ugur civelek3

Kredi notu hamlesinin perde arkası!

Önemli kredi derecelendirme kurumlarından biri olan Moody’s, ülkemizin kredi notunu düşürdü.

Bu konuya ilişkin açıklama, geride bıraktığımız haftanın son işgününün ilerleyen saatlerinde yapıldı. Yalnız kredi notumuz düşmedi; Türkiye yatırım yapılabilir ülkeler grubundan spekülatif lige atıldı. Kırılganlık yaratan ekonomik ve finansal gerekçelerin, söz konusu kararda belirleyici olduğu öne sürüldü.

Şahsen bu kararın siyasi olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlamayın, yatırım yapılabilir bir ekonomi olduğumuzu ve öne sürülen gerekçelerin gerçeği yansıtmadığını iddia etmiyorum! İçinde bulunduğumuz küresel koşulların yarattığı kırılganlıklar ve ağırlaşmış sorunlar nedeniyle, gelişmiş veya gelişen hiçbir ekonominin mevcut kredi notunu hak etmediğini düşünüyorum; diğerlerine dokunulmazken sadece ülkemizin kredi notunun düşürülmesinin sebebinin, bölgemizdeki çok özel hesaplar nedeniyle siyasi olduğunu tahmin ediyorum.

15 TEMMUZ İLE BAĞLANTILI!

15 Temmuz tarihindeki darbe kalkışması yaşanmamış olsa, söz konusu kurum Türkiye’yi muhtemelen yakın izlemeye almayacak ve geride bıraktığımız haftanın sonunda notumuzu düşürmeyecekti! Durum böyle olunca, kalkışma ile kredi notumuzun düşürülmesi arasında oldukça güçlü bir illiyet bağının mevcut olduğunu dikkate almak gerekiyor.

Biraz daha ileri gidelim! Eğer Rusya ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesi için harekete geçilmemiş ve Paralel Devlet Yapılanması ile mücadele bir ileri aşamaya taşınmamış olsa, darbe kalkışması ve not düşürme süreci devreye girer miydi? Veya AB’nin vize muafiyeti için öne sürdüğü tüm maddeler kabul edilmiş, yeni açılım süreçleri devreye sokulmuş veya güney doğu sınırımızdaki tüm Batı destekli tasarımlar pasif bir şekilde desteklenmiş olsa idi sonuç daha farklı olmaz mıydı?

Hemen yukarıda soru şeklinde ifade etmeye çalıştığımız ilişkiler, ekonomik ve finansal gerekçelerin kredi notumuzun düşürülmesinde belirleyici olmadığına işaret ediyor. Belli ki kendi çıkarları doğrultusunda siyasi senaryolar yazıp sahneye koyanlar açısından, kredi derecelendirme şirketleri de benzer roller üstlenen diğerleri gibi taşeron olmaktan öteye gidemiyor!

REFORM VE KÜRESELCİ SÖYLEM!

Durum böyle olunca, kredi notumuzu düşürenlere verilecek en iyi cevabın yapısal reformlar konusunda başarılı olmaktan geçtiği yönündeki küreselci söyleme katılmak pek mümkün olamıyor. Zira bu kesimler için vatan, millet, ulusal çıkarlar gibi kavramlar pek bir anlam taşımıyor; yapısal reform derken de ver kurtul şeklinde özetlenebilecek kısır anlayışın esiri olmaktan kurtulamıyor ve ekonomik söylemlerin arkasına gizlenmeyi tercih ediyorlar. Ortadoğu coğrafyasında yaşanmakta olan büyük istikrarsızlıkların, benimsedikleri anlayışın eseri olduğunu görmek istemiyorlar!

Oldukça zorlu bir dönemden geçiyoruz ve geleceğimiz açısından önemli bir kavşağa gelmiş durumdayız. Ya bir bütün olarak varlığımızı korumak adına ciddi sıkıntılara katlanacak ve öncelikle komşularımızla işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen rota değişikliklerine yönelerek geleceği kurtarmaya çalışacağız! Ya da küreselci olarak bilinen kesimleri ve günü kurtarmak adına gelecekten vazgeçeceğiz, batılı emperyalistlerin çıkarları için kendimizi feda edeceğiz; başka bir deyişle kendi insanlarımızı ve yaşadığımız coğrafyanın tüm olanaklarını satacağız!

15 Temmuz kalkışmasını organize edenler ve devamında kredi notumuzun düşürülmesinde belirleyici olanlar, her türlü teşvik ve tehdit yöntemlerini kullanarak ülkemizdeki siyasi yapıyı kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyorlar. İlk seçenek olasılığı ön plana çıkmaya başladığında tehditler havada uçuşuyor; ikincisi için yerine getirilmesi olanaksız vaatler herkesi aldatmak üzere devreye sokuluyor, fakat artık pek etkili olamıyor!

Uğur CİVELEK - 28 Eylül 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Sunny

36°C

Istanbul