mustafa kemal yuruyusu deniz gezmis225 

Deniz Gezmiş’i milli kahraman haline getiren süreç!

Sadece sol’un değil milletin kahramanı Deniz Gezmiş son 15 yıl içinde, giderek kitleselleşen bir sevgi ve sempatiyle, Türkiye’nin milli kahramanlarından biri oldu.

Bugün artık idam yıldönümlerinde Deniz’ler Türkiye’nin hemen her yerinde anılıyor. Anma etkinlikleri kitlesel eylemlere dönüşüyor. Ama daha da önemlisi, bu etkinliklere artık, 1990’lı yılların ortalarına kadar olduğu gibi, sadece küçük sol örgüt ve gruplar değil; CHP’lisiyle, ADD’lisiyle DSP’lisiyle, sol’un bütün renk ve çeşitlerinden insanlar ve kuruluşlar katılıyor ve destek veriyorlar. Hatta artık sadece sol görüşten insanlar da değil, dindarıyla, milliyetçisiyle, muhafazakârıyla, sağ siyasi eğilimlerden insanlar da Deniz Gezmiş’e saygı ve sempati duyuyorlar.

Oysa, 1970’lerde, 80’lerde ve hatta 90’ların ortasına kadar, hem de Deniz’lerin acısı ve anıları taze iken, anma etkinliklerine, değil CHP’lisi, dindarı, milliyetçisi, muhafazakârı; sosyalist iddialı sol grup ve örgütlerin hepsi de katılmazdı. Örneğin, Türkiye’nin önündeki devrimci adımın “Sosyalist Devrim” olduğunu savunanlar “MDD’ci” diye; AB’ci ve küreselleşmeci “enternasyonalist” ve Kürt milliyetçiliği kuyrukçusu neosolun çeşitli kesimleri “ulusalcı” ve “Kemalist” diye, Deniz Gezmiş anmalarından uzak dururlardı.

2010’ları Türkiye’sinde ise, Deniz Gezmiş’in, bırakalım sol’u, her siyasi eğilimden yurttaşların sevgilisi ve kahramanı olması, somut bir olgudur.

Türkiye’ye yeniden Sevr ve Ortaçağ dayatılması!

Peki nedir 2000’lerin Türkiye’sinde Deniz Gezmiş’i sağcı solcu demeden milyonlarca insanın gözünde kahraman haline getiren etkenler?

İkisi nesnel ve dünyanın ve Türkiye’nin 2001’den sonra içine girdiği sürece ilişkin, ikisi de öznel ve Deniz’lerin devrimciliğinin iki temel çizgisini oluşturan dört etkenden söz etmek gerekir.

Emperyalist kapitalizmin 1990’larda ilan ettiği “Küreselleşme” programı, başta Türkiye olmak üzere, gelişen ve ezilen dünya ülkelerine sömürgeleşmeyi, etnik ve mezhepsel temelde parçalanmayı, toplam olarak milletsizleşmeyi ve devletsizleşmeyi dayatıyordu. Bu dayatma 2000’lerde, Türkiye ve bölge ülkelerinin önüne, BOP planı şeklinde operasyonel olarak kondu. Millet, sağcısı ve solcuyla, küreselleşme programı ve BOP ile içine itildiği süreci etinde kemiğinde duymaya başladı.

İkincisi, sağcısı solcusuyla sistem içi siyasetler ve sistem siyasi partileri, derece derece bu talan ve yıkım sürecinin bir parçası olmuşlardı. Türkiye devlet ve toplum olarak çözülüyor, çöküyor, dağılıyorken, milletin bilincinde yeniden ulusal bağımsızlıkçılık ve ulusal kurtuluş kıvılcımları çakmaya başladı. Dayatılan yeni Sevr’e karşı koymak için yeniden bir Atatürk birleştiriciliği ve devrimciliğine ihtiyaç olduğu düşüncesi gelişmeye ve yaygınlaşmaya başladı.

Millet Atatürk’e ve Deniz’e sarılarak yanıt veriyor!

Deniz Gezmiş kısa süren militan devrimcilik yaşamında, milletin bilincinde oluşan bu eğilim ve talebe seslenen siyasi çizgi izlemişti.

TİP ve FKF içinde 1967’de ortaya çıkan saflaşmada, Türkiye’nin önündeki devrimci adımın MDD, yani Kemalist Devrimi tamamlamak olduğunu savunanlar içinde yer almıştı. 1969’daki “Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü”nün önderlerindendi. Son mektubuna ve idam sehpasının altına kadar, çağımızda bilimsel sosyalist olmanın öncülünün, ezilen milletlerin emperyalizme karşı milli bağımsızlık mücadelelerini savunmak olduğunu dile getirmişti.

Deniz Gezmiş aynı zamanda, “Tam bağımsız ve demokratik Türkiye” hedefine ancak bir devrimle ulaşılacağına inanan bir devrimciydi. Bu yüzden, çağımızın en devrimci ideolojisini (bilimsel sosyalizmi) benimsemişti.

Türkiye’yi yeniden Kemalist Devrim yörüngesine oturtabilmenin ancak yeni (ve bu kez emekçi sınıfların başat roller oynayacağı) bir devrimle mümkün olacağını söylüyordu. Devrimi zafere ulaştırmak için, milletin emperyalizm ve işbirlikçileriyle çelişmesi olan bütün kesimlerini birleştirecek bir programı ve siyasi çizgiyi savunuyordu.

İşte 2000’lerde Deniz Gezmiş’i Atatürk’le birlikte milletin elinde bayraklaştıran, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bu tehlikeydi. Deniz Gezmiş’in, o tehlikeyi püskürterek milleti yeniden bağımsızlığa ve özgürlüğe kavuşturacak, refaha ve barışa götürecek siyasi çizgi ve iradenin simge adlarından biri olmasıydı.

Kısacası, 2000’lerle birlikte yaşanan süreç Türk milletine yeniden devrimi dayatıyordu. Ve Deniz Gezmiş Türk milletinin devrim ihtiyacına yanıt veren bir devrim şehidiydi. 2000’lerde Deniz Gezmiş’i Atatürk devrimciliğinin simgesi bir milli kahraman haline getiren süreç, milletin gittikçe büyüyen kesiminin devrimden başka bir yol görmemeye başladığı süreçti.

Deniz’i bayraklaştıran halk ve sömüren sahte sol!

Milletin devrimi ve Deniz Gezmiş’in devrimciliğini keşfetmesi, devrim düşmanlarını da harekete geçirdi. Büyüyen devrim ve Deniz Gezmiş sevgisini cepheden karşı çıkarak önleyemeyeceğini anlayan sistemin efendileri, çareyi, tıpkı Atatürk’e ve Atatürkçülük’e yaptıkları gibi, Deniz Gezmiş devrimciliğinin de içini boşaltıp onu başkalaştırmakta, sistem için kabul edilir hale getirmekte buldular.

Bu konudaki aletleri ise, sol’un ve devrimciliğin içini boşattıkları her alanda olduğu gibi, yine neosol ve mandacı sol oldu. Küreselleşme sürecinde önce “insan haklarıcılık” üzerinden AB’nin, sonra da AB üzerinden Batıcı Kürt milliyetçiliğinin kuyruğu altına sığınan mandacı sol ve neosol, millete önce, Atatürk ve Cumhuriyet Devrimi başta olmak üzere, BAAS, Nasır, Nehru, Kaddafi, Esat gibi “diktatörlerin” düşmanı; Şeyh Sait, Seyit Rıza, İskilipli Atıf Hoca gibi “demokrasi şehitlerinin” savunucusu, AB demokratı, “Akil adam” özellikleri taşıyan bir Deniz Gezmiş portresi sunmaya çalışıyor. Sonra da her 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş sevgisinden rant çıkarmaya çalışıyor.

Bu rant çıkarma sadece siyasi alanla da sınırlı kalmıyor. Karşıdevrimcileşmiş, ama “sol”/“sosyalist” maske takmayı bırakmamış bu takım, ayın zamanda “Deniz Gezmiş anısı” satarak para ve şöhret rantı da elde ediyor. Kimisi “Deniz’le uzuneşek oynarken” kitabı yazıp satıyor. Kimileri, Deniz Gezmiş devrimciliğinin yeminli düşmanları ile ortaklaşa senaryolar yazarak, bol paralı danışmanlıklar yaparak, holding TV’lerine “Hatırla Sevgili” türü “Deniz Gezmiş dizileri” hazırlıyor.

Türkiye’nin içine girdiği ve Deniz’i milletin elinde bayraklaştıran süreç, birinci gelişmeyi daha büyütürken, Deniz’i rantçı takımın elinden de kurtaracaktır.

Arslan KILIÇ - 06 Mayıs 2013 - Ulusal Kanal

Son Yazılar

Cloudy

15°C

Istanbul