devrimci meryem ana karsilayan esi oglu ve kiziyla2 225 

Devrimcilerin fedakâr annesi!

İzmir’de yoksulluklar içinde dünyaya geldi. Eşini genç yaşta kaybetti.

Üç çocuğuyla hayata kaldığı yerden devam etti. Emekçi ruhuyla devrimcilerin yanında oldu.Cumhuriyet devrimlerinin yaşaması için, başını soktuğu tek evini de Ulusal Kanal’a bağışladı!

“ 68 kuşağının fedakâr annesi hayata veda etti. Mezarı başında yalnız üç evladı değil, bugün yaşları 60’larda olan onlarca manevi evladı toplandı,onu son yolculuğuna uğurladı.

Meryem ana, Meryem teyze, Meryem hanım... Ne derseniz deyin.Ölümünün ardından herkes onu saygıyla andı. Uzun süren bir hastane sürecinden sonra, ölüme daha fazla direnemedi. 24 Haziran gününün ilk saatlerinde son nefesini verdi. O benim annemdi ama, sadece benim değil; bütün İşçi Partililerin, Aydınlıkçıların ama özellikle 1970’lerde İzmir’de evinde barındırdığı devrimci gençlerin anasıydı.

devrimci meryem ana ve ailesi

Zor ve çileli yaşam!

Meryem annemiz, 1928 yılında İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde, yoksul bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hem tarlada çalışmak,hem de kardeşlerine bakmak zorunda kaldığı için 3. sınıfta ilkokulu terk etti. Okur yazarlığı daha sonra kendi çabasıyla kazandı.17 yaşında kendisi gibi yoksul ve okul yüzü görmemiş bir kamyon şoförüyle evlendi. İki erkek, bir kız çocuğu oldu. İzmir’de emekçi semtlerinde zor ve çileli bir yaşam sürdürdüler ama çocuklarını okutmaya büyük özen gösterdiler.

İşgalin zulmüne uğrayan aile!

1950-60 arasında toplum ‘Halkçı’ ve ‘Demokrat’ olarak ikiye bölündüğünde,onlar ‘Halkçı’ tarafta yani CHP tarafında kaldılar. Gerek bu tercihlerinde gerekse daha sonraki yıllarda devrimci mücadele saflarına katılmalarında esas etken Kurtuluş Savaşı geleneğine yaslanmalarıydı.Meryem hanımın ailesi yani annesi, teyzesi ve dayıları 1919’da Yunan işgalini, zulmü, yoksulluğu yaşamışlardı. İki dayısı yedek subay olarak Mustafa Kemal’in ordusunda görev almıştı. Sonra 1922’de 8 Eylül sabahında kurtuluşun sevincini yaşamışlardı. Millicilik,Cumhuriyetçilik fikirleri böyle bir gelenekten besleniyordu.Onun için nice zorluklarla besleyip büyüttüğü, üniversiteye gönderdiği oğlu, devrimci mücadele saflarına katılınca, 12 Mart 1971 darbesinde hapse atılınca üzülmedi değil; üzüldü ama devrimcilere kötü söz söylemedi, onlardan yüz çevirmedi.

meryem karsilayan

Direnme ruhu!

1960 yılında eşi ölünce 3 çocuklu dul bir kadın olarak yaşamını sürdürmek gerçekten zor bir işti. Malı mülkü herhangi bir geliri olmayan, üstelik işi ve mesleği olmayan bir kadındı...Kemalpaşa’da dostlarının yardımıyla Ziraat Bankası’nda temizlik hizmetlisi olarak çalıştı.Böyle zorlu bir yaşam içinde kazanılan direnme ve kazanma ruhu,12 Mart ve 12 Eylül faşizmine karşı mücadelede ona yardımcı oldu.

Ekmeğini paylaştı!

1974 affından sonra, 1971’de tutuklanmamdan 3 yıl sonra, annemin evine geldiğimde her anne gibi çok sevindi, sarıldı, hasret giderdi. Ama bir ay sonra ayrılıp yine aynı tehlikelerle dolu mücadeleye atılacağımı öğrendiğinde, ağlamadı. “Hayır gidemezsin” diye itiraz etmedi, sessizce onayladı. Yine gurbet, yine ayrılık, yine hasret yılları başladı. Üstelik küçük oğlu da Devrimci Gençlik Birliği’ne katıldı. Meryem hanıma yine hapishane kapıları göründü.Büyük bir sabırla, tevekkülle, bağırıp çağırmadan görevini yapmaya devam etti. 1975-78 yıllarında İzmir’de çalışan Aydınlık hareketinin önderleri onun evini, ekmeğini paylaşırlardı.

Evini satıp Ulusal Kanal’a verdi!

1990’larda Meryem hanımı İşçi Partisi’nin en disiplinli, en çalışkan,en fedakâr üyesi olarak görüyoruz. Balçova İlçe Teşkilatı’nın üyesiydi.Ödentisini düzenli olarak verirdi,bütün eylemlere ve toplantılara katılırdı. Aydınlık dergi iken ve günlük gazete olduktan sonra sadık bir okuyucusu oldu. Devrim için fedakârlık bahsinde iyi bir sınav vermiştir.1978’deki Aydınlık günlük gazete kampanyasında da evlerini arsalarını bağışlayan devrimciler olmuştur.2001 yılında Ulusal Kanal’a ortaklık kampanyasında da birçok arkadaş fedakârca davrandı. İzmir’de 2004-2005 yıllarında İşçi Partisi’nin iki yaşlı üyesinin davranışı örnek davranış olarak belirlenmiştir.Bunlardan biri Dr. Ertuğrul Erdem, biri de Meryem Karşılayan’dır. Bu fedakâr devrimciler başka tek bir dikili ağacı olmadığı halde, sırf devrimin sesi Ulusal Kanal susmasın diye içinde oturdukları evi satarak ortak olmuşlardır.

Devrim fedakârların omuzları üzerinde yükselir. Üstelik bu fedakârlar, çoğunlukla emekçi sınıflar içinden çıkar. Emekçi sınıfların desteğini alamayan devrimci hareketler başarıya ulaşamaz. Meryem anamızı bu devrimci duygularla son yolculuğuna uğurladık. O ardında bir iz, bir ışık bırakarak gitti.

Işıklar içinde yatsın...

Ali KARŞILAYAN - 30 Haziran 2013 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

13°C

Istanbul