Bu Meclis Anayasa’yı Değiştirmemeli

Çağdaş demokrasilerin karakteristiği ve “çoğulcu/ katılımcı” niteliğini yaşama geçiren temel öge “uzlaşma” kültürüdür. Uzlaşma kültürünün en üst düzeyde olduğu demokrasilerde bir anayasaya bile gereksinim duyulmaz (İngiltere) ya da devlet aynı anayasa ile yüzyıllardır yönetilir (ABD).

Yine bu kültürün yerleşmiş olduğu ülkelerde, yüksek mahkeme üyelerinin parlamentoca seçilmesinde bir sakınca görülmez. Örneğin, Almanya’da, Anayasa Mahkemesi üyelerinin tümünü parlamento seçer; ama, 50 yıldır bu seçimler, parlamentoda temsil edilen siyasal partilerin uzlaşmasıyla gerçekleştirilir.

Bizde ise, ne yazık ki, çağdaş demokrasinin çoğulculuk ilkesi “çoğunluk iktidarı” olarak görüldüğü için uzlaşma kültürü gelişememiştir. Günümüz siyasal iktidarına da aynı düşünce egemendir. Bu, ya bilisizlikten kaynaklanmakta ya da rejimi dönüştürmenin başka yolu görülmediği için, bilinçli biçimde yeğlenmektedir. Bugünkü iktidarın uzlaşmadan anladığı şudur: “Ben yaparım, sen kabul edersin; kabul etmezsen bile çoğunluk bende olduğu için son sözü ben söylerim”. Böyle bir uzlaşma yöntemi demokratik ülkelerde görülmemiştir ve uzlaşmayı değil, baskıyı ve dayatmayı içerir.

BU MECLİS NEDEN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPMAMALI

Bu nedenle, bu Meclis’in Anayasa değişikliği yapmaması gerekir. Bu sonuca hangi gerekçelerden yola çıkarak vardığımızı açıklamak isteriz.

(1) Bir kez ve öncelikle belirtmek gerekir ki, bugünkü Meclis’in oluşumu, Anayasa’daki “temsilde adalet” ilkesine uygun değildir. Seçim barajı nedeniyle tüm siyasal görüşlerin temsilcileri Meclis’te bulunmamakta; tam tersine, çeşitli siyasal görüşler, kendi düşünceleriyle hiç bağdaşmayan siyasal partilerce Meclis’te temsil edilmektedirler. Halkın tümünün siyasal görüşlerinin temsil edilmediği böyle bir meclisçe Anayasa değişikliği yapılması demokrasi ile bağdaşmaz.

(2) Bunun dışında, AKP’nin çoğunlukta olduğu bugünkü Meclis’in Anayasa değişikliği yapması, “demokratik laik Cumhuriyet” ve “hukuk devleti” ilkelerine de uygun düşmez. Çünkü;

- AKP, yukarıda da belirtildiği gibi uzlaşma kültüründen yoksundur ve bunu Cumhurbaşkanı seçiminde kanıtlamıştır.

- Anayasa Mahkemesi’nce hakkında “demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı eylemlerin odağı olduğu” kararı verilen AKP, anayasal meşruiyetini yitirmiştir.

- AKP yöneticileri, siyasal parti kurulmadan önce ve sonraki söylem ve eylemleriyle, laik Cumhuriyet rejimini, (ılımlı ya da değil) İslam Cumhuriyeti’ne dönüştürme amaçlarını ortaya koymuşlardır ve bunun için Anayasa’yı değiştirmek istemektedirler.

Bu nedenlerden uzlaşma kültürü ile ilgili olanı üzerinde biraz durmak gerekir.

UZLAŞMA KOŞULU

Anayasa’nın 175. maddesinde, “Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür” denilmektedir. Maddede, Anayasa değişiklik önerisinin “tasarı” biçiminde değil, “teklif” yöntemiyle yapılacağının belirtilmesi, bunun için üçte bir çoğunluk aranması, Meclisteki görüşmelerin yasa tekliflerinin görüşülmesinden farklı yönteme bağlanması ve değişiklik için nitelikli çoğunluk aranması, anayasa koyucunun teklif aşamasından başlayarak, anayasa değişikliklerinde “uzlaşmayı” koşul gördüğünü ortaya koymaktadır.

Şimdi yapılanlara bir bakalım: Başbakan’ın talimatıyla bir Anayasa değişiklik taslağı hazırlanmıştır. Bu taslak Başbakan’a sunulmuş ve istediği değişiklikler taslağa işlenmiştir. Şimdi bu taslağa Başbakan ve “kurmayları” (!) tarafından son biçimi verilmeye çalışılmaktadır. Ve bu taslak diğer partilere gönderilerek “görüşünüzü bildirin” denilecektir. Sonuçta da güçlü olasılık, bu taslak Meclis’te kabul edilip, halkoyuna sunulacaktır.

Daha acı olan gerçek, taslak henüz ortaya çıkmadan milletvekillerinin imzasına açılması ve kuşkusuz yine verilen talimat üzerine AKP milletvekillerince imzalanmaya başlanmasıdır. Hatta, imza sayısının tamamlandığı, 184 AKP milletvekilinin, Anayasa değişiklik metni ortada yokken, “değişiklik önerisi”ne imza attığı belirtilmektedir.

Bu durum, Anayasa’da öngörülen uzlaşma koşulunun hiç dikkate alınmadığını göstermektedir. Ve değişiklik, daha şimdiden, “teklif” yönünden Anayasa’ya aykırı duruma gelmiştir.

Siyasal iktidarın, “Halkoylamasını göze aldık. Anayasa değişikliğini getiriyoruz” açıklaması da, değişikliğin Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi sırasında da uzlaşma aranmayacağını ortaya koymaktadır. Çünkü, esasen, izleyen yazımda ortaya konulacağı gibi, yapılmak istenen değişiklikler konusunda uzlaşmak da olanaksızdır.

"SİVİL DARBE ANAYASASI"


Tüm bunlar, demokrasiden ve hukuk devleti ilkesinden uzak durularak yapılacak Anayasa değişikliklerinin, “AKP anayasası” nitelemesinden kurtulamayacağını ve bir “sivil darbe anayasası” olacağını göstermektedir.

Bu tür uygulamalar, her siyasal partinin kendi ideolojik yaklaşımına göre Anayasa’yı değiştirebileceği anlamına gelir ki, bunu Cumhuriyet’i kuran iradenin koyduğu ilkelerle bağdaştırmak olanaksızdır. Ayrıca bu düşünce, toplumsal barışı bozar, toplumda ayrışmalara ve kaosa neden olur.

Anayasa Mahkemesi Eski Genel Sekreteri

Bülent SERIM - 22.03.2010 - Odatv.com

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Partly cloudy

20°C

Istanbul