

Sonra iyice alıştık tüm mide bulandıran olaylara, sözlere, nutuklara, kalkışmalara ve saldırılara…

“Vatanın bölünmez bütünlüğünü” koruyacağına yemin etmiş bu milletin vekilleri millet kavramının ortadan kalkmasına ses çıkartamaz hale geldiler; alıştılar yeminlerini çiğneyip yutmaya; hazmettiler…

Bir tek Aslanlı Yolda başı dik yürüyen yiğit insanlar kaldı geriye… Alışmayan, susmayan ve bütün olup bitenleri hazmedemeyen…

İşte Geride kalan tek sermayemiz o yiğit insanların kanlarındaki asalettir.

Eğilmeyen, bükülmeyen, aydın, özgürlükçü ve hukukun üstünlüğüne iman etmiş her gün biraz daha çoğalan, büyüyen, sesi daha gür çıkan çağdaş bireyler. Ve onların oluşturduğu uygar Türkiye haritası…

İşte bu haritanın “and”ı aşağıdaki basit cümledir:

- Birleşe birleşe başaracağız!..

Ve eğer hazmedemiyorsak, başka çare de yoktur.

Faruk HAKSAL - 21 Kasım 2013
http://www.soruyusormak.com/

Son Yazılar

Cloudy

11°C

Istanbul