8_nisanda_silivri_onu_gelincik_tarlasi_olacak225

Vatan için Silivri’ye!

ABD’nin çıkarları için hazırlanan BOP’u yaşama geçirebilmek için olmayan bir terör örgütü yarattılar, vatanseverleri Silivri de tutsak ettiler.

Bu davanın bir ABD, AKP ve Fethullah işbirliği ile hazırlanan bir dava olduğu zaman içerisinde daha iyi anlaşıldı. Önce, yargıya karışmayın, hukuk gereğini yapar diyenler bile, zaman içerisinde bu davanın uydurma bir dava olduğunu anladılar. Evrensel hukuk kuralları, ulusal hukuk kuralları, yasalar hiçe sayıldı. Gerçek tanıklar dinlenmedi, savunmalar yok sayıldı, düzmece kanıtlar (!) geçerli oldu. Gizli tanık olarak terör örgütü üyeleri, katiller, yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenler dinlendiler. Polis fezlekelerinden savcılık iddianameleri hazırlandı.

Haberal gibi, Hilmioğlu gibi ülkemizin en değerli bilim adamları, Balbay gibi, Özkan gibi değerli gazetecilerimiz terör örgütü üyesi suçlamasıyla, cezaevlerinde tutsak edildiler. Perinçek gibi yüreği yalnızca ülke sevgisi için çarpan yılmaz bir Kemalisti terör örgütü üyesidir diyerek beş yılı aşkın bir süredir hiç utanıp sıkılmadan cezaevinde tuttular. Önceki Genel Kurmay Başkanımız İlker Başbuğ’u önce terör örgütü yöneticisi saydılar. Bu tutmayınca darbeye girişimde bulundu diye suçlayarak cezaevinde tutsak ettiler. Cumhuriyetin Ordusunun kahraman generallerini, amirallerini, subaylarını uydurma suçlamalarla cezaevlerine koydular. Emperyalist güçlerin isteği ile ülkemizin bölünmesine karar verilmişti. Gerici ve bölücü bir düzen kurulacaktı.

Yurtseverlerimiz eğilmedi!

Bu gidişe karşı çıkacak olan vatanseverlerin, kahraman Ordumuzun sesini çıkarmaması gerekiyordu. Buna karşı çıkacaklar uydurma suçlamalarla cezaevlerine konuldular, Yargılama adı altında Silivri de yıllarca bir oyun oynandı. Yargı yara aldı. Yargıya güven ortadan kalktı. Adalet yok edildi. Oysa adaletin olmadığı yer vatan değildi. Bu yargı Cumhuriyetin yargısı değil. Bu savcılar, yargıçlar Cumhuriyetin savcısı, yargıcı değiller. Cezaevlerine konulan vatanseverlerin hiç birisi bu hukuksuzluğa boyun eğmedi. Hiç birisi eğilmedi. Orada yatanlar yiğitçe direndiler, dışarıdakilere örnek oldular. Orada yatanlar vatan için oradalar. Onlar cezaevlerinde çalıştılar. Ülke için yol gösterdiler. Düşünce ürettiler, kitaplar yazdılar.

Heyet-i Nasiha ve ‘Akil’ yoksunları!

Ergenekon savcısı vatanseverler için yaşam boyu hapis cezaları istedi. Bu görüş, bir korkunun dışa vurumudur. Vatanseverlerden korkuyorlar.

Savcıları ile yargıçları ile vatanı bölmeye, gerici bir düzeni getirmeye çalışıyorlar. Buna engel olacak vatanseverlerden de korkuyorlar. Başbakan Bay Erdoğan “Eyalet sistemi kötü bir yönetim biçimi değildir, Osmanlı da da Kürdistan, Lazistan vardı” diyor. Kürdistan düşü için Karadenizli vatandaşlarımızı kullanmaya çalışıyor. Karadenizli vatandaşlarımızın böyle bir düşüncesi yok. Halkımızı aldatmaya çalışıyor. Bölücü ve gerici bir düzen için halkımıza “Beni destekleyin” diyor. “Terör , milleti dizayn etmemize neden oldu” diyor. Akil adamlar adı altında AKP’ye yakın olan ve Atatürk ile, Cumhuriyet ile sorunları bulunan kişiler Türkiye ye dağılıp süreci anlatacaklarmış. Gerçekte ise ulusumuzu aldatmaya çalışacaklar. Damat Ferit’in kurup, Anadolu ya gönderdiği Heyet-i Nasiha da Sevr’i kabul ettirmeye ve işgale karşı çıkılmamasına çalışmıştı. Bu kişiler yarın çocuklarının yüzüne nasıl bakacaklar.

ABD piyonu AKP’ye dur demek için!

Silivri de yatan vatanseverler bunlara engel olmak için cezaevlerine girdiler. 8 Nisan 2013 günü Silivri mahkemesinde karar açıklanacak. Orada bulunmak bir vatan görevidir. Oraya gidenler yalnızca içeride yatan vatanseverler için değil, vatan için orada olacaklar. Bu hukuksuz gidişe, karşı devrimin yargısına dur demek için, Vatan için 8 Nisan 2013 günü Silivri’ ye.

Erol ERTUĞRUL - 06 Nisan 2013 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

13°C

Istanbul