ordu_gorevden_erdogan_goreve_kim_bu_genc_turk225

“Ordu Görev“den “Erdoğan Göreve!“ Kim bu “Genç Türk!”

Sistem ne zaman başı sıkışsa elemanlarını devreye sürer. Son günlerde gazetelerin manşetlerinde boy gösteren Şemdin Sakık o elemanlardan sadece bir tanesidir.

Şemdin Sakık’la istediklerini alamadılar. Manşetler halkta bir karşılık bulamadı. Eli kanlı katilin hiçbir inandırıcılığı yoktu. O nedenle Atatürkçü görünümlü provokasyon örgütleri devreye sokulmaya hazırlanıyor. Sözünü ettiğimiz örgütler sözüm ona “Atatürkçü”dür ama Kürt düşmanı politikalarında da görüleceği gibi Atatürk’ün birleştiriciliğinin zerresine sahip değildir. O örgütler tuzak örgüttür ve kafaları karıştırmak ve mücadeleyi marjinalleştirmek için görevlendirilmişlerdir. Her defasında yeni isimler verilerek sahneye sürülür.

“Türk Solu” adıyla piyasaya sürülen ve sürekli isim değiştiren provokasyon örgütünün yeni adı: “Genç Türk.” Dolmabahçe’de sahneye çıkacaklar.

Çevremizden sıklıkla aynı soruları duyuyoruz “Dolmabahçe etkinliğini siz mi düzenliyorsunuz?” Kafa karışıklığını gidermek, Genç Türk’e nasıl gelindi ve kimdir bu Genç Türk incelemekte yarar var.

ATATÜRKÇÜ GENÇLERİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİNİN ŞAHLANIŞI!

Tarih 25 Ekim 2003. Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesinden onlarca otobüs dolusu gençle Ankara yolundayız. Hocalarımız da yanı başımızda.

Cumhuriyet üniversitelerine yönelen AKP saldırısını püskürtmek için o gün Ankara’da toplandık.

Hep bir ağızdan şu marşı söyledik:

Hükümet hükümet duy sesimizi,
Bu gelen gençliğin ayak sesleri,
Gençlikle kimse başa çıkamaz,
İşbirlikçi Tayyip kolla kendini!”

Her şey marşa uygundu. O gün Ankara’da gençlik hareketinin habercisi niteliğinde bir eylem yapıldı. 25 Ekim 2003 tarihi, 1980 sonrası gençliğinin “Özal Gençliği” imajını tarihin çöplüğüne attığı gün olarak kayıtlara geçti. Ve efsane geri dönüyordu. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu 100 bin yurttaş hedefe AKP’yi devirme görevini koyarak harekete geçti.

gokce_firat_culhaoglu_turksolu

ULUSAL PARTİ İLÇE BAŞKANI GÖKÇE FIRAT ÇULHAOĞLU'NUN KARANLIK YÜZÜNÜ ANLATTI! / VİDEO
http://www.ulusalkanal.com.tr/genc-turk-ulusal-parti-turk-solu-dergisi-gokce-firat-culhaoglu-nedir-kimdir-video,918.html

O eylemde başta Ergenekon tertibiyle hedef alınan Fatih Hilmioğlu, Mustafa Yurtkuran, Ferit Bernay, Mehmet Haberal olmak üzere ve tüm üniversite rektörleri en önde yürüdü. 72 üniversiteden binlerce öğretim üyesi ve öğrenci Anıtkabir yolundaydı. (Öğrencinin hocasıyla bu kadar omuz omuza olduğu ve aynı talepleri haykırdığı bir başka eylem sanırız daha önce yaşanmamıştır.)

ordu_goreve_kiskirticilari_bu_kez_dolmabahcede_olacaklar225

GLADYO’NUN PANKARTI:’ORDU GÖREVE!

“Cumhuriyet’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e Saygı” adıyla yapılan yürüyüş gençlik hareketinin doğru siyasetler etrafında daha da kitleselleşeceğinin habercisiydi. Gençliğin ayak sesleri on binlerce öğrencinin büyüttüğü ADK/T’lerde vücut buldu. Yerellerdeki irili ufaklı mücadelelerin nasıl dev bir mücadele haline gelebildiğini tecrübe eden öğrenciler, 2004, 2005 ve 2006 ADK çalıştaylarında kuvveti bir merkezde birleştirmeyi tartıştılar. Ve sonunda ünü okyanus ötesini aşan TGB gibi köklü bir örgüt meydana geldi.

Gençliğin harekete geçişi düşmanı da harekete geçirdi. Gladyo yükselen gençlik hareketine çelme takabilmek için ADKF’yi (Atatürkçü Düşünce Kulüpleri Federasyonu) devreye sürdü. ADK/T’lere dadandılar ancak Atatürkçü öğrenci kulüp ve toplulukları “Federasyon” tuzağına düşmedi. Federasyon kelimesi sadece kelime olarak isimlerinde asılı kaldı.

Tuzak kendisini 25 Ekim 2003’deki o tarihi eylemde de gösterdi. Provokatöre verilen görev orduyu göreve çağırmak ve eyleme gölge düşürmekti. Pankartla bir taşla iki kuş vurulacaktı. Hem halk darbeci gösterilecek hem de ordunun bu günlere getirilebilmesi için eli kolu bağlanacaktı.

Atatürkçüler provokasyon yapmazlar. Ama provokatörlerin pankartının altında “Atatürk Gençliği” ifadesi yer aldı. Atatürkçü olan herkes böylelikle zan altında bırakılıyordu. “Atatürkçü provokatörler” tarafından açılan “Ordu Göreve” pankartını açanlar Öncü Gençlik’ten atılan, ADD ve CHP’ye yuvalanmaya çalışıp oralardan da kovulan MİT ajanı Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve adamlarıydı. Gladyo istediği sonucu almıştı. Düzenleyici kuruluşların, 100’ü aşkın kitle örgütünün ve ADK’ların ertesi günlerde yaptıkları “pankart provokasyon ürünüdür” açıklamasının hiçbir anlamı yoktu. Eylemin ertesi günü gazetelerin manşetlerini provokasyon pankartı süslemişti. Eyleme gölge düşürmeyi başaran provakatörler böylelikle istediklerini almış oldu.

turk_solu_zaman_ittifaki225

PANKARTI AÇANLAR SERBEST, ENGELLEMEK İSTEYENLER SİLİVRİ’DE!

O pankart, Ergenekon tertibini yapanların en güçlü argümanlarından bir tanesini oluşturdu. Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, Prof. Dr. Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay ve Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal o pankart gerekçe gösterilerek Ergenekon tertibine maruz kaldı ve tutuklandı. F Tipinin sorgulamada en önemli dayanak noktasını o pankart oluşturdu. Hâlbuki olayların yakından tanığı olarak rahatlıkla yazıyorum ki rektörlerimiz o provokatör grubun pankartının indirilmesi için çaba göstermiştir. Kürsüden pankartın indirilmesi için defalarca anonslar yapılmıştır.

turk_solunun_arkasinda_kim_var225

O pankart nedeniyle rektörlerimiz suçlanmıştır ancak ADKF/Türk Solu gibi tuzak isimlerle kendilerini şirin gösteren provokatör gruptan bir kişi bile sorgulanmamıştır. Şimdi diyeceksiniz ki “Ergenekon’da gizli tanıklardan bir tanesinin Gökçe Fırat Çulhaoğlu olmadığını nereden biliyorsun?” Haklısınız. Şüphesiz, teröristtin tanık, yurtseverlerin sanık yapıldığı bir Türkiye’de böyle bir durum hiç kimse için şaşırtıcı olmayacaktır.

PANKARTTAKİ SLOGAN 22 HAZİRAN 2003’TE ÜRETİLDİ!

Savcı cumhuriyetin savcısı olmadığı için Cumhuriyet Hukukunun gereği yapılmamaktadır. Daha da doğrusu ortada bir cumhuriyet kalmadığı için hukuku da kalmamıştır. Savcı cumhuriyetin savcısı olsa o pankartı açanları sorgulamaz mı?

ordu_goreve_turk_solu_kiskirtici_ajanlar225

Savcılık kılını birazcık kıpırdatsa o pankarttaki sloganın provokatör grubun “Türk Solu” isimli dergisinin 22 Haziran 2003 (25 Ekim’den aylar önce) tarihinde yayınlanan sayısının kapak sloganı olduğunu görürdü. Derginin kapak sloganı pankarttaki sloganın aynısıdır: ORDU GÖREVE. Pankarttaki sloganla, derginin kapağındaki slogan harfi harfine aynı olduğu gibi yazı karakteri ve kelimelerin dizilişine kadar da aynıdır.

MİT’in elebaşı (Gökçe Fırat Çulhaoğlu) o sayıda yer alan başyazısında ordumuza kurulan tuzağın işaretlerini veriyor: …görmemize karşın o seçim sonrası Ordu’nun müdahale etmesini savunmadık. Çünkü Ordu’nun zamansız bir müdahalesi, Ordu’yu yükün altına sokacak ve yıpranmasına neden olacaktı. Ordu’ya destek çıkacak bir halk gücü ortaya çıkmadan, Ordu’yu müdahaleye çağırmak Ordu’ya büyük bir tuzak olurdu.

Yazıdaki “tuzak” ve “halk gücü” kelimeleri niyeti fazlasıyla ortaya koymaktadır. Görev bellidir. Milletin ordusuyla kucaklaşmasının önüne geçmek. Ya da başka bir ifadeyle “Halk gücü ortaya çıkmadan” önünü kesmek.

Başaramadıkları ortadadır. Açın bakın sistem hem cilalayıp cilalayıp aynı yalanları ve aynı adamları piyasaya sürmektedir. Sistemin zavallılığı da işte tam da burada yatmaktadır. Şemdin Sakıklar’ın “Genç Türk” adıyla maskeli Atatürkçülerin piyasaya sürülmesinin nedeni budur. Türk Milletinin bu zavallılarla kaybedecek vakti yoktur.

HER DEFASINDA YENİ İSİM BU DEFA : “GENÇ TÜRK!”


Tuzak örgütler kurmak Gladyo’nun etkili yöntemlerinden biridir. Kullandıkları isimler de bu iş için en önemli meseledir. İsimleri en önemli maskeleridir. Lağımdan çıktıkları için o isimlerde kirlenmektedir. Amaç o isimlerin hakkını vererek mücadele eden o tarihsel mirasa sırtını dayayan öncü kuvveti kirletmektir. Kullandıkları isimleri sırasıyla yazalım mesele daha kolay anlaşılacaktır: “İleri”, “Türk Solu” “Ulusal Parti”, “Genç Türk”.

“İleri” diye bir dergi çıkarıyorlar. İleri, Dev-genç’in yayın organın ismidir.

“Türk Solu” diye başka bir dergileri daha var. Cemaat medyasının malzeme kaynağıdır bu dergi. Zaman gazetesi yurtseverlere saldırmak için yaptığı haberlerde sürekli bu dergiyi kaynak gösterir. Tıpkı Ergenekon iddianamesinde rektörlerimiz tutuklanırken bu grubun açtığı pankartın bahane edilmesi gibi. Deniz Gezmiş’in o bilindik fotoğrafında elinde tuttuğu meşhur dergi böyle kirletilir. Türk Solu 1968’lerde MDD’nin (Milli Demokratik Devrimi) yayın organıdır. İşleri güçleri ev ev, iş yeri işyeri gezip Atatürk gençliğiyiz diyerek para toplamak olan bu grubun para kaynaklarından biri de bu dergidir.

Bir de parti kurdular. Başkanı da ajan provokatör Gökçe Fırat Çulhaoğlu. Partinin ismini tahmin emeniz zor olmayacaktır: “Ulusal Parti”. Ulusal kelimesi denilince akıllara gelen şeylerden biri kuşkusuz milletimizin susturulamayan sesi Ulusal Kanal. Kendilerini Ulusal Kanalmış, TGB’ymiş gibi göstermeye çalışıyorlar. “Hayır değiliz demek işlerine gelmiyor!

Bu iddiamızı kanıtlamamızı isterseniz ilk vereceğimiz örnek bu zevatların maruz kaldıkları sorulardır. Stantlarının başındayım. “Güzel Türkçemiz”in arkasına gizlenmişler. İzliyorum. Bir yurttaş usulca yaklaşıyor. Laf Ulusal Parti’ye geliyor. Yurttaş soruyor “Siz Ulusal Kanal’dan mısınız?” Cevap: Kem küm kem küm. Tabi onlarda bizimle” oluyor. 29 Ekim’de Taksim’de yürüyüş yapacaklarını duyurmuşlar. O gün Ulusal Kanal’ın önü insan seli. “Çağırdınız geldik” diyor yurttaşlar. “Biz sizi Ümraniye’ye, Sarıyer’e, Kadıköy’e vs. çağırdık burada neden toplandınız” diye soruyoruz? “Siz çağırdınız, yürüyüşe geldik” diye ısrar ediyorlar. Ellerinde TGB flamaları ve Türk Bayrakları var. Yurttaş “Genç Türk” vs. tanımıyor. Geçiyor eylemin önüne. Eylem “Genç Türk” eylemi olmaktan çıkıyor bu sayede.

TUZAĞA DÜŞME, ATATÜRK’Ü KİRLETME!


Son numaraları “Genç Türk.” Ona abanıp ona yükleniyorlar. Yazın düzenledikleri kamplarda bunun provalarını yaptılar. TGB ne söylerse onu söylemeye çalışıyorlar ama beceremiyorlar, sırıtıyor. TGB yöneticilerini ekranlarına çıkarmaya cesaret edemeyenler bu zevatları kırmızı halılarla karşılıyor. Son yılların en büyük eylemlerine önderlik eden TGB’ye ekranlarını kapatan holding medyası Ulusal Parti tarafından kurdurulan bu “tuzak örgüt”ü parlattıkça parlatıyor.

Bu zevatların kitleselleşemeyecekleri herkesin malumu, ama gençliğin içerisine bir virüs olarak sokulmak isteneceği bugünden görünüyor. Holding medyasının bir fiyatı var, milyarlarca lira vererek reklam yayınlatıp, haber oluyorlar. Holding medyasını anladık da Yeniçağ, Sözcü ve Cumhuriyet gazetelerine ne demeli.

Vakti zamanında bu provokasyon grubu için Baykal’ı da, ADD’yi de, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nü ve bu zevatların peşine takılıp giden hayatları kararan gençleri de uyardık. Ne dediysek, ne yazdıysak bir bir doğrulandı. MİT ajanının güdümüne girmiş, ajanlaştırılmış 3-4 genç dışında herkes kendisini bu beladan kurtardı. Tabi bu zevatların binasından atlayarak intihar ettiği söylenen Erkin Yurdakul ne yazık ki hariç.

Milletimizi uyarıyoruz. Maskeli Atatürkçülerin peşine takılmayın. Bu kışkırtıcı grubun flamalarıyla Atatürkçülerin arasına sızmasına dikkat ediniz. İzin vermeyiniz. Yurtseverleri iktidarın “Genç Türk” tertibine karşı uyanık olmaya ve tertipleri boşa çıkarmaya çağırıyoruz. (İktidarın diyoruz çünkü 29 Ekim’de “Erdoğan Göreve” pankartı taşıyan, Suriye müdahale konusunda efendilerinden daha da ateşlidir)

Yükselen halk hareketinin önüne konulan tuzakları başta TGB, ADD ve İşçi Partisi olmak üzere bütün yurtseverler görmektedir. Tuzakları etkisizleştirecek birikime sahip olduğumuz Ulus Meydanı’nda görülmüştür...

Yener GÜNEŞ - 09 Kasım 2012 - Ulusal Kanal
http://www.ulusalkanal.com.tr/

********************************************************

Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz.Tıklayın!
"Ordu göreve" provokatörleri 10 Kasım'a hazırlanıyor!

Son Yazılar

Rain

18°C

Istanbul