buyuk cokus geliyor225

Köşeye sıkışıyoruz!

Sene başından bu yana küresel düzeyde yaşanan gelişmeler, beklentilerin seri bir şekilde olumsuzlaştığına ve riskten kaçınma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor.

Sürdürülebilir olmayan eğilimler ve geleneksel olmayan politika tercihleri nedeniyle iyice yıpranan mevcut düzen ise, enerjisini tüketmek pahasına direnmeye çalışmaktan başka bir şey yapamıyor. Bu tablo, ülkemiz benzeri ciddi tasarruf açığı olan gelişen ekonomileri iyice köşeye sıkıştırıyor.

Küresel koşullarda büyük ve mucizevi bir değişiklik olmaması durumunda, ülkemizde ne tür eğilimler yaşamak zorunda kalacağımızı hiç akıldan çıkartmamak ve kısa vadeli yapay eğilimlere kanmamak gerekiyor.

DARALMA KAÇINILMAZ!

İlk elde para ve kredi mekanizması zorunlu olarak sıkılaşmaya başlar, döviz kuru ve faizler yükselişi zorlar, borç alacak zinciri kırılmaya başlar. Devamında ekonomik beklentiler seri bir şekilde olumsuzlaşır, yabancı yatırımcılardan sonra yerleşikler de risklerini azaltma telaşına düşmek durumunda kalır. İşsizlik ve enflasyon artış yönünde harekete geçerken ekonominin daralması kaçınılmaz hale gelir. Bu eğilimler bütçeyi de etkiler ve maliye politikası konusunda hareket yeteneğinin hızla daralmasına sebep olur; bütçenin gelirleri azalırken harcamaları artar, büyüyen açık yeni rekorlara yelken açar.

Hemen yukarıda özetlemeye çalıştığımız eğilimler, sistemi oluşturan kurumsal yapının yetkilileri ve siyasi irade açısından kabul edilebilir nitelikte değildir. Ellerinden geldiğince gerçekleri inkar etmeye ve direnmeye çalışırlar. Küresel düzeydeki olumsuzlukların içerideki etkisini yavaşlatmak veya durdurmak adına harekete geçmek zorunda kalırlar!

Para otoritesi ve bankalardan oluşan ödemeler sistemi, dışarıdan ve içeriden gelen zıt baskılar altında bunalmaya başlar. Küresel düzeydeki riskten kaçınma eğilimi para ve kredi mekanizmasını sıkılaşmaya zorlarken, iş dünyası ve siyasiler tam aksi yöndeki baskıları ivmelendirmeye çalışır. Sonucu belli olan bir kapışma yaşanır; güvensizlik ve kırılganlık algısı düzenli bir şekilde yükselir, bu olumsuzlukları yapay zorlamalarla gizleme eğilimi ön plana çıkar.

KOŞULLAR AĞIRLAŞIYOR!

Yerel para da değer kaybına yol açmadan para ve kredi mekanizmasının gevşetilmesi, sürdürülebilir olmayan rotada aşırılık sınırlarının zorlanmasını gündeme getirir. Zaman kazanmak adına kullanılabilir döviz rezervleri eritilir ve bu durum geniş kesimlerden gizlenir. Ödemeler sisteminin neden kırılganlaştığını iyi bilen yabancılar, bu son fırsatı değerlendirerek risklerini azaltmayı sürdürür, yanık kokusunu almaya başlayan yerliler de bu kervana katılır. Yaşanan olumsuzlukların piyasalar üzerindeki etkisini dengelemek üzere, kamu fonları ve diğer tasarruf stokları da devreye sokulur. Bir süre için durum idare ediliyormuş gibi görünür, fakat zamanla gelişmelerin kontrol dışına çıkması kaçınılmaz hale gelir.

Bu yazıda özetlemeye çalıştığımız, olumsuz küresel koşullara direnme sürecinin üçüncü yılını yaşıyoruz. Küresel koşullar düzelmiyor ve tam aksine ağırlaşıyor; fakat yedek olanaklarımızı önemli ölçüde tükettiğimiz için tıkanmaya başlıyoruz. İşsizlik ve enflasyon konusundaki eğilimler alarm veriyor. Kriz yaşayan sektörleri rahatlatmak üzere hazırlanan paketler mali sistemi ve bütçeyi çok yoruyor. Sorunlu kredi hacmindeki yükseliş ödemeler sistemindeki işleyişi aksatıyor. Gelirleri azalırken harcamaları artan bütçenin ise açığı büyüyor. Orta Vadeli Paket Hedeflerinde somutlaşanın tam aksi yönündeki ilerleyiş hızlanıyor.

Özetle söylemek gerekir ise daha önce görülmemiş türden yıkıcı bir ekonomik kriz için enerji biriktirmekten başka bir şey yapılmıyor.

Gerçekçi olamayan hesapsız iyi niyet, kötü niyetli olmakla eş anlamlı hale geliyor.

Uğur CİVELEK - 24 Şubat 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul