melih bas

Türkiye ekonomisi ve bir okur mektubu!

Centre for the Study of Financial Innovation (CSFI) tarafından yapılan ‘2017’de Muz Kabukları (eşdeyişle riskler) adlı, Türkiye dahil 52 ülkeden 836 katılımcı ile yürütülen çalışmanın raporu yayınlandı.

Rapora göre ilk üç risk sırasıyla şöyle: değişim yönetimi, siber riskler ve teknoloji. Türkiye’de ise farklı: makrœkonomi, siyasal etkenler ve yasal düzenlemeler.

Bugün bu raporu ele almayı düşünürken bir okurumuzdan tam da makrœkonomiye ilişkin bir değerlendirme notu aldık. Okurumuz Semih Ata Çınar, İş Bankası camiasından eski bir bankacı ve aracı kurum genel müdürlüğü gibi üst düzey stratejik görevler de yapmış.

Sn. Çınar’ın mektubunu aşağıda sizlerle paylaşıyoruz, umarız siz de beğenirsiniz.

ESAS MESELE BUDUR!

‘Sayın Başbakan partisinin genel merkezinde bayramlaşma sırasında yaptığı konuşmasında;

Türkiye’nin en çok büyüyen ekonomilerden birine sahip olduğunu ihracatın 142,5 milyar dolar olduğunu söyleyerek iktidara geldiklerinden bu yana çok başarılı olduklarını söylüyor.

Öncelikle yaşanan büyüme nasıl olmuştur, üretim artışı ve hane halkının gelir artışı nedeniyle mi bu büyüme rakamına erişilmiş, yoksa borçlanarak yapılan tüketimle mi, ayrıca tüketilen mallar yerli malı mıdır? Yoksa çoğu ithal edilen ya da hammaddesi ithalata dayalı mallar mıdır? İşte esas irdelenmesi gereken budur.

Şöyle bir bakalım, iktidar partisi yönetime geldiğinde rakamlar nasıldı: 2001 yılında ihracat 31,3 milyar dolar, ithalat 41,4 milyar dolar ve dış ticaret açığı 10,1 milyar dolar; ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 76.

2016 yılında ise ihracat 142,6 milyar dolar, ithalat 198,6 milyar dolar ve dış ticaret açığı 56 milyar dolar olmuş; ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 72’ye düşmüş.
Reklamdan sonra devam ediyor

15 yıl boyunca ihracat yüzde 354 artarken, ithalat yüzde 379 artmış. İthalatla ihracat arasındaki dış ticaret açığı ise o güne göre 2016 sonunda yüzde 457 artmış.

BÜYÜDÜK AMA NASIL?

Sayın Başbakanın dediği gibi Türkiye ekonomisi büyümüş ama nasıl büyümüş? Tarım ürünlerini dahi ithal etmiş. İhracatının önemli bir kısmı ithal girdilerine dayalı otomotiv ve dayanıklı tüketim malları sektörlerinin ürünlerinden oluşmuş, birçok kamu kurumu yabancılara satılmasına rağmen, cari açığın finansmanı için borçlanma artmıştır.

Borçlanmaya bakalım: 2001’de 113,6 milyar dolar iken 298 milyar dolar yani yüzde 262 artarak 2016 sonunda 411,6 milyar dolara ulaşmış.

Aynı dönemde sıcak para 2001de 10 milyar dolar iken, 2016 sonunda 70 milyar dolar yani yüzde 675 artarak 80 milyar dolar olmuştur. Yani toplam borç sıcak para dahil 491,6 milyar dolar olmuştur.

Ancak bu borçların hemen hemen tamamı borç faizlerine, sadece alt yapı ve üst yapı inşaatlarına, askeri harcamalara ve Ortadoğu’dan gelen mültecilere kullanılmıştır. Bu borçlar ihracata dönük özellikle yüksek teknoloji ürünü üretecek yatırımlarda kullanılmamıştır. Sadece gayrimenkul sektöründe özellikle Araplara ve yabancılara yapılan satışlar sonucu ülkeye döviz girdisi olmuştur, bu da vatan toprağının üstündeki yapısıyla beraber yabancılara satışından başka bir anlam taşımaz.

YENİ OSMANLILARIN ZİHNİYETİ!

Ayrıca bu borçların dışında yap-işlet-devret denilen modelle esasen nakit olarak değil ama tesis cinsinden borçlanmalar da vardır ve bu tesislerin gelirleri en az 49 yıl dolar cinsinden bu tesisleri kuranlara ödenecektir. Üstelik bu kurulan tesisler ülkemiz için aynen asgari ücret alan ama en pahalı sigarayı içen, borçlanıp lüks mağazalardan giyinen hesabını bilmez kişilerin davranışlarına benzer bir durum yaratmaktadır.

Bütün bunları düşününce Osmanlı’nın öncelikle ekonomik çöküşü ve arkasından gelen askeri ve siyasi çöküş dönemi ve nihayet Sevr denilen ülkeyi emperyalistlere teslim sözleşmesine kadar olan süreci bu defa yeni Osmanlılar, Türkiye Cumhuriyeti’ne yaşatmak üzeredir. Umarım sayın Başbakan ve partisi gerçekleri görür. Saygılarımla. Semih Ata Çınar ‘

Sonsöz: Bilgili ve ilgili okurlarımızın bu tür değerli katkılarını bekleriz efendim.

Melih BAŞ  - 03 Temmuz 2017 - Aydınlık

Son Yazılar

Sunny

22°C

Istanbul