bartu soral2

Bartu SORAL - Türkiye için bu bir kriz değil bir açmaz!

Türkiye iç ve dış politikada kritik bir dönemden geçiyor ve önemli açmazların içinde.

Bu güzel ülke varlığını eskisi gibi sürdürebilecek mi, yoksa bir iç ve dış savaş ortamında harap mı olacak sorusu çok ciddi olarak önümüzde yer alıyor. Bu ortamda ekonomi ne durumda? Konunun uzmanı bir isimle, Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı eski Müdürü, ekonomist Bartu Soral ile konuştuk.

İşte o söyleşi:

Şenol ÇARIK >>> Ekonomide son durumu nasıl görüyorsunuz, açıklanan ekonomik veriler neye işaret ediyor?

Bartu SORAL >>> Ekonomi için iki temel sorunu öne koyalım; terör ve dış finansman ihtiyacı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmında yaşanan silahlı ayaklanmanın yayılması bekleniyor. Bunun üstüne bir de hatalı dış politikamız sonucu Suriye sınırımızda yayılan PKK’nın yurtdışı örgütlenmesi var. Yani hem içeride, hem sınırımızda bölücü terör örgütleri ile mücadele artacak. Bu mücadele hem bütçeye ek yükler getirecek, hem de ülkenin yatırım yapılabilir görüntüsünü tamamen negatife taşıyacak.

“DIŞ FİNANSMAN BULMAK DAHA DA ZORLAŞACAK”

Petrol fiyatlarındaki olağanüstü gerileme ile birlikte küçülen cari açığa rağmen yıllık dış finansman ihtiyacımız 225 milyar dolar civarında. 2015 yılında 32 milyar dolara gerileyen cari açığın finansmanı için dış kaynak bulamayınca iki anomali yaşandı. Birincisi, Türkiye tarihinde bir rekor olan 9.7 milyar dolar kaynağı belirsiz para girişi. İkincisi ise zaten yetersiz olan Merkez Bankası rezervlerinden harcanan 11.8 milyar dolar. Rezervlerden en yüksek harcamayı yaptığımız yıl 2001 kriziydi, o yıl ateşi söndürebilmek için 12.9 milyar dolar kullanmıştık. İkincisi de bu yıl yaşandı. 2015 başında belirttiğimiz üzere dış finansman bulmak zorlaştı. 2016’da daha da zorlaşacak.

Prof. Dr. Korkut Boratav bir analiz yapmış, 2015 yılında yerli sermayenin 26 milyar dolar dışarı çıkarttığını saptıyor. Yerli sermayesinin kaçtığı bir ülkeye yabancı sermayenin, hele ki yatırım yapmak, fabrika kurmak amaçlı gelmesini bekleyemeyiz. Zaten mevcut yapıda bırakın yatırım amaçlı dış sermaye girişini, spekülatif sermaye akışı bile yavaşladı. Zaten küresel konjonktür ABD’nin faiz arttırması ile değişti. Dış kaynak bulmak hem zorlaştı, hem de maliyeti artıyor. ABD’deki enflasyon ve işsizlik verileri FED’in faiz artışına 2016 ve sonrasında da devam edeceğine işaret ediyor.

“EN BÜYÜK TEHLİKE HALİNE GELEN KIRILGANLIK; AŞIRI BORÇLANMA”

Şenol ÇARIK >>> Ekonominin bu mevcut durgunluğu ve dış finansman darlığı içinde en büyük sorun nedir?

Bartu SORAL >>> Gittikçe artan ve en büyük tehlike haline gelen kırılganlık aşırı borçlanma.

Türkiye’de 26 milyon kişi bireysel kredi kullanmış durumda. Hane halkı 100 liralık gelirin 55 lirasını borçlu. Hakan Özyıldız’ın borç analiz çalışması bu konuda güzel veriler sunuyor. 2002 yılında milli gelirin yüzde 28’i kadar borçlu olan hane halkı ve şirketler 2015 yılı sonunda o üç kat büyüdüğü söylenen milli gelirin yüzde 98’i oranında borçlu duruma gelmiş. Ortada büyük bir borçlanma sorunu var. Özel sektörün kredi borçları da aynı dönemler için milli gelirin yüzde 26’sı oranından yüzde 72’ye yükselmiş durumda.

2015 yılında dolar yüzde 25 oranında yükseldi. Merkez Bankası faiz arttırmamış olsa da yıl içinde iki yıllık tahvil faiz oranlarının yani piyasa faizinin 3 puan arttığının altını da çizelim. Türkiye mevcut ekonomik ve dış politika bağlamında kötü bir kriz değil, feci diye isimlendirilebilecek bir açmaza sürükleniyor.

“BM’NİN PYD AÇIKLAMASI TAM BİR İKİ YÜZLÜLÜK”

Şenol ÇARIK >>> Birleşmiş Milletler’de bir dönem yönetici olarak görev yaptınız. Bu bağlamda BM’nin PYD ile ilgili açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bartu SORAL >>> BM, “PYD’yi bombalamayı kesin” diyor. Bu açıklama bize hangi oyunun hazırlandığının işaret fişeğidir. PYD bir terör örgütüdür, tıpkı İŞİD gibi. Silahlı bir grup teröristin oluşturduğu bir çetedir. Bir ülke değildir, bir ülkenin meşru ordusu değildir. Uluslararası hukuktaki tanımına göre PYD de İŞİD gibi silahlı bir terör örgütüdür. Ancak, İŞİD ile mücadelenin meşru olduğunu ilan eden uluslararası kamuoyu, PYD’ye yaptığımız ateşi kesin çağrısı yapıyor. Bu bağlamda BM’nin açıklaması tam bir iki yüzlülük. Yapılması gereken strateji, bu gelen tehlikeyi görüp uluslararası girişimleri ve ittifakları süratle örmektir. “Eyy” diye başlayan konuşmalar uluslararası satrançta geçersiz bir hamledir.

“İKİNCİ BİR KURTULUŞ SAVAŞI KADAR KAPSAMLI VE ZORLU”

Şenol ÇARIK >>> Bu tablodan çıkış nasıl gerçekleşir sizce?

Bartu SORAL >>> Buradan çıkışın İkinci Bir Kurtuluş Savaşı kadar kapsamlı ve zorlu olacağı açık. 1930’lar gerek isyanlar, gerek ekonomik zorluklar, gerek dünya ekonomisindeki buhran açısından benzerdi. Türkiye böyle amansız bir sınavdan daha önce geçti. Yine başaracak imkan ve kabiliyeti mevcuttur. PKK ve onunla hareket eden siyasi yapılar bu işte yer alamaz. Aklı ve vicdanı karanlığa, dolayısıyla dış güçlerin kullanımına esirdir, piyondur. Zaten Terör örgütü PKK’yı temizleyin, HDP de silinir gider.

Bu yapıyı temizlerken, bu yapı ile bir araya gelmeyen Kürt kökenli yurttaşlarımızın kazanılması gerekir. Bugün bölgede çıkan ve artması beklenen isyanda evlerini terk etmek zorunda kalan yurttaşlarımıza derhal sahip çıkılmalıdır. Bölge PKK’dan temizlenirken, sanayileşerek, feodal yapıyı, derebeylik düzenini tasfiye edecek. Bunu planlayacağız. Kendiliğinden hiç bir şey olamayacağı görüldü. Türkiye içeride PKK dışarıda PYD ile tehdit ediliyor. Terör örgütü ile anlaşmak demek mücadelesiz toprağını teslim etmek demektir; kimse birbirini aldatmasın. İstekleri ortada. Zaten bu halka da bunu kabul ettiremezsiniz.

“BU ÜLKEYİ HEP BERABER KALKINDIRACAĞIZ”

Ekonomide oluşan büyük yükü ise bütün unsurlar üstlenecek. Başka çare yok. Sermaye de elini taşın altına koymak zorunda çünkü çalışan sınıflara, küçük esnafa, çiftçiye yüklenemeyecek kadar ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. 1930 İzmir İktisat Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk bu yolu benimsedi, “bu ülkeyi hep beraber kalkındıracağız” dedi. Yine aynı yöntemle, büyük bir uzlaşma ve eşit fedakarlıkla, yeni bir vizyon ve kalkınma planı ile Türkiye’yi bu bezginlikten, yorgunluktan, inançsızlıktan çıkartır, Avrupa’nın lider ülkeleri arasına sokarız. Bizim böyle bir devrim geleneğimiz var. Önemli olan bizim bu birikimimiz ve bu tecrübemiz var.

Söyleşi : Şenol ÇARIK - 27 Şubat 2016 - Odatv

Son Yazılar

Sunny

36°C

Istanbul