Halkoylamasına İlişkin Kural Anayasaya Aykırı

Anayasa değişikliğine ilişkin yasa önerisinin "yürürlük" maddesinin bir bölümü Anayasa'nın 175. maddesine aykırıdır. Yürürlük maddesinde, "Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır" kuralı bulunmaktadır. Bu kuralın ikinci bölümü, yani "halkoyuna sunulması halinde tümüyle oylanır" ifadesi, Anayasa'nın 175. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Açıklamaya çalışalım.

Böyle bir düzenleme yok

Anayasa'nın 175. maddesinin yedinci fıkrasında, "TBMM Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasanın değiştirilen hükümlerinden, hangilerinin birlikte hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını da karara bağlar" denilmektedir. Bu kural ile TBMM verilen yetki, asıl olarak maddelerin ayrı ayrı oylamasını; ancak, anlam birliği, içerik bütünlüğü bulunan maddelerin bir arada oylanmasını sağlamaktan ibarettir. Dikkat edilirse, metinde yasanın tümünün birlikte oylanmasını içeren bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu kurala göre, TBMM’nin, değişiklik yapılan kurallar arasındaki ilgiyi gözeterek, halkoylamasına birlikte ya da ayrı ayrı sunulacak maddeleri belirginleştirmesi gerekmektedir. Birbiriyle ilgili kuralların bir arada, ilgisizlerin ayrı ayrı halkoyuna sunulması, hem Anayasa’nın buyurucu kuralının gereğidir, hem de halkoylamasından beklenen yararın sağlanması yönünden gereklidir.

Ayrı ayrı olmalı

Ayrıca, yedinci fıkranın gerekçesi de söylediğimizi doğrulamaktadır.
Çünkü, yedinci fıkranın getiriliş amacı, gerekçesinde, “Halkoyuna sunulmasının Anayasanın değiştirilen her hükmü için ayrı ayrı yapılması kararlaştırıldığı takdirde, oylama sonunda bazı hükümlerin benimsenmesi, bazılarının ise reddi mümkün olabilecek, böylece halkoylamasının daha sağlıklı şekilde sonuçlanması ve bazı hükümler reddedilmiş olsa bile hiç olmazsa benimsenen değişikliklerin yürürlüğe girmesi sağlanmış olacaktır” biçiminde açıklanmıştır.

Anayasa metninden ve gerekçesinden, yapılan değişikliklerin ayrı ayrı oylanmasının asıl kural olduğu anlaşılmaktadır. Yalnızca, oylamayı kolaylaştırmak için, birbiriyle ilgili olan değişikliklerin bir arada halkoyuna sunulabilmesi olanaklı kılınmıştır. Çünkü, ancak bu yöntemle, halkın istemediği maddeleri kabul etmesinin, istediği maddeleri de reddetmesinin önüne geçilmiş olacak, halk iradesi gerçek biçimde ortaya çıkacaktır.

Venedik Komisyonu kararı

Nitekim değişikliklerin yapılmasında çok sığınılan Venedik Komisyonu kararı da bu yöndedir. Venedik Komisyonu’nun 21 Aralık 2006 tarihli “Referandumlarda İyi Uygulamalar Kılavuzu”nun 30. maddesinde şöyle denilmektedir: “İçerik birliği, özgür oy iradesinin daha da önemli bir gerekliliğidir. Seçmenler, aralarında içkin bir bağ olmayan farklı sorulara aynı anda oy vermek zorunda bırakılmamalıdır. Seçmenin sorulardan birini desteklerken bir başkasına karşı olabileceği dikkate alınmalıdır. Bir metinde yapılacak değişiklik çok sayıda farklı unsuru kapsıyorsa, halka bir dizi soru sorulmalıdır.”

Demek ki, Anayasa değişikliğine ilişkin yasanın tümünün birlikte halkoyuna sunulması, Anayasa'nın 175. maddesinin yedinci fıkrasının metnine ve amacı ile Venedik ölçütlerine uygun düşmemektedir. Bugüne kadar da böyle yapılmış olması sonuca etkili değildir. Çünkü, o düzenlemeler anayasal denetimden geçmemiştir. Bu onları Anayasaya uygun duruma getirmez.

Kaldı ki, 1961 ve 1982 anayasalarının halkoylaması dışarıda bırakılırsa, değişiklikler konusunda bugüne kadar üç halk oylaması yapıldığı görülmektedir. Bunların üçü de tek konuyu halk oyuna götürmüştür. 1987 yılında “siyasi yasakların kaldırılıp kaldırılmaması”, 1988 yılında yerel seçimlerin erkene alınıp alınmaması” ve 2007 yılında da “Cumhurbaşkanı’nı halkın seçip seçmemesi” konuları halkın oyuna sunulmuştur. Bunların hiçbiri, bir çok konuyu bir arada düzenleyen bugünkü torba değişikliğe örnek oluşturmaz.

İki kuruma göev düşüyor

Bu durumda iki Kuruma çok önemli görev düşmektedir. Bunlardan İlki Cumhurbaşkanlığı Makamı’dır. Çünkü 175. maddede, Cumhurbaşkanı’nın, ister 330-366, ister 367 ve üzeri oyla kabul edilsin, Anayasa değişikliğine ilişkin yasaları bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Birbiriyle hiç ilgisi bulunmayan bu kadar çok konuyu içeren bir değişiklik yasasının tümünün tek oya sunulması, halkın iradesinin yanıltılması, dolanılması, ipotek altına alınması anlamına geleceğinden Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu olaya el koyması gerekmektedir.

Öte yandan, bu demokrasi dışı uygulamaya dur demesi gereken ikinci kurum Anayasa Mahkemesi’dir. Bu aşamada şu sorunun sorulması gerekir: "Yürürlük maddesi" Anayasa Mahkemesi’nce yalnız “biçim” yönünden mi, yoksa hem biçim hem “esas” yönünden mi denetlenebilir?

Anayasa Mahkemesi denetler

Hemen belirtmek gerekir ki, “yürürlük maddesi” anayasa değişikliğine ilişkin bir kural içermediği için, anayasa kuralı niteliğinde değil, düz yasa kuralı niteliğindedir. Dolayısıyla, yasanın yürürlük maddesi, Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi, kanunların...Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler" kuralını içeren 148. maddesi uyarınca, biçim ve esas yönlerinden Anayasa Mahkemesi denetimine bağlıdır.

Bu durum, anayasal kural niteliğindeki değişikliklerden çok farklıdır. Bu konuda dava açılması durumunda, Anayasa Mahkemesi'nin, halkoylamasına ilişkin kuralı iptal etmesi güçlü olasılıktır. Üstelik, bu iptal halkoylamasını doğrudan ilgilendirdiğinden, Anayasa Mahkemesi büyük olasılıkla öncelikle “yürürlüğü durdurma” vererek, karışıklığın önüne geçecek ve birçok yönden erkler ayrılığı, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve demokratik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olan bu Anayasa değişikliğini böylece önleyecektir.

Bülent SERİM - 04.04.2010 - Odatv.com

Son Yazılar

Cloudy

27°C

Istanbul