polis evi yakti direnisciler evi yeniden yapti225 

Polisin evini yaktığı aileye direnişçiler sahip çıktı!

Hatay’da Abdullah Cömert’in 40’ı için okutulan mevlitten sonra başlayan gösteriler oldukça olaylı geçmişti, hatırlarsınız.

Armutlu Mahallesi Gündüz Caddesi girişinde barikat kurulmuştu. Direnişçilerin sayısı 2 binlere, 3 binlere ulaşmıştı. Orada, gecenin ilerleyen saatlerinde şunlar oldu: “yukarıdan taş atılıyor” istihbaratıyla TOMA'lar, o korkunç ağızlarını evlere çevirdiler. Ellerinde gaz silahları olan polis(hiç nişan alır mı!) pencereleri gözetlemeye başladı. O taş atan bulunacaktı.

Polisin “eli kaydı”, “kafası karıştı”, nereye olduğunu bilmeden tetiğe bastı. Gece saat 03.30 sularında, Salkım Sokak No: 32’nin üçüncü katından içeri bir gaz bombası girdi. Önce perdeler alev aldı. Sonra tüm ev. Yangını söndürmesi için TOMA’ya seslendiler. “Bize su sıkıyorsun ya, haydi oraya da sık, bak ev yanıyor” dediler. TOMA’dan “Su bitti” yanıtı geldi. İşte burada başladı bir başka hikâye: Gezi’de elden ele taşınan o bidonlar vardı ya. Ta Hatay Armutlu’daki ellere ulaştı. O ev, o taşınan sularla söndürüldü. Ve burada kahramanlar durmadı. Şimdi bir grup insanın lanet ettiği ve ülkenin üzerine çöken o “Gezi Ruhu” kendinden yarattı çözümünü: Bu ailenin evi tekrar yapılmalıydı.Twitter’da başladı hareket: İşte, baş belası sosyal medya! Tuttu mu tutuyor arızası…

Üniversite öğrencisi Kenan fikir babası oldu işin. Hemen bir kampanya başlattı. Çok değil, herkes 10 TL yatırırsa, ailenin ihtiyacı olan para birkaç günde toplanır, diye düşünüyordu.

Ailenin banka hesap numarasını gönderdi isteyen herkese. “Sen dolandırıcı mısın?” “Deli misin nesin?” “Allah onların belasını versin” yanıtları onu yıldırmadı. Sözün özü, direndi. Twitter’da @direnhatay_ olarak önüne gelen herkese duyurdu.

Sonra gönüllü gazeteci grubu ile paylaştı durumu. Bu yavaş yavaş bir başka halk hareketi haline dönüşüyordu. Gönüllü Muhabirler @diren_adalet @evarol @_gozdeyuksel_ @fgoeksu ve bir çok kişi de bu kampanyayı duyurmak için her gün 22 saat klavyelerini çalıştırdılar. İsimlerin çok önemli olmadığı bir yerde, twitter’da, herkesin, işaret eden parmağa değil de işaret ettiği yere kilitlenmesini sağladılar. @direnhatay_, toplanan yardımı günlere göre şöyle sıralıyor: “25 Temmuz’da sadece 60 TL vardı. 26 Temmuz’da 565 TL oldu. Üç gün sonra 960 TL, 31 Temmuz’da ise 2753 TL ve 1 Ağustos’ta 2952 TL oldu. Halen yardımlar devam ediyor.”

Direnişçi muhabir Kenan, kampanya ile ilgili olarak Hatay Armutlu’daki Çolak ailesi ile de bir röportaj yaptı.

Bu röportajla sizi baş başa bırakıyorum:

"Ercan Bey öncelikle geçmiş olsun diyerek başlayayım. Kendinizden ve ailenizden bahseder misiniz?

Ben dershanede öğretmenlik yapıyorum. 3 kardeşiz. Ablam evli. Evde annem, ben ve kardeşim kalıyoruz. Babam 30 yıldır, yurtdışında zor şartlar altındaçalışıyor.

Olayın olduğu günü bize anlatır mısınız?

Olayların başladığı günden beri balkondan aşağı limon, süt vs. atarak yardımda bulunmaya çalışıyorduk. 14 Temmuz sabahı yine aynı şekilde olaylar devam ederken sabah 3 gibi birden herkesin kaçıştığını gördük. Arkalarından akrep araçları geliyordu. Balkondan izliyorduk. Sonra birden bizim evin camı kırıldı. Ne olduğunu anlamadan perdenin tutuştuğunu gördük ve etrafı gaz bulutu kapladı. Hemen evin dışına doğru kaçmaya başladık. Nefes almak imkânsızdı. O sırada aşağıdan eli eldivenli birkaç kişi gaz bombasını geri atmak için yukarı çıkıyordu. Merdivende karşılaştığımızda geri çevirdik onları. Çünkü ev yanıyordu. Çevredeki herkes tomaya evi gösterip, söndürmesini istiyordu. Fakat polis o sırada tomanın suyunun bittiğini söyleyerek olay yerinden uzaklaştı. İş başa düştü ve çevredeki herkes kovalarla su taşıyarak hortumlarla yangını söndürdü. Allah hepsinden razı olsun.

Yangın söndürüldükten sonra ve daha sonraki günler evde mi kaldınız?

Hayır. 5 gün boyunca ablamlarda, dayımlarda kaldık. Çünkü evin içine girdiğinizde inanılmaz bir koku vardı evde. İs kokusu, biber gazının kokusu. Evde durduğumuz anda öksürmeye başlıyorduk.

Peki bu olay için hukuki yollara başvurdunuz mu?

Evet başvurduk. Hemen olayın sabahında bilirkişi gelip rapor tuttu. Avukat arkadaşlar sağ olsun çok ilgilendiler. Bütün raporlar birleştirildi ve dava açtık. 16 Temmuz sabah saat 5te olay yeri inceleme ekibi geldi.

Onlar ne dedi? Olanlardan ötürü sizden özür dilediler mi?

Hayır aksine alay ettiler. Sabahın 5inde yaklaşık 20 kişilik polis ekibi geldi. Olayı anlattık. Bize inanmadılar. Gaz fişeğinden dolayı yangın çıkmayacağını söylediler. Bizde “kendi evimizi kendimiz niye yakalım” dedik. Polis de alaycı bir şekilde “İsterseniz yandaki odaya gaz bombası atalım, bakalım yangın çıkacak mı” diye sorunca cevap vermedik. Ondan sonra yerde duran gaz kapsülünü alıp gittiler.

Halkın tepkisi nasıl oldu? Sizi dışladılar mı?

Tam aksine, herkes taziye ziyaretine geldi. Olayı duyan Armutludaki herkes evinin bize her zaman açık olduğunu söyledi. Allah hepsinden razı olsun bizi hiç yalnız bırakmadılar.

Twitter’daki yardım kampanyası hakkında ne düşündünüz?

Sizinle ilk konuştuğumuz gün bu kadar destek çıkacağını düşünmüyordum. Ama Türkiye’nin her yerinden yardım için arayanlar da maddi olarak yardımda bulunanlar da oldu. Herkese çok çok teşekkür ediyorum. İnsanların bu kadar iyi niyetli olduklarını unutmuştuk. Biz kendi halinde insanlarız. Bugüne kadar kimseye zararımız olmamıştır. İnsanlar o kadar duyarlı davranıp bize yardım ettiğinde çok mutlu olduk. Ailece maddi manevi yardım eden herkese dua ediyoruz. En önce sizden sonra yardım eden herkesten Allah razı olsun.

Estağfurullah ben olması gerekeni yaptım. Gezi olaylarının tabanında yatan düşünce, birlikteliğin gücünü göstermek. Açıkçası ben de ondan cesaret alıp bir şeyler yapmaya çalıştım. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kalbi bizimle olan herkese çok teşekkür ediyorum. Bize maddi manevi destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.

Biz de size teşekkür ederiz, bir dakika bile “Yeter artık yahu, ne oluyor!” deyip çıldırmadığınız, tüm kayıplara rağmen haksızlığın önünde dimdik durduğunuz için.

Sinem BAŞ - 05 Ağustos 2013 - Odatv

Son Yazılar

Cloudy

11°C

Istanbul