ikisayfa_dokuz_maddelik_anlasmayi_esad_kabul_etmemisti225

Şam Tatlısı Mayınlı!

Suriye ve Lübnan medyası ile uçağımızın düştüğü bölgeye yakın olan el-Basit tatil kasabası ve Um el-Tuyur köyü sakinlerinin ifadelerine binaen,

Suriye tarafından düşürülen Türk keşif ve gözlemleme uçağına ilişkin neşredilen haber ve yorumlar şu başlıklar altında toplanabilir:

A) “Cuma günü sabah saat 11.56 civarında iki adet uçağın Suriye karasularını ihlal ettiği, bu esnada bölgede mevcut olan Suriye hava savunma bataryalarının ateşle karşılık verdiği, bir uçağın isabet aldığı ve denize düştüğü, ikinci uçağın aynı ateşe maruz kaldığı ama Suriye hava sahasınından uzaklaştığını, saat 16.40 dolayında iki adet uçağın aynı bölgede müşahade edildiği, bu uçaklarında hava savunma bataryalarının ateşine maruz kaldıklarını, bunun üzerine bu uçakların Suriye karasularından hemen uzaklaştıklarını ” ifade etmişlerdir.

B) “Suriye karasularını ihlal eden ve çok alçaktan uçan uçakların bölgeye keşif ve casusluk yapmak üzere gönderildikleri, son dönemlerde yaşanan yoğun askeri hareketliliği, Suriyenin Türkiye’ye yakın kuzey sınırlarına ve Suriye’nin Akdeniz kıyı şeridine yeni hava savunma radarları ve farklı füze türlerini konuşlandırdığı durumunu tespit etmek için Suriye hava sahasını ihlal etmişlerdir” denilmiştir.

C) “Suriye’nin yaşadığı kriz ve özel durumu münasebeti dolayısıyla, Suriye’nin Türkiye ile bu koşullarda daha gergin bir durum yaşayamayacağı algısının Erdoğan-Davutoğlu'na müttefikleri tarafından telkin edildiği ve bir ihlal yaşansa ve Suriye tarafı bunu keşf etse dahi Suriye tarafının herhangi bir hasmane tutum içinde olamayacağı kanaatinin hasıl olduğu, lakin Suriye’nin Rusya ile yaptığı istişareler neticesinde bu oyunu bozduğu” dillendirilmiştir.

D) “Uçakların önce Kıbrıs adası üzerinde görüldükleri, (Rum basını Türk keşif ve gözlemleme uçaklarının Rum kesiminde icra edilen askeri tatbikatla alakalı bilgi toplamak için gönderildiklerini iddia etmişlerdi), sonra aniden Suriye coğrafyası yönünde rota aldığı ve deniz sathına yakın uçarak Suriye'deki görevine odaklandığı, bununla Suriye'nin elinde bulunan yeni radar sistemlerinin kabiliyet gücünü test etmek istediği, bu bilgileri daha sonra ABD ve NATO ile paylaşacağı ve Suriye’ye karşı olası bir dış müdahalede kullanacağı ” iddia edilmiştir.

E) “Suriye’nin, bu tür rutin ihlallerin Türkiye-Suriye arasında daha öncede yaşandığını bildiğini, bunu hoşgörü ile karşıladığını, lakin Erdoğan-Davutoğlu iktidarının Suriye krizinde başından itibaren Suriye iktidarına hasmane ve tehditkar davrandığı, binlerce Suriyeli asker ve güvenlik personelini öldüren ve çok sayıda katliamı organize eden silahlı terrör gruplarını destekleyip beslediğini, Türkiye’yi bir üs olarak kullandırtığını ve Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasında Erdoğan-Davutoğlu iktidarının önemli bir rol üstlendikleri, bundan dolayı Suriye tarafının bu aşamadan sonra hiç bir ihlali karşılıksız bırakmayacağını ve “bana olan düşmanlarıma da olacak ve büyümeden küçülmez” Arap tabirine uygun davranacağını ” söylemişlerdir.

Bu elim hadisenin nasıl ve niçin meydana geldiğini anlamaya çalışmak önemli. İlginç olan, Suriye söz konusu olduğunda ülkemizdeki bazı “profların”, “askeri uzmanların” ve “staratejistlerin” Nato’nun, ABD’nin ve İngiltere’nin büyük dostane yardımlarının Türkiye için hazır olduğunu dillendirmeleridir.

Başkalarının pipisi ile yatağa giren çocuklar misali seviniyorlar. “NATO bizimle, ABD hazır” diyenler, rahmetli Adnan Menderes'i Suriye konusunda nasıl kafeslediklerini, önce gaz verip ateşe attıklarını daha sonra onu nasıl yalnız bıraktıklarını bilmezler mi?, yoksa bilirler vicdanlarını cüzdana sattıkları için görmezler mi? Uçak faciasını bahane ederek “cevap hakkımız saklı” diyerek, Suriye iktidarına karşı isyan eden silahlı gruplara daha çok yardım daha çok silah politikalarına destek arayanlar yani “açık savaş” yerine “örtülü savaş” diyenler, vatan haini olup bölgemizin huzuru, barışı ve kardeşliğini katledenlerdir.

Erdoğan-Davutoğlu iktidarının Suriye halkının demokratik ve özgürlük talepleri için kaygılı olduğunu söylemek tarih bilmemektir. Suriye, uçak hadisesi ile topu Erdoğan-Davutoğlu'nun kucağına atmıştır. Topu nasıl kullanacakları meselesi, ülkemizin ve bölgemizin var olup olmaması hususuyla alakalı olduğunu bilmekte yarar var.

Mehmet YUVA - 26 Haziran 2012 - İlk Kurşun

Son Yazılar

Mostly cloudy

14°C

Istanbul