ordu_goreve_kiskirticilari_bu_kez_dolmabahcede_olacaklar225

"Ordu göreve" provokatörleri 10 Kasım'a hazırlanıyor!

29 Ekim'de Ankara'da gerçekleşen kitlesel mitingden sonra bu kez de 10 Kasım gerilimi yaşanıyor.

Ancak bu kez gerilim yalnız eylemcilerle hükümet arasında değil eylem yapan gruplar arasında da büyük bir gerilim var.

Bunun nedeni 10 Kasım'da siyasi partiler, kitle örgütleri ve sendikalar Anıtkabir'e yürürken "Genç Türk" adıyla ortaya çıkan bir grubun İstanbul Dolmabahçe'de anma yapma girişimi.

ordu_goreve_turk_solu_kiskirtici_ajanlar225

Genç Türk isimli grubun daha önce rektörler yürüşünde "Ordu Göreve" pankartı açan ve çeşitli provokatif eylemleriyle bilinen Türk Solu dergisinden olması Dolmabahçe'de yapılacak anma konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Anıtkabir'de yapılacak eylemin destekleyicilerinden olan Ulusal Kanal'da konu üzerine bir açıklama yayınlandı.

Açıklamada Dolmabahçe'de Genç Türk adıyla eylem yapacak grubun MİT tarafından yönlendirildiği iddia edildi.

gokce_firat_culhaoglu_turksolu

Açıklamada şunlar söylendi:

"29 Ekim'deki örgütlü halk hareketi AKP'yi çok tedirgin etti. Medya, gizli tanık derken MİT kontrolündeki elamanlar da 10 Kasım'daki büyük buluşmayı havuzlamak için devreye sokuldu.

Türkiye 10 Kasım günü saat 9'u 5 geçe Anıtkabir'de buluşuyor. Ancak MİT'in kontrolündeki Türk Solu Grubu milleti İstanbul'a yönlendiriyor.

Her dönem isim değiştiren bu grubun yeni adı "GENÇ TÜRK"... Maskesi de Atatürk...

Atatürk maskeleriyle İstanbul sokaklarında faaliyet yürüten bu ekibe birçok tertipte görev verildi.

Grubun liderliğini yapan, Gökçe Fırat Çulhaoğlu İşçi Partisi gençlik kollarındayken, partide ajan faaliyeti yürüttüğü saptandı. MİT adına çalışan Çulhaoğlu ekibiyle birlikte İşçi Partisi'nden kovuldu.

Daha sonra CHP'ye katılan ekip burada da tutunamadı. Provokatörlük yaptıkları gerekçesiyle CHP'den de tasfiye edildi. Atatürkçü Düşünce Derneği de MİT kontrolündeki bu ekibi dernekten uzaklaştırdı.

MİT'in yönlendirdiği bu gruba Ergenekon tertibinde de rol verildi. Türk Solu grubu, 2003 yılında Üniversitelerin yaptığı Cumhuriyete saygı yürüyüşünde açtıkları "Ordu Göreve" pankartıyla tanınıyor.

Açtıkları pankart Ergenekon operyasyonun önemli dayanaklarından biri olarak gösterildi. Medya onbinlerin Cumhuriyete sahip çıkışını göstermek yerine bu ekibin "ordu göreve" pankartını öne çıkardı. 2008'de başlayan Ergenekon sürecinde rektörler Kemal Alemdaroğlu, Ferit Bernay, Mustafa Yurtkuran ve Fatih Hilmioğlu bu pankartla suçlandı ve tutuklandı. Ancak o provokatör pankartı açan MİT denetimindeki Türk Solu ekibine dokunan olmadı.

Türk-Kürt düşmanlığını körükleyen yayınlarıyla tanınan provokatör grup 29 Ekim'de İstanbul İstiklal Caddesindeki eylemlerinde "Tayyip göreve" pankartı açtı ve Suriye ile savaş kışkırtıcılığını körüklemeye çalıştı."

Odatv - 09 Kasım 2012
http://www.odatv.com/n.php?n=ordu-goreve-provokatorleri-10-kasima-hazirlaniyor-0911121200

***********************************************************************************************************

Yorumlar :

Misafir - baron

Yandaşlardan değil yandaş muhalefetten korkun diyorum, Sun Tzu bile böyle bir savaş stratejisinin hayalini kuramazdı, düşmana subay verin, düşmana saldırın, düşmana yenilin, düşmana kahraman bir lider verin, ülkeyi savaşmadan ele geçirin. Altında toplandığımız flamaların hepsi sahte, yeni bir başlangıç gerekiyor ama nasıl.

2012-11-09 17:12:22
*** *** ***
no defacto

OdaTv 2009'daki haberleriyle "Türk Solu" hakkında okurlarına gerekli uyarıyı yapmıştı.

Kemal Burkay ve Taraf gibi kişi ve yayın organlarının Türk Solu ile olan ilişkilerini açığa çıkarmıştı.

Linklerini vereceğim ilgili haberler okunursa, yukarıdaki yazı daha iyi anlaşılacaktır....

http://www.odatv.com/n.php?n=turk-solunun-arkasinda-kim-var-2906091200
http://www.odatv.com/n.php?n=odatvye-karsi-turk-solu-cemaat-ittifaki-1107091200

2012-11-09 16:04:50
*** *** ***
Misafir - korvet

işin ilginci bunların reklamları sürekli cumhuriyet gazetesinde çıkıyor!

2012-11-09 15:24:38

*** *** ***
Misafir - SIRRI YEZDAN

Mutlak surette YANDAŞ MEDYA+AKP işbirliğince hazırlanan bir eylem gurubu olabilir... Ortada YÜKSEK İSTİKBAL HEDEFLERİ DOĞRULTUSUNDA TÜRK ULUSUNU HER KONUDA VE HER ALANDA GELİŞİP KALKINDIRMAK TEMELİNDE ATATÜRK tarafından kurulmuş olan legal bir CUMHURİYET REJİMİ var birde,TÜRK ULUSUNUN hakkı olan yüksek istikbal hedeflerinden ,TÜRK ULUSUNU MAHRUM etmek temelinde legalite içerisinde legaliteye aykırı bir şekilde oluşturulan ve nato mermer nato kafa paşalardan oluşan ordu üst yönetim kademesinin yardım ve desteği ile birlikte işbaşına getirtilen YA ALLAHÇI BİSMİLLAHÇI bir siyasi güruh varki işte bu güruh TÜRK ULSUNUN yarınlarını gasp etmek üzere,TÜRK MİLLETİNİ kutsanmışlara BİATA zorlamaktadırlar.Başkanlık sisteminin acil bir şekilde gündeme getirtilmek istenmesi bundandır.

2012-11-09 15:18:39

*** *** ***
Misafir - zway

Bunların adını ben de duydum, İstanbul halkı bunlara prim vermemek için çok dikkatli olmalı, zaten en anlamlısı saat 09;05 te bulunduğun yerde saygı duruşu yapmak ya da Anıtkabir'e gelmek, bunun dışında herhangi bir eylem yapmak yanlış, zaten kimse de yapmaz, sadece bu gün ATA'ya saygı ve onu anmak, sevgi ve bağlılığımızı göstermek, kim olursa olsun Provakasyona gelmeyelim.

2012-11-09 15:15:37

************************************************************************

turk_solu_zaman_ittifaki225

ODATV'YE KARŞI TÜRK SOLU CEMAAT İTTİFAKI!

Şıracının şahidi bozacı!

Geçtiğimiz günlerde Odatv olarak “Türk Solu” isimli “ırkçı” söylem kullanan derginin analizini yapmıştık. Ulusalcı görünen bu derginin şüphe çeken hareketlerinden söz etmiştik.

Dergi mensupları 2003 yılında emniyet mensupları eşliğinde üniversitelerde kimlik kontrolü yapıyor, çeşitli eylemlere polis otobüsleri ile götürülüyordu. Bir eylemde açtıkları “ordu göreve” pankartı nedeniyle kendileri hariç tüm Atatürkçü çevrelerin cezaevine atılmasını sağlamışlardı. Şaşırtıcıdır liberallerin bile zaman zaman eleştirdikleri Ergenekon Davası’na bu derginin hiçbir eleştirisi yoktu. Neredeyse tüm gazetelerin ele aldığı bu konuyu dergi görmemişti.

Türk Solu dergisi, Odatv’de çıkan liberallerin eleştirilerinden rahatsızlık duyuyor ve yayınlarından Halil Berktay gibi liberallerin teorik savunusunu yapıyordu. İlker Başbuğ gibi komutanları, Kemal Alemdaroğlu gibi üniversite hocalarını PKK sempatizanı olmakla suçlayan bu tuhaf dergi hakkında önemli bir analiz yayınlamıştık. Yoksa bu dergi cemaat ve hükümet karşıtı çevrelere provakasyon yapmak amacıyla mı destekleniyordu?

Tespitlerimiz kısa süre sonra doğrulandı. Türk Solu dergisi sıkça yaptığı gibi Odatv ve Soner Yalçın aleyhinde bir yazı kaleme aldı. Derginin yayına girdikten kısa bir süre sonra bu yazı Zaman Gazetesi’nde yayınlandı. Zaman Gazetesi Odatv’den duyduğu rahatsızlığı Türk Solu’nun ağzı ile ifade etmiş oldu. Ne diyelim “şıracının şahidi bozacı”…

Odatv.com - 11.07.2009

************************************************************************

turk_solunun_arkasinda_kim_var225

“TÜRK SOLU”NUN ARKASINDA KİM VAR?

Hangi gazete ile düşünsel akrabalığı var?

Geçtiğimiz günlerde Odatv’nin kapısı çalındı.

İki genç dağıttıkları dergiden almamızı istiyorlardı. Kendi dergisini kendi dağıtan bu girişimlere her zaman duyduğumuz sempati ile dergiyi aldık.

Derginin adı “Türk Solu” idi...

Adından önce sol bir dergi olduğunu düşünmüştük ki derginin sayfalarını karıştırdığımızda ilginç bir dizi yazı ile karşılaşmamız bu yargımızın yıkılmasına neden oldu. Derginin başyazısı “Kürtler Çanakkale’de var mıydı?” başlığını taşıyordu. Yazının teması Kürtler’in Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale’de savaşmadıklarını bu nedenle Kürt-Türk kardeşliğinin imkanlı olmadığını savunuyordu.

Yazar, kaynağının neresi olduğunu okuyucularına açıklamadan Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda il il kaç kişinin şehit olduğunu yazmış. Yazdıklarının sonucunda bir de Türkiye haritası yayınlamış. Haritada her bölgeden Kurtuluş Savaşı’nda ve Çanakkale Savaşı’ndaki şehitlerin oranları bulunuyor.

ŞEHİT ORANLARI (!)

Türkiye tarihinde ilk kez şehit oranı bir araştırmaya konu olmuştu!!!

"Türk Solu"nun haritasına göre Kurtuluş Savaşı’nda şehit olanların %5’i Doğu Anadolu ve %2’si Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden.

Çanakkale Harbi’nde ise Doğu ve Güneydoğu’dan şehit olanların oranı %2’şer oranında.

"Türk Solu" bu rakamları vererek Kürtler’in Türkler ile ortak bir tarihi olmadığını savunuyor. İlginçtir ilkel Kürt milliyetçileri de neredeyse aynı tezi tersinden savunuyor.

İki toplum arasına öfke tohumu serperek birbirinden ayırmaya çalışan bu iki faşist anlayış arasında tam bir uyum görüyorsunuz.

Kısacası insana uydurma olduğu izlenimi bırakan ve kaynağı belli olmayan bu yazı ile açık bir Kürt düşmanlığı yapıldığı görülüyor.

Bir de; tersinden bölücülük olarak anlaşılabilecek yazıda “Kürtler’in bu topraklara katkısı yok aksine zararı var” tezi savunuluyor!

Yalnız bu kadar mı?

Derginin arka kapağında Türkiye’nin adım adım Kürtler tarafından "istila edildiğini" ve buna karşı önlem alınması gerektiğini anlatılıyor. Bunun için de hazırlanan film ücretsiz dağıtılıyor.

Filmde Kürtler’in doğum oranın yüksekliğinden yakınılıyor ve batı bölgelerine doğru Kürt nüfusunun kaydırıldığından şikayet ediliyor.

Elbette tüm bunları doğru kabul ederseniz ne yapacaksınız?

İki seçeneğiniz var…

Ya Kürt tehciri yaparak (!) Kürtler’den kurtulacaksınız ya da popüler bir tabirle “ver kurtul” diyeceksiniz!! "türk Solu"nun ilk seçeneğe yakın durduğunu görüyorsunuz.
Ancak şaşırtıcı bir durum var ki kitapları karıştırdığınızda 1990’ların başında Mehmet Altan, Murat Belge gibi liberallerin de benzer analizleri  olduğunu görüyorsunuz.

Bu liberal solcular 90’lı yılların başında Kürtler’in yaşadığı bölgelerin ekonomik maliyetinin Türkiye’ye getirisinden fazla olduğunu söyleyerek meşhur “ver kurtul” tezini savunmuşlardı. Türkiye’nin Kürt bölgelerinden vazgeçerek daha hızlı gelişeceğini anlatıyorlardı.

Kendini Kemalist olarak tarif eden “Türk Solu” dergisi ile liberaller arasındaki bu "bilimsel "uyum oldukça dikkat çekici.

RAKAMLAR UYDURUK!

"Türk Solu" dergisinin bir başka dikkat çeken yanı daha var...

Derginin başyazarı kaynağı belli olmayacak şekilde il il Çanakkale Savaşı’nda şehit olanların listesini yazmış. Tüm listeyi topladığınızda Türkiye’de Çanakkale Harbi’nde şehit olanların sayısı 48.148 çıkıyor.

Yani dergi Kürtler’in katkısını küçülteyim derken 20. yüzyılın bu büyük kitlesel savaşını da ölçüsüzce küçültmüş. Oysa bu çocukça değerlendirmenin kocaman bir yalan olduğunu anlamak için kaynak kitaplara başvurmaları gerekiyordu.

Örneğin...

Çanakkale Harbi’ni her yönü ile anlatan makalesinde Edward J. Erickson, savaşta şehit olanların ve kaybolanların sayısını 68.000 olarak veriyor (The Journal of Military History, October 2001, s. 1009).

Bu rakamlara evlerine geri döndükten sonra ölenler ve sakat kalanlar dahil değil.
Bunlarla beraber şehit sayısının daha da büyüyeceğini düşünebiliriz. Nitekim Genelkurmay Başkanlığı’nın  “Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi” isimli eserin 5. cildinin 500. sayfasında da aynı bilgileri görüyoruz. Genelkurmay Başkanlığı daha önce oldukça büyük rakamlar ile verilen Çanakkale Harbi’nde ölenlerin sayısını bu eserde resmi olarak düzeltildi. Ölü ve kayıpları toplam olarak 68.000 olarak açıklandı..

Sanırız anlaşıldı...

Çanakkale Harbi bu Kemalist olduğunu iddia eden ve tezleri daha çok “ırkçı ve faşist” siyasi tezleri andıran kişilerin milli mücadelenin kazanımlarını küçültmek konusunda da liberaller ile örtüştüklerini görüyoruz.

Benzerlik bizi daha da şaşırtıyor.

Bu kadar değil…

KİM BUNLAR?

Dergiyi karıştırdığınızda neden Odatv'ye getirildiğini anlıyorsunuz.

Odatv'ye hakaretlerin yağdırıldığı bir yazı var. Ancak yazı Odatv'nin Halil Berktay'a yaptığı eleştirilerden rahatsızlığını dile getiriyor.

"Türk Solu" H. Berktay'ı Odatv'nin eleştirilerine karşı savunuyor. Berktay'ı savunan ırkçıları görünce benzerliğe daha da şaşırıyorsunuz.

Her şeyi bu kadar sanabilirsiniz. Ancak Kemalist olduğunu iddia eden derginin liberaller ile muhabbeti bu kadar ile sınırlı değil.

Dergide “Osmanlı İmparatorluğu Türk mü Rum mu?” başlıklı çalışmada Şener Üşümezsoy, Osmanlı'nın bir ulus devlet olduğunu savunuyor! Üşümezsoy'a göre Osmanlı bir Türk Devleti idi ve son dönemde Osmanlı'ya yakıştırılan “Roma kurumlarının devamcısı olduğu” tezini Kürtler Osmanlı'nın ulusal kimliğini ortadan kaldırmak için önce uydurmuş ve sonra tarihçilere inandırmıştı.

Evet bu komik tezi Kemalist olduğunu iddia eden bir dergide görüyoruz. Buradan varılacak sonuç madem Osmanlı ulus devletti de Türkiye Cumhuriyeti'ne ne gerek vardı sorusu oluyor ki yazar bu soruyu sormaya cesaret edememiş. Ortaya çıkan sonuçlardan biri de Osmanlı ulus devlet olunca doğal olarak “Yeni Osmanlıcılık” oluyor.

Evet böylesine şaşma bir dergi konusunda lafı uzatmaya gerek yok..

Belki bu derginin yazarları arasında Yekta Güngör Özden gibi hukukçular, Türkkaya Ataöv gibi bilim adamları olmasaydı gülüp geçebilirdik. Ama dergiyi biraz daha araştırınca daha da enteresan bilgilere ulaştık...

Şöyle ki:

Dergiyi çıkaran grup, İşçi Partisi'nden karanlık bağlantıları olduğu iddiası ile atılmışlardı..

"ORDU GÖREVE"

İP'den "derin ilişkileri" nedeniyle kovulan bu grup, daha sonra bir gençlik çevresi olarak üniversitelerde çeşitli provokatif eylemlerde bulundular.

Bunlardan belki de en dikkat çekici olanı İstanbul Üniversitesi'nde kimlik kontrolü yaparak Kürt kökenli öğrencilerin dövülmesi olayı. Şaşırtıcı olmasa gerek bu olaydan sonra bu grubu emniyet mensupları otobüse bindirerek okuldan uzaklaştırdı.

Ardından dergilerinde yazdıkları bir dizi provokatif yazıyla medyanın gündemine geldiler. Dergilerinde Türk halkını lahmacun ve kebap yememeye,  Kürt bakkallardan alışveriş etmemeye, Kürtler'in oynadığı dizileri izlememeye çağıran dergi ırkçılığını, Hitler'e bile şapka çıkaracak hale getirdi.

Dergi kamuoyunun yakından bildiği ve Ergenekon Davası'nda da gündeme gelen “Ordu Göreve” pankartını bir eylemde açmıştı. Yandaş medya aylarca bu pankartı haberlerine taşıdı. Bu pankart nedeniyle  pek çok kimse gözaltına alınıp tutuklandı. Sadece bu dergiye dokunulmadı!

TARAF İLE DÜŞÜNSEL AKRABALIK!

"Türk Solu" dergisi geçtiğimiz Nisan'da Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un açıklamalarını da sertçe eleştirdi. Dergi Başbuğ'u açıklamalarından ötürü PKK ile paralel bir söyleme sahip olmakla suçlayacak kadar ileri gitti. Şaşırtıcıdır aynı konuşmayı Taraf Gazetesi'de sert bir dille eleştirmişti.

Derginin Türkan Saylan'ın ölümünden sonra yayınladığı sayısında Saylan ile ilgili bir değerlendirme bulamıyorsunuz. Dergi, hangi haberi atlayacağı konusunda seçici davranmış.

Kısacası kendisine Kemalist diyen ancak açıkça ırkçı tezleri savunan ve bir ölçüde tersinden “Taraf”çı bu dergiyi görünce insanın ağzından şu sözler dökülüyor:
“Kemalizmin böyle dostu olduktan sonra düşmana ne gerek var”.

Odatv.com - 29.06.2009

Son Yazılar

Cloudy

15°C

Istanbul