burhan apaydin225 

Burhan Apaydın…

Burhan Ağabey derdim. Her zaman yüzü güler, konuğunu candan karşılardı.

Apaydın ailesi birbirine çok bağlı, özellikleri olan bir ailedir.

Anneleri Nuriye Apaydın, yetkin bir Cumhuriyet kadını, aileyi ayakta tutan ortadirekti.

Muayenehanemi ilk açtığım gün, tansiyonunu ölçtürdü ve mor bin lirayı masaya bıraktı. Sonradan “Mor Binlik” başlıklı öykümün başlangıcıdır. O zaman Bahariye uzmanlarının vizite ücreti buydu.

Orhan Apaydın, anneleri, Burhan Apaydın aynı köşkte otururlardı. Hüseyin Apaydın da aynı köşkte oturuyordu.

Orhan Ağabey (ona da ağabey derdim) İstanbul Baro Başkanı idi. Barış Derneği davasında birlikte tutuklandığımız zaman takılırdım: “Orhan Ağabey, İngiltere kraliçesinden sonra doktoruyla gezen ikinci kişi sizsiniz.” Beraber gülerdik.

Ailenin doktoru bendim. Bir hastalıkta haber verirler giderdim. Burhan Ağabey yazdığım reçeteyi alır, bir kenara koyardı. Sonradan öğrenirdim ki yazdığım ilaçları almaz ama iyileşirmiş. “Muska gibi” derdim, kahkahayı patlatırdı, “Aynen öyle” derdi, “ama iyi geliyor.”

Çileli bir aileydi. Yassıada duruşmalarında Adnan Menderes’i savunmuşlar, başları derde girmişti. Avukatlığı, kişinin haklarını her koşulda savunmak olarak kabul ederler, her savın karşısında sanığın haklarının korunması gerektiğini cesaretle öne sürerlerdi.

Adalet felsefesini çok iyi özümsemişlerdi. Bunun yanı sıra aydınlanma ve Rönesans’ın anlamını çok iyi bilir, Atatürk Cumhuriyetini, ülkemizin kültür devrimini içlerinde duyarlardı.

Her gün İlhan Selçuk ile, Uğur Mumcu ile telefonla görüştüklerini biliyorum. Dünya ve ülke olaylarını çok yakından izleyip değerlendirirlerdi.

Ortak özellikleri değerbilirlikleridir.

Yapılan işleri, kişilerin bu işlerdeki payını bilirler, değerlendirirler, bunu da ifade ederlerdi. Bu özelliğin çevre etkileşimindeki önemini yakından görürdüm. Ülkemizde eleştiri çok kolay, övgü çok kısırdır. Onlardaki nesnel değerlendirme dikkatimi çekerdi.

*** *** ***
Hukuk, yazılı metinlerden ibaret değildir!

Hukuk, bir vicdan kültürüdür. Eğer bir toplumda “vicdan kültürü” yoksa orada hukuk yöntem işlemlerinden öteye gidemez.

“Vicdan kültürü”, insan uygarlığının temelidir.

Bu kültüre sahip olmayan toplumlarda ve kişilerde “nesnellik-objektiflik” de olamaz, “eşitlik” de olamaz, “hukukun üstünlüğü” de olamaz. Bunlar olmayınca da kanunlarınız olur ama adaletiniz olmaz.

“Vicdan kültürü”, bir toplumun insanlık değeridir.

“Vicdan kültürü”, haklının hakkını hiçbir önyargıya, art niyete, gizli hesaplaşmalara kurban etmeden teslim etmektir.

Bunu yapmadığınız zaman istediğiniz kadar “Adalet Sarayı” kurun, adaleti o saraya hapsetmekten başka bir şey yapmamış olursunuz. Adalet, saraylının değil, haklının hakkı olmalıdır.

Apaydın kardeşler yaşamları boyunca sanıkların yanında yer aldılar. Sanıkların güvencesi oldular.

Orhan Apaydın, soğukkanlı mantığın temsilcisiydi.

Burhan Apaydın, coşkulu, heyecanlı, atak bir avukattı.

İki kardeş de birbirlerine sevgi ile, saygı ile bağlıydı.

Orhan Bey’in oğlu Hüseyin Apaydın kardeşime sabırlar diliyorum. Yaşamlarındaki cesaretli hukuk insanlığı örneği hepimizin tesellisidir.

Erdal ATABEK - 29 Nisan 2013 - Cumhuriyet

*************************************************
İlgili Haber :

Avukat Burhan Apaydın, son yolculuğuna uğurlandı!

Eski başbakanlardan Adnan Menderes'in de savunmasını üstelenen ünlü avukat Burhan Apaydın, son yolculuğuna uğurlandı.

Burhan Apaydın'ın cenaze namazı Şişli Teşvikiye Camisi'nde kılındı. Törende, Apaydın'ın eşi Beyhan Apaydın ve yakınları, taziyeleri kabul etti.

Törene eski TBMM başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kara, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, eski İstanbul Barosu başkanlarından Turgut Kazan, eski İstanbul valilerinden Kutlu Aktaş, sanatçılar Tarık Akan, Zafer Algöz ile Apaydın'ın oyuncu Cansel Elçin'in de aralarında bulunduğu yakınları katıldı.

Bir dönem milletvekili de olan Burhan Apaydın'ın Türk bayrağına sarılı naaşı, cenaze namazanın ardından, tören mangası tarafından taşınarak cenaze aracına konuldu. Apaydın'ın cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Beyhan Apaydın, eşi Burhan Apaydın'ın mesleğini çok seven bir hukuk adamı olduğunu kaydetti. Apaydın'ın, Adnan Menderes ile 1954 yılında tanıştığını aktaran Beyhan Apaydın, şunları söyledi:

"Adnan Menderes, Burhan Apaydın'ın makalelerini okumuş ve onu köşke çağırmış. Kendisine hep 'Küçük kardeşim' diyerek hitap edermiş. Milletvekili adayı olması onun isteği üzerine gerçekleşmiş. Menderes'in avukatlığı teklif edildiğinde bir an dahi düşünmeden kabul etmiş. 'Onlar zaten itibarlı kişiler, onların iadeyi itibara ihtiyaçları yok' derdi. Onlar hakkında verilen kararların yok hükmünde sayılması için son gününde Meclis'e dilekçe göndermişti. Gazetelerde bugün hep güzel şeyler yazılmış. Ben onu anlatacak kelime bulamıyorum."

Cindoruk: "Çile çekmiş bir arkadaşımızdı"

TBMM'nin eski başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Burhan Apaydın ile 1960 yılında Yassıada'da kurulan mahkemede eski başbakanlardan Adnan Menderes'in savunmasını üstlendiklerini hatırlattı.

Apaydın'ın cesur ve bilgili bir hukuk adamı olduğunu vurgulayan Cindoruk, kendisinin gibi Apaydın'ın daha sonra tutuklandığını kaydederek, şunları söyledi:

"Onun tutukluluğu uzun sürdü. Ben 2 ay sonra tahliye oldum. Burhan bey, 9 ay kadar kaldı. Adalet Partisi onu Ankara milletvekili adayı yapmıştı. Milletvekili seçilince o zamanki mahkemeler, adil mahkemelermiş, mahkeme Burhan Apaydın'ı tahliye etti. Tahliye olarak Meclis'e geldi ve milletvekili sıfatıyla yemin etti. Adalet Partisinin kurulmasında aktif rol oynadı. Vatansever, soğukkanlı, hukuk biliminin içinde kalan bir büyük ustaydı. Çile çekmiş bir arkadaşımızdı."

Cindoruk, soru üzerine Apaydın'ın Yassıada mahkemelerine ilişkin gönderdiği dilekçenin Meclis'te olduğunu, iç tüzüğe uygun olması halinde gereğinin yapılacağına inandığını belirtti.

Kocasakal: "Genç kuşaklara yol gösterecek"

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, Burhan Apaydın'ın bir mücadele adamı olduğunu dile getirdi. Kocasakal, şöyle konuştu:

"Mücadele tarihi çok eskiye dayanır. Her ülkede hak mücadelesinde öne çıkan iz bırakan insanlar vardır. Rahmetli Burhan Apaydın da bunlardan birisiydi. Siyasi görüşleri bir yana, önemli olan bizler için bir hukuk savaşı vermiş olmasıdır. Son zamanlarda kayıplarımız arka arkaya geldi. Kemal Keleşoğlu, Gülçin Çaylıgil, şimdi de Burhan Apaydın. Siyasi görüşleri farklı da olsa en güç dönemlerde hukuk ve savunma görevini üstlenmiş kişilerdi. Onların verdiği hukuk mücadelesi şimdiki kuşaklara yol gösterecektir. Hukuk camiasının başısağolsun. Nur içinde yatsın. İstanbul Barosu, onu hiçbir zaman unutmayacaktır."

İstanbul Barosu'nun eski başkanlarından Turgut Kazan ise "Mesleğimizin büyük bir ustasını kaybettik" diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Apaydın'ın Yassıada duruşmalarında cesur davranışlarıyla öne çıktığını o yıllardan bu yana tanıştıklarını dile getirerek, "Türkiye çok önemli bir adamını yitirdi" diye konuştu.

Sanatçı Tarık Akan da Burhan Apaydın'ın ölümünden üzüntü duyduğunu dile getirdi. Akan, "Burhan ağabey ve Orhan ağabey, benim hayatımın direkleriydi. 1982'den 1988 yılına kadar avukatlarımdı. Başımız sağolsun" dedi. Akan, gözyaşlarını tutamadı. AA

Son Yazılar

Cloudy

15°C

Istanbul