ugur civelek3

Finansal sarsıntıların perde arkası!

Başta gelişenler olmak üzere küresel ekonomi durgunlaşarak kırılganlaştıkça, güvensizlik büyüyor ve finansal sarsıntılar şiddetlenerek yıkıcı olmaya başlıyor.

Sürdürülebilir olmayan eğilimlerden oluşan bu kısır döngü, kendi kendini besleyerek güçleniyor. Etkili ve yetkili kesimlerden oluşan günü kurtarma şampiyonları, çaresizliklerini gizleyemiyor. Kafalar karışıyor; çoğunluğun öfkesi artarken olumsuzlukların sorumlusu durumundaki azınlığın korkuları derinleşiyor.

Biliyoruz! Yaşanan olumsuzlukların şokunu üzerinden atamayanlar, ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor; durumu olması gerektiği gibi kavramakta çok zorlanıyor, anlatılanlar arasındaki büyük çelişkileri fark edemiyor ve bugüne kadar aldatılmış olduğuna inanmak istemiyor. Hayal dünyasından gerçeğe dönüşün yarattığı sancılar, algılarını köreltiyor; sağlıklı düşünmeyi beceremiyor. Doğruları söyleyeni 9 köyden kovanların tuzağına düştüğünü, şimdilik bilmiyor!

Son bir hafta içinde yaşananların, ağırlaşmasına izin verilmiş sorunlar ve iyice büyümüş dengesizliklerden oluşan felaketin öncü sarsıntıları olduğunu dikkate almamız gerekiyor. Gelişmeleri kısa vadeli bir bakış açısı ile açıklamaya çalışanlar, Çin’in 2 hafta önce yaptığı devalüasyonlar ve ABD para otoritesinin faizleri yükseltmeye hazırlanmasını gerekçe olarak gösteriyor. Bu sebeple beklentilerin bozulduğu ve güçlenen riskten kaçınma eğiliminin yıkıcı sarsıntılar yarattığı ifade ediliyor.

20 YILLIK FATURA!

Bu aşamada sormak gerekiyor: Çin neden parasının değerini düşürmek yoluna gitmek zorunda kaldı? ABD Merkez Bankası hangi sebeple faizleri yükseltmeye ve normalleşmeye çalışıyor? Bu ve benzeri sorulara verilebilecek yanıtlar, muhtemelen başka soruları da gündeme getirir ve farkındalığınız yavaş da olsa artmaya başlar. Sonuç niteliğindeki gelişmelerle oyalanmak yerine bunların sebebini aradıkça aydınlanır, durumu anladıkça rahatsız olur ve aldatıldığınızı yoğun bir şekilde hissetmeye başlarsınız! Bugün yaşanan olumsuzlukların en az 20 yıllık bir geçmişi olduğunu algılarsınız. Sorunları ağırlaştırarak günü kurtarmaya abone olanların, gerçek yüzlerini görür ve neden oldukları gibi görünmekten kaçındıklarını kavrarsınız!

Soğuk Savaş sonrasında kuralsızlığın etki alanını kademeli olarak genişleten küresel düzen, yaklaşık 20 yıldır kendi ürettiği sorunları çözmeyi beceremiyor; bu sebeple yıpranarak yozlaşıyor, kırılganlaşıyor ve ömrünü biraz olsun uzatabilmek için her yolu deniyor. 1995 yılında da, ABD’nin sürdürülebilir ve geleneksel olmayan politika tercihlerine yönelmesi ile birlikte Çin parasını yüzde 35 gibi yüksek bir oranda değersizleştirerek muhtemel tehlikelerden kaçınmaya çalışmıştı. Devamında yaşanan Asya ve Rusya krizleri kesinlikle sürpriz değildi!

SİSTEMİK KIRILGANLIK!

Küresel ekonominin ciddi ve uzun süreli daralma tehlikesi altında olduğu dönemlerde, gereken tedbirleri alma basiretini göstermek zordur ve olağandışı koşullarda direnme becerisine sahip olmak çok önemlidir. Eğilimlerin sürdürülebilir olmadığı ve sorunların iyice ağırlaştığı benzer durumlarda, olumlu küresel koşullara bağımlı yapıya sahip olanların çok ciddi ve uzun süreli sıkıntılar yaşaması kaçınılmazdır. Bugün yaşanmakta olan finansal sarsıntıların gerekçesi olarak ön plana çıkan olguların, bazılarının zorlaşan koşullara hazırlanması anlamı taşıdığı ve özellikle risk taşıyanları çok tedirgin ettiği unutulmamalıdır.

Küresel ekonominin durgunlaşması ve kronikleşen finansal sarsıntılar, karşılıklı olarak birbirini besliyor. Durgunlaşma faaliyet gelirlerini azaltıyor, gelir dağılımı ve rekabet koşullarını bozuyor; varlık değerlerini gerileterek bilançoları yıpratıyor ve ödemeler sisteminin aktif kalitesini çökertiyor. Bu tür olumsuz ilişkiler zincirini önleme ve ötelemenin olanaksızlaştığı durumlarda, herkes başının çaresine bakmaya çalışıyor ve sistemik kırılganlık kaçınılmaz olarak artıyor.

Son 20 yıl sonbahar mevsimini anımsatıyor; hiçbir şey olduğu gibi görünmedi veya gösterilmedi. Küresel kredi krizi ile birlikte yedi yıl önce sahne alan yaprak dökümünün de son dönemini yaşıyor olabiliriz. Kış mevsimi bizi bekliyor; hazırlıklı ve tedbirli olamayanlar ava çıkmak zorunda kalacak ve muhtemelen çoğu av olmaktan kurtulamayacak!

Uğur CİVELEK - 26 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar