kuresel ekonomi cokuse dogru

Finansal krizin işaretleri belirdi!

Emtia fiyatları düşüyor. Dünya ticareti daralıyor. Para basmak çare olmadı. Negatif faize geçildi. Gelişen ülkelerde deflasyon süreci başladı.

Piyasalar güvenli liman arayışına girdi. Kriz yorumları arttı...

Dünya ekonomisi 2008 krizinden beri toparlanamadı. Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre dünya ekonomisi 2015’te sadece yüzde 3.1 büyüdü. 2016’da ise yüzde 3.4 büyüyecek. Toplam ticaret hacmi geçen yıl yüzde 12 daralarak 16.5 trilyon dolar seviyesine indi. Ülkelerin toplam borç seviyesi 60 trilyon dolara dayandı. Buna özel sektörü de dahil ettiğimizde dünya, 200 trilyon doları aşan (McKisney’in son araştırmasına göre 2014 itibarıyla 199 trilyon dolar) bir borç yüküyle karşı karşıya.

ÇARE OLMADI...

Küresel ekonomik krizin ardından merkez bankaları, parasal genişleme ve sözle yönlendirme uygulamalarını hayata geçirdi. Bu süreçte ABD Merkez Bankası FED, QE adını verdiği programla piyasaya para pompaladı. Uygulama öncesi 1 trilyon doların altında olan FED bilançosu, 2014 sonbaharına gelindiğinde 4 trilyon doları aştı. FED’i diğer gelişmiş ülkelerin merkez bankaları da izledi. Ancak para basmak veya bankaları kurtarmak da çare olmadı. Son dönemde Japonya ve Avrupa Merkez Bankası’nın başını çektiği bazı ülkelerin gündeminde negatif faiz uygulaması var.

PARA KAÇIYOR!

Kriz sonrası dönemde dünya ekonomisini gelişen ülke ekonomileri sırtladı. Ancak son dönemde Çin’deki dengelenme sürecini bir yana koyarsak, diğer gelişen ülkelerde yaşanan ekonomik ve siyasi sorunlar büyüme oranlarını aşağı çekiyor. FED’in parasal genişlemeyi sonlandırması ve faiz artırım sürecine girmesi gelişen ülkelerden para çıkışını hızlandırdı. Uluslararası Finans Kurumu (IIF), 2015 yılında gelişen ülkelerden çıkan fon net tutarının 735 milyar dolar olduğunu açıkladı. Bu tutar 2014’te 114 milyar dolardı. 2016’da ise 450 milyar dolarlık çıkış yaşanması bekleniyor.

KAFALAR KARIŞIK...

Piyasalarda ise kafa karışıklığıyla birlikte, para otoritelerinin kararlarıyla zıtlaşma hali hakim. Bu durumu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçen günlerde TÜSİAD’da yaptığı bir sunumda şöyle açıkladı: “Piyasaların kafası çok karışık. Hızlı fikir değiştiriyorlar. Bir, iki ay önce FED piyasalara yön verdi. ‘Ben 2018 itibarıyla faizi yaklaşık yüzde 3.25’e çıkaracağım’ dedi. Fakat piyasalar 2018’de faiz olsa olsa yüzde 1 diyorlar.”

Hürriyet ekonomi yazarı Uğur Gürses de, “Küresel ‘finansal kazan’ yeniden kaynıyor’’ adlı yazısında, piyasalardaki kafa karışıklığını şöyle değerlendirdi: “Son birkaç günde altın fiyatlarında sert bir yükseliş oldu. Bunun çok tedirgin edici bir nedeni var; 2008 sonrasındaki yükseliş nedenine benzer bir neden. Küresel çapta mali sisteme, yani bankacılık sistemine 2008’de olduğu gibi ‘yeni bir Lehman’ korkusunun gelmesi, güvenli liman arayışı.’’

BATIK KREDİ YÜKSEK...

Bir süredir Alman, İtalyan, Japon bankalarının hisseleri sert biçimde değer kaybettiğine dikkat çeken Gürses, şöyle devam etti: “Nedeni de mali zorlukları ve bozuk bilançoları. 2011 sonrasında tüm iyileştirme, sermayelendirme çabalarına karşın, bankaların batık kredileri çok yüksek. Petrol ve gaz fiyatları düşerken, enflasyon ölçümündeki endekslere de yansıdı.

Japonya’nın negatif faize geçmesi yanında, bunu bir süredir uygulayan Avrupa Merkez Bankası’nın da negatif faizi derinleştirici ilave adım atması olasılığının güçlenmesi mali piyasalardaki fırtınayı güçlendirdi. Japonlar negatif faize geçtiğinde paralarının değer kaybetmesi gerekirken ilginç biçimde tam tersine yen değer kazandı. İşte bu tablo bize şunu anlatıyor; her parasal genişleme ülkeleri kurtaramıyor, hele ki negatif faize geçilmesi olumsuz yan etkiler bir tarafa merkez bankalarının çaresinin tükendiğinin de başka bir işareti aslında. Ancak çözülmemiş, zamana yayarak halledileceği sanılan sorunlar olduğu yerde duruyor ve ‘yeni Lehman’ korkularıyla derinleşiyor.’’

BU EKONOMİK BİR KRİZ!

İşaretleri beliren finansal krize ilişkin konuştuğumuzda yazarımız ekonomist Uğur Civelek ise, bunun bir ekonomik kriz olduğunu söyledi. Merkez bankalarının son 20 yılda riskten kaçınma eğilimini terse çevimeyi başardığını belirten Civelek, şu değerlenirmede bulundu: ‘’Artık talep ve yatırım eğilimi uyarılamayacak, sistem çalışmıyor. Büyük bir arz fazlası var, bu çözülecek. Bankalardaki sorunlu krediler artacak, kapasiteler kısılacak, işsizlik artacak, zincirleme kendi kendini besleyen bir örgüye dönüşecek. Deflasyonist kriz daha kötüdür. IMF Başkanı’nın uykularını kaçıran da bu. Bu bir finansal kriz mi, ekonomik kriz mi? Finansal sisteme yol gitme pahasına daha fazla risk aldırdın, ekonomik krizi öteledin. Finansal kesim daha fazla risk almamıyor, ekonomik krizi öteleyemeyecek. Bu ekonomik bir kriz. Para bulunamadığı için değil, talep artmıyor. Talebin artmıyor olması durgunluktur. Ama arzın artmıyor, daralıyor olması bunalımdır. Bu bir çöküş. 95’ten beri sonbahardı, 2008’de yaprak dökümü oldu, şimdi artık kış.’’

CEPHANE KALMADI!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) İstişare Komitesi Başkanı William White, geçen günlerde yaptığı değerlendirmede, “Şu anki durum 2007’den daha kötü. Ekonomik durgunlukla savaşacak cephanemiz kalmadı” ifadelerini kullandı.

Nobel Ödüllü ekonomist Joseph E. Stiglizt ile Hamid Rashid’in geçen hafta yayımlanan makalesinin başlığı ‘’QE’nin reel ekonomiye hiçbir katkısı olmadı, yeni kriz risk var’’ oldu. Finans kuruluşlarının reel ekonomiye kredi vermek yerine paralarını FED’de tuttuklarına işaret eden ekonomistler, varlık balonlarının şişmeye devam ettiğine dikkat çektiler. Varlık fiyatlarında yaşanan düşüşe rağmen piyasa değerinin hala dünya GSYH’sine oranının oldukça yüksek olduğunu belirten Stiglizt ve Rashid, ‘’Yeni bir finansal kriz riski göz kesinlikle göz ardı edilmemeli’’ uyarısı yaptı.

KAÇIŞ TETİKLEYEBİLİR...

Makrœkonomik verilerin ve görünümün kriz sinyali vermediğini savunan ekonomist Taner Berksoy ise, finansal piyasalardaki türbülansa işaret ettiğini geçen hafta Dünya Gazetesi’nde yayımlanan yazısında, ‘’Kendisini gerçekleştiren bir kriz mi?’’ diye sordu. Berksoy, ‘’Küresel piyasalar iktisat yazınında ‘’kendisini gerçekleştiren kriz’’ olarak tanımlanan bir açmazın içine savrulmuş gibi görünüyor’’ tespitini yaptı. Yukarıda bizim de değindiğimiz bu duruma neden olan gelişmeleri sıralayan Berksoy, ‘’Korku ve panikle beslenen bu kaçışın daha da yoğunlaşarak bir krizi tetiklemesi olası’’ dedi.

Ekonomist Nazif Ekzen’e oluşan kriz ortamını sorduğumuzda ise şu uyarıyı yaptı: ‘’ABD’de seçim yılı göstergelere o açıdan bakmaya çalış. Yılın başından Şubat sonuna kadar gözlemlediğin krize gidişe işaret eden göstergelerin daha da derinleşmeden yavaşlatılmasını hedefleyen piyasa dışı müdahalelerin artabileceği anlaşılıyor.’’

‘KRİZ POTANSİYELİ HİÇ ORTADAN KALKMADI’

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü Şant Manukyan, Ağustos ayında yaptığımız görüşmede, ‘’Şu anda bir gelişmekte olan ülke krizi yaşıyoruz, bu önümüzdeki dönemde (bir iki yıllık süreçte) gelişmiş ülkelerin ve finans sektörünün de katılacağı küresel bir krize evrilecek’’ öngörüsünü dile getirmişti.

Manukyan’a son dönemde görülen riskten kaçınma eğiliminin bunun bir göstergesi olup olmadığını sorduğumuzda, şunları söyledi: ‘’Evet özellikle Alman bankalarının merkezinde olduğu bir tedirginlik görünüyor. Avro Bölgesi’nde yıl başından itibaren geçerli olan bazı yeni bankacılık düzenlemelerinin önümüzdeki aylarda çok daha büyük korkulara yol açacağını göreceğiz. Bu muhtemelen ABD’ye doğru olan sermaye akımını da güçlendirecektir. Ancak uzun vadeli bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun bir kez daha altını çizmek gerekiyor.’’

Manukyan’a, Stiglizt de başta olmak üzere ekonomi çevrelerinde yeni bir finansal krizin yaşanacağına ilişkin değerlendirmelerin arttığını hatırlatarak, ‘’Sizce bunun işaretleri nelerdir?’’ diye sorduğumuzda ise, ‘’Finansal bir krizin potansiyeli 2008 krizinden sonra hiçbir zaman ortadan kalkmadı.

Çin’de aşırı krediler, gelişmekte olan ülkelerde FED varlık alımları sonrasında yükselen borçlar ve Avro Bölgesi’nde sağlıksız bankacılık sistemi yıllardır var olan ancak piyasanın göz ardı ettiği konular.

Önce enerji şirketlerinin bonoları ile başlayan rahatsızlık ardından gelişmekte olan ülkelere sıçradı ve Çin ile devam etti. 2016 yılında ABD’den bir kriz beklemiyorum ama Avrupa ve Çin finans sistemlerine çok dikkat edilmeli’’ uyarısını yaptı.

Recep ERÇİN - 21 Şubat 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul