Türkiye Üzerinde Fransa-Almanya Çekişmesi

Pazartesi günü yayınlanan Financial Times gazetesinde Fransa Ekonomi Bakanı Christine Lagarde'ın bir röportajı yayınlandı. Röportajda Lagarde; Almanya'yı ticaret fazlası nedeni ile suçluyor ve Almanya'yı vergileri keserek iç talebi arttırma yönünde teşvik ediyordu. Böylece Almanlar daha fazla Fransız malı alabilecek ve ticaret dengesi sağlanabilecekti.

Lagarde'a göre bu ticaret fazlası, Euro bölgesindeki diğer ülkelerin de rekabet gücünü engelliyordu. Lagarde bu sözleri daha sonra Fransız radyo kanalı RTL'de de söyledi.

Almanya bu sözlere cevap vermekte gecikmedi Alman Başbakanı Merkel, Almanya'nın ihracata bağımlılığını azaltma yönündeki çağrıları reddederek; "güçlü olduğumuz alanlardaki avantajlarımızı bırakmayız" dedi.

Borç Saklama ve Gelirlere El Koyma Operasyonları

Avrupa Birliği'nin bugünlerde başında dolaşan bir bela var. Yunanistan'la başlayıp, İspanya'ya sıçramasından korkulan borç krizi.

AB kriterleri açısından GSMH'nın %3'ü oranında kalması gereken borç stoğu, Yunanistan için iyimser tahminler %12 civarlarında dolaşıyor. Avrupa Birliği kapısına dayanan bu borç krizinin Euro'nun altını oymasından endişeli ve şımarık çocuğu Yunanistan'a kızgın. Bu kızgınlığın arkasındaki sebeplerden biri borç krizi olduğu kadar, diğeri Yunanistan'ın bu borcu "yaratıcı" yöntemlerle saklamış olması.

Bu borcun nasıl saklandığının hikayesi ise bizim açımızdan daha önemli.

Yunanistan'ın defterlerinde borcu olduğundan daha az gösterme başarısının arkasında bir firma var : Goldman Sachs.

Küresel finans şebekesinin başat firmalarından olan Goldman Sachs'ın ; ABD merkezli dünyaya yayılan ekonomik krizde, ABD sigorta devi AIG'nin batışında nasıl bir rol oynadığı ortaya çıkmıştı.

Goldman Sachs'ın o dönemde ; ekonominin  batacağı, hisse senetlerinin çökeceği üzerine pozisyon aldığı ve aynı zamanda AIG'yı sigortalattığı mortgage türevlerine karşı daha fazla para ödemeye zorladığı ortaya çıktı.

Yunanistan örneğinde ise Goldman Sachs'ın oynadığı rol farklı.

Alman Der Spiegel dergisinin haberine göre ; Goldman Sachs Yunanistan'ın borçlarını saklaması için 2002 yılında özel bir türev anlaşması hazırladı ve Yunanistan'a milyar dolarlık bir "currency swap" anlaşması yaptırdı. Ve bu anlaşmanın konusu olan para Yunanistan'ın defterinde borç olarak gözükmedi.

Basitçe özetlemek gerekirse; bu tür anlaşmalarda, farklı kaynaklardan farklı zamanlarda gelecek olan nakit akışları değiş tokuş ediliyor.

Times'ın 16 Şubat tarihli haberine göre ise; Goldman Sachs Yunanistan'ın borcunu gizlemek için yaptırdığı anlaşmalara Yunan mitolojisinden isimler verdi.

Rüzgarların tanrısı Aeolos'un adı verilen anlaşma uyarınca, Yunanistan , havaalanlarının gelecekteki gelirlerini ipotek ederek nakit para elde etti. Ariadne adlı başka bir anlaşma uyarınca ise; Goldman Sachs, ülkenin milli piyango gelirlerini ipotekledi.

Bu karmaşık ve gizli anlaşmaların hiç biri Yunanistan'ın kayıtlarında borç olarak gözükmediği için, Yunanistan'ın borcu da olduğundan az gözüktü.

Goldman Sachs'ın Türkiye'nin borçları ile ilgili olarak da benzer anlaşmalar yapma ve bu yolla Türkiye'nin gelirlerini uzun vadeli ipoteklemiş olma ihtimalini gözönüne alarak; kaldıysa, araştırmacı gazetecilerin şu soruların peşine düşmesi lazım:

1) Goldman Sach, Türkiye'de benzer faaliyetlerde bulunuyor mu?

2) Türkiye, Yunanistan benzeri , gizli türev anlaşmalara imza atmış durumda mı?

3) Bu özel anlaşmalar nedeni ile, Türkiye'nin gelirlerine uzun vadeli ipotek konulmuş durumda mı?

4) Türkiye'deki özelleştirme takvimini ve içeriğini bu gizli anlaşmalar mı belirliyor?

19.02.2010 - Açık İstihbarat
http://www.acikistihbarat.com/

Yeni ABD Dolarına Hazır Olun

ABD'nin dünya piyasalarına fütursuzca dolar basması , küresel kamuoyunun farkında olup da yüzleşmeye cesaret edemediği bir konu.

Doların, resmi olarak altın karşılığının bulunduğu günlerde bile, bu karşılığın pek bir anlam ifade etmediğini zamanın Fransa Devlet Başkanı De Gaulle , rezervindeki dolarları altınla değiştirmek istediğinde anlamıştı.

ABD'nin devlet yapısı labirentinde , küresel finans tröstlerinin kontrolündeki özel bir işletme niteliği taşıyan Federal Reserve'ün tanesini bir kaç cente mal edip, en düşüğünü 1 dolardan sattığı bu ürün aynı zamanda küresel düzenin en büyük dolandırıcılık şemasının da ana hammaddesi.

ABD'nin Çin'le yakınlaşmasının ana itici gücünü de; elinde ABD'nin trilyonlarca dolarını bulunduran Çin'in bu düzeni bozma ihtimalini azaltmak ve dolar üzerinden yürütülen bu küresel oyunu sürdürmek.

Bu oyuna karşı tedbir almak isteyen ülkeler ise ABD'yi kızdırmadan rezerv portföylerini çeşitlendirmekle meşgul. Irak ve İran gibi, dengeleri temelden sarsacak şekilde, "petrol ticaretinde ABD doları kabul etmeyeceğim" şeklinde tehditler savurmanın sonu ise malum. İran'ın bu tehdidi savurmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen, hala bu konuda somut bir adım atmamış olması ise, mevcut "nükleer kriz" dumanı içinde kaybolmuş durumda.

Küresel sistemin düşünmek istemediği ama aklının arkasında duran soru şu :

"ABD bu dolarları kabul etmeyi reddederse ne olacak?" (De Gaulle'ün merak edip de, test ettiği soru)

ABD'nin bu tarz bir hamlesi kendisini de vuracak bir intihar anlamına geleceğinden; biz daha anlamlı bir soru soralım:

"Küresel gündemin iyice kaotik bir hal aldığı bir ortamda, bir gün kalktığınızda, ABD'nin

"Doları, Yeni ABD doları ile değiştiriyorum, yeni değişim kuru da şu" şeklinde bir açıklama ile karşılaşırsanız ne yaparsınız"

Cebinizdeki 1000 doların, 500 Yeni ABD Doları olmasına hazır mısınız?

Dünyayı fütursuzca dolara boğan; yaratttığı sahte krizlerle bu dolarların bir kısmını emen ABD; bu döngüyü sonuna kadar sürdüremeyeceğinin farkında olduğundan dünyayı şoke edecek bir hamleye hazırlanıyor.

Kanada ile ekonomik birlik görüntüsü (Kuzey Amerika Birliği)  altında perdelenecek bir siyasi hamle ile birlikte, bu birliğin yeni parası olarak Yeni Dolar piyasaya sürülecek.

Yeni Dolar'ın ilk taslak görüntüsü sızmaya başladı.

Bu Yeni Dolar'ın değişim kuru ise, dünyadaki dollar bolluğunu geçersiz kılacak bir şekilde belirlenecek.

Bu yeni doların görüntüleri sızmaya başladı. Bu görüntülerin gerçek olup olmadığı şüpheli ve "komplo" teorilerini besleyeceği kesin.

Şunu ise rahatlıkla söylebiliriz...

Yeni doların şekli şemali ne olursa olsun; dünyadaki dolar bolluğu ile emme-basma tulumba prensibi ile yönettiği küresel krizlerle başedemeyeceğinin farkında olan ABD'nin bu soruna getirebileceği en köklü çözüm doları yeni dolarla değiştirmek olacaktır.

Dünya insanların cebindeki paranın alenen çalınması anlamına gelen bu hamleye siyasi bir meşruiyet kazandırmak için ise; ABD-Kanada arasında kurgulanacak ekonomik birlikten daha uygun bir zemin olamaz.

Sadece dünya üzerinde değil, kendi siyasi ve ekonomik sistemleri üzerinde de bir konsolidasyon projesi yürüten  ve bu uğurda kendi insanları dahil milyonları feda etmekten çekinmeyecek (Bkz: 11 Eylül) ABD merkezli küresel elitlerin bu yeni şeytani hamlesine karşı; Açık İstihbarat farkı ile yıllar öncesinden uyarıyoruz.

11.02.2010 - Açık İstihbarat

http://www.acikistihbarat.com/

Page 78 of 81

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul