vuralsavasanayasapaketi

Anayasa Değişikliği Hayata Geçmemeli, Bu Seçimlerden Daha Önemlidir

Fayda Bekleyenler Yandaş Medyayı Okuyanlardır

İşte Vural Savaş'ın yaptığı açıklamalar...

"Her şeyden önce şunu söyleyeyim. Arapların bir sözü vardır; “Denenmişi denemek pişmanlık getirir” diye. Zaten 1960’ta yapılan yeni Anayasa'da buna benzer bir şekilde “hâkimler arasından kurula üye seçilsin, böyle yapılsın, şöyle yapılsın” gibi hükümler vardı. Fakat bu durum uygulamada bazı mahsurlar doğurduğu için 1982 Anayasası'na gelmeden değiştirildi.

Şimdi Anayasa değişiklikleri nasıl yapılmalı dersek... Abdullah Gül dahi meclise 2 partinin girdiği 2002 yılında şunları söylüyor; “her iki partiden milletvekili adedine bakılmaksızın eşit sayıda seçilen milletvekilleriyle bir komisyon kurulmalı, onların üzerinde anlaşmaya vardığı hususlar Anayasa değişikliği olarak meclis gündemine alınmalı”

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ NEDEN YAPILIYOR

İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Prof. Zafer Üskül buna bile karşı çıkıyor ve şöyle söylüyor; “ya meclise geldiğinde üzerinde mutabakata varılan hususlar değiştirilirse ne olacak?”.

“Onun için de hiçbir barajın olmadığı, millet iradesini tam yansıtan bir seçim kanunu yapılarak seçime gidilmeli, 150 kişilik bir komisyon kurulmalı ve anayasa değişikliği bu meclis tarafından yapılmalı” diyor.

Ergun Özbudun da yazdığı kitaplarda 2 türlü Anayasa değişiklinden bahsediyor;
Birincisi çatışmacı üslupla yapılan değişikliklerdir. Bu tarz anayasa değişikliği, mecliste çoğunluğu olan bir parti uzlaşma aramadan bir Anayasa değişikliği yapar. Bu değişiklikler o partinin işine yarayan ve o partinin görüşünü destekleyen Anayasa değişiklikleridir. Bu yüzden de ikinci seçenekle, yani anlaşmacı bir üslupla değişikliklerin yapılmasını savunuyor.

1982 anayasası yürürlüğe girdiğinden bu yana pek çok defa Anayasa değişikliği yapılmıştır. Mesela referanduma otomatik gitmemesi için 367 oy gerekiyor. Hemen size şunu söyleyeyim. Bütün Anayasa değişiklikleri en az 2-3 partinin uzlaşmasıyla -ki 367 milletvekili demek meclisin yüzde 66’sı demektir- yüzde 66’nın çok üstünde oylar alarak Anayasa değişikliği gerçekleşmiştir.

Buna rağmen Cumhurbaşkanlarımızın bazıları (Ahmet Necdet Sezer, Turgut Özal) bunları bir de referanduma götürme gereği hissetmiştir.

Bu anayasa değişiklikleri aslında Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirmek için yapılıyor. Meclisten, şuradan, buradan seçilecek kişilerle, ileride mutlak şekilde yüce divanda yargılanması çok muhtemel olan şimdiki AKP yöneticilerinin kendi yargıçlarını seçerek, işledikleri iddia edilen suçlar dolayısıyla beraat hükmü sağlamak için yapılıyor.


TÜRKİYE'Yİ KORKU İMPARATORLUĞU HALİNE GELDİ

Ama daha önemlisi, neden bu değişiklik alelacele gündeme getirildiğidir. Cevap şudur; Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını değiştirmek için gündeme getirildi.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri kapatıldıktan sonra kurulan bu özel yetkili mahkemeler ve savcılar, Türkiye’yi bir korku imparatorluğu haline getirdiler.

Dinlenen telefonlar değil, bu hâkim ve savcıların yaptığı, anayasadaki “kanuna aykırı şekilde elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz” hükmü dahil, Ceza Mahkemesi Usülü Kanunu’nda telefon dinlemeden bilgisayarlara girmeye kadar, ne türlü hüküm varsa hepsini –açıkça söylüyorum- suç işleyerek, görevini kötüye kullanarak, bu hükümleri ihlal ederek açtıkları davalar, yapılan tutuklamalar dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti bir korku imparatorluğu haline geldi.

Baktılar ki HSYK artık bu tür savcılar hakkında gereğini yapacak, işte bu korku imparatorluğunun devamını sağlayan Adalet Bakanlığı, bu hâkim ve savcılar hakkında soruşturma izni vermeyerek onların cezalandırılmalarını engelliyorlar.

Bunların görev yerlerinin değiştirilmesini de engellemek için, daha doğrusu korku imparatorluğunun devamını sağlamak için bu Anayasa değişikliklerini gündeme getiriyorlar.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ HAYATA GEÇMEMELİ

Yani hiçbir şekilde bu Anayasa değişiklikleri hayata geçmemelidir. Yargı şu anda dahi iktidarın baskısı altındadır. Bunu görev yapan hakimlerimizin hepsi kabul ediyor. Bu baskı ile Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun da işlevsiz hale getirilecek. Daha doğrusu iktidara yakın kişilerden oluşturulması sağlanarak bu korku imparatorluğunun devamı sağlanacak.

Cumhuriyetimizin laik bir Cumhuriyet olarak devamının sağlanması, ancak laik Cumhuriyete bağlı Anayasa Mahkemesi üyelerinin göreve devam etmesiyle mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir korku Cumhuriyeti olmamasının ve bir hukuk devletine yeniden dönüşmesinin yolu da bu Anayasa değişikliklerinin hayata geçmemesi ile mümkündür.

Bence bu seçimlerden çok daha önemlidir. Diğerleri teferruattır.

BUNLARIN YAPACAKLARI ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDEN FAYDA GELMEZ

Zaten dikkat edin bu parti kapatma olayları uzlaşmayla değiştirilmişti. Ecevit’in başbakan olduğu zamanlarda partiler 6’ya 5 ile kapatılabilirken 7’ye 5 oranına çıkarıldığı gibi, parti kapatmanın yerine başka müeyyidelerin de uygulanması -ki AKP’ye uygulandı- değişiklikler yapıldı.

Şimdi uzlaşmayla değiştirilen maddeler değiştirilmek isteniyor. Peki, kim tarafından?

Mecliste çoğunluk şu anda laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği Anayasa Mahkemesi’nce saptanmış AKP’nin elinde bulunuyor. AKP, bölücü faaliyetleri dolayısıyla kapatılan partinin milletvekilleri ile iş birliği yaparak Anayasa değişiklikleri yapmak istiyor.


Bu iki görüşteki partilerin zaten Anayasal düzenimiz ve ülke bütünlüğümüzün koruması adına hiçbir faaliyetleri olamayacağı gibi bunların yapacakları Anayasa değişikliklerinden de demokrasimize, laik düzenimize, ülke bütünlüğümüze fayda geleceğini zannedenler, sadece ve sadece yandaş medyayı okuyan kişilerdir diye düşünüyorum."

Vural SAVAŞ - 23.03.2010 - Odatv

Son Yazılar

Thunderstorms

27°C

Istanbul