bartu soral ekonomide firtina geliyor2 

Ekonomide sıkıntı daha da artacak!

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviye olan "Baa3"ten 1 basamak aşağı "Ba1" seviyesine düşürdü.

Kuruluş, Türkiye'nin not görünümünü "durağan" olarak belirledi. Yani, Türkiye'nin notu “çöp düzey", bir başka deyişle "yatırım yapılması çok riskli düzey"e düşürdü.

Bu gelişmeyi uzman bir isimle, Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı eski Müdürü, Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi, ekonomist-yazar Bartu Soral ile konuştuk...

Şenol ÇARIK >>> Moody's'in Türkiye'nin kredi notuna ilişkin açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz. 26 Temmuz’da sizinle yaptığımız söyleşide not indiriminin geleceğini söyleyip uyarmıştınız. Ekonomi bundan sonrası nasıl olacak, daha da kötüye mi gidecek?

Bartu SORAL >>> Şenol bey, hem sizi hem de Odatv’yi habercilik ve takip açısından tebrik ediyorum. Evet iki ay kadar önce bu durumu değerlendirmiştik.

“Dış düşmanlar bize saldırıyor”, “FETÖ’nün işi”, “reis adamsın” falan gibi sloganlarla hayat yürümüyor. FETÖ için “ne istediniz de vermedik” diyen de, hakkında övgü dolu konuşmalar yapan da, devlete onları yerleştiren de AKP kadroları ve Recep Tayyip Erdoğan’dır. ABD’nin isteği ile 'terörist başı' Öcalan’ı öven, PKK ile açılım yapan, şehirlerin bomba ile doldurulmasına izin veren de AKP kadroları ve Recep Tayyip Erdoğan’dı. Şimdi kimseye yutturamazlar 'ya bizdensin ya Amerika’dan' palavrasını. Önce bunu bir saptayalım.

Ekonomiye gelince, 2008 krizinden beri dünya piyasaların 5 trilyon doların üstünde para verildi. Ayrıca düşük faiz hatta kimi yerde negatif faiz ile ekonomi canlandırılmaya çalışıldı. Ancak bunca girişime rağmen ekonomik faaliyetlerde, üretim, istihdam ve bölüşümde bir iyileşme sağlanamadı. Sadece varlık fiyatları yukarı taşınabildi, yani borsa ve gayri menkul. Ancak bu fiyat artışları da suni olduğu için, üretimle paralel gelişmediği için önümüze yeni balonlar yeni krizleri getiriyor. Sadece bizde değil, dünyanın her bir tarafında böyle. Bakın ABD faizleri yüzde 0.25 bile arttıramıyor. Halbuki ABD faizleri tarihi düşük seviyesinde ve yüzde 0.25’lik artış bir parasal sıkılaştırma anlamına bile gelmiyor. Ona rağmen kırılganlıklar tavanda. Japonya negatif faizde ve yeni genişleme paketi açıkladı. AB 'deflasyon' yani halk dilinde 'negatif enflasyon' yaşıyor. Ekonomileri durdu. Yani neo-liberal kapitalizm denen sistem çöktü. Çıkış için hala o öğretilerin ilaçlarına başvurulması hastayı iyileştirmiyor. Tam tersi kötüleştiriyor.

EKONOMİ ZATEN SIKINTILIYDI, SIKINTI DAHA DA ARTACAK!

Şenol ÇARIK >>> Dünya ekonomisini özetlemiş olalım böylece ama elbette bu küresel ekonomide yer almakla birlikte bir de bizim özel durumumuz var, neler olabilir Türkiye’de?

Bartu SORAL >>> Evet, gelelim Türkiye’ye. Maalesef AKP neo-liberal süreci yani finansal küreselleşmeyi çok kötü yönetti. Gerek özel sektörü, gerek hane halkını borçlanmaya teşvik hatta mecbur etti. Alınan borçlar ile yerli üretim yeniden kurulabilir, teknoloji üretimi geliştirilebilir, büyük ve verimli işletmeler kurulabilirdi. Yeni üretim stratejimize paralel, sanayi ile iç içe geçmiş bir eğitim sistemini inşa edebilirdik. Bu sayede bölgesel geri kalmışlık ve Doğu Anadolu sorununu hafifletebilirdik. Küresel rekabette var olabilirdik. Dışarıdan gelen ve gelmeye devam edecek olan olumsuzluklara karşı daha korunaklı olurduk. AKP bunların hiç birisini yapmadı. Alınan dış borçlar tüketime, inşaat, köprü, yol yapımına harcandı. Tabi buradan kendileri de güzelce faydalandı. Hane halkı borcu 2002 yılından bugüne kadar 55 misli yükseldi. Reel sektörün kredi borcu da öyle. Yıllık dış finansman ihtiyacımız 200 milyar doların üstüne çıktı. Halbuki 2003’te bu miktar 25 milyar dolar civarındaydı. Şimdi dış dünyadan parasal giriş yavaşlıyor. Moody’s not indirince küresel emeklilik fonları ve diğer sıcak para girişi mümkün olmayacak. Ekonomi zaten sıkıntılıydı, sıkıntı daha da artacak.

Şenol ÇARIK >>> Bir süredir gündemde olan Atlantik veya Avrasya-Rusya seçimi gibi dış politikamız üstüne tartışmalar var. Elbette bu tartışmalar Suriye ekseninde başladı ve biz Suriye’ye girdik. Ne dersiniz? Bir eksen değişikliği var mı? Burada nasıl bir taraf alınabilir?

Bartu SORAL >>> Türkiye’nin dış politikasında pek çok imkanı var ama kullanabilene, onu kullanabilecek kadroları getirebilene var. Ancak AKP kadrolarının ne vizyonu ne de misyonu buna uygun değil. Vizyon desen; sakal bırakıp tüccarlık peşindeler. Türkiye’de epeydir, başarı hikayeleri değil, yalakalık hikayeleri anlatılıyor. Geçerli akçe bu. Misyon desen, çoğu FETÖ ve onun arkasındaki güçlerle beraber.

Bir somut örnek; Çin dev bir İpek yolu projesi başlatıyor. Tarihi ipek yolunu izleyerek hem ulaşım hatları hem enerji koridorlarını içeren bir proje bu. Bu dev proje Şiyan’dan başlıyor, Urumçi, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, İran ve Rusya’yı kapsayarak Türkiye’ye ulaşıyor. Oradan da Belçika’ya gidiyor. Amaç, Avrasya bölgesi diye tanımlayabileceğimiz bu bölgede daha ucuz ulaşım ve enerji hatları yaratmak ve söz konusu ülkeler arasında ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmek. Bu noktada - AKP ile bozulmuş olsa bile- Türkiye’nin bu bölge ile derin tarihsel ilişkileri var. Türkçe dili ve kültürü İpek yolunda hala varlığını sürdürüyor. Dış işleri, istihbarat teşkilatı, bütünüyle devlet yönetimi Esed/Esad gibi saçmalamalarını bırakıp bu tip projelere Türkiye lehine yaratıcı girişimler geliştirmeli. Buralarda gerek ihracatımıza, gerek enerji sorunumuza ilaç olabilecek pek çok fırsat var.

Gelelim şu Suriye işine. AKP numara çekiyor; Fırat’ın batısına PKK/PYD geçemez diyor! Güzel Fırat’ın Doğusu ne olacak? Fırat’ın doğusu 900 km. O bölge nüfusu Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşuyordu. Kürt nüfus yüzde 15 civarındaydı. İŞİD’İ oraya soktular, Türkmen ve Araplar hatta Kürtler kaçtı. Sonra kahramanlık hikayesi ile PKK/PYD oraya girdi, İŞİD çekildi, bunlar da topraklara kondu. Sonra kanton ilan ettiler. Bu işi kotaran ABD. Bu olaylar olurken hala Esed/Esad diye mırıldanarak alık alık seyreden de Recep Tayyip Erdoğan. Bu bölge ile Irak’ın kuzeyi yani Barzani bölgesi yan yana. Şimdi sen batıya geçemezsin desen ne olacak? Doğuya razı mısın? Şimdi PKK/PYD kontrolünde olan o bölge Suriye’nin verimli tarım topraklarıdır. Ayrıca Suriye’deki petrol de o bölgede bulunuyor. AKP Türkiye’yi öyle kötü bir noktaya getirdi ki, tamiri gerçekten zor ve meşakkatli. Tamir etmesi beklenen, ümit olması beklenen CHP ve MHP için ben bir şey söylemeyeyim. Halkın umutlarını da kırmayalım.

Söyleşi : Şenol ÇARIK - 25 Eylül 2016 - Odatv

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul