ugur civelek3

Döviz kurları ve değişime direnenlerin tasfiyesi!

Hafta başında ekonomi cephesinde yaşananlara bakılır ise, beklentileri yönlendirerek geniş kesimleri aldatmak konusunda işbirliği yapanlar açısından işler iyi gitmiyor!

Olumsuzlaşan küresel koşullar nedeniyle, kırılgan olarak nitelenen ülke sayısı katlanarak artıyor ve riskten kaçınma eğilimi güçleniyor; güvensizlik büyüyor ve kısa vadeli çıkar ortaklarının yolları ayrılıyor. Durum böyle olunca, beklentiler bozuluyor ve günü kurtarmak zorlaşıyor. Gelişen ülke paralarındaki değer kaybının, kriz anlamına gelmeyeceğini iddia etmek hiçbir şeyi düzeltemiyor ve gidenleri geri getiremiyor!

Ekonomimiz açısından Türk Lirası’nın kalıcı olacak şekilde değer kaybetmesi ve yeni rekorlara doğru yol alması, çok ciddi bir kriz yaşamaya başladığımız anlamındadır. Eğer küresel sermaye ile onunla kayıtsız ve şartsız işbirliği yapan yerleşiklerin yolları ayrılmıyor olsa idi, şimdilik böyle bir sıkıntı yaşanmıyor olabilirdi! Terk edilen ve çaresizlik bataklığında debelenenler, artık ne yapacağını bilemiyor! Gelişmeleri olduğundan farklı imiş gibi göstermeye çalışmak ta pek bir işlerine yaramıyor; kullanılıp atılmayı hazmedemiyor ve halka nasıl hesap vereceklerini kestiremiyorlar!

Kim bu terk edilenler diye sorabilirsiniz! Küreselleşme denilen kuralsızlığa menfaat karşılığı kulluk eden ve kendi insanlarının geleceğini satmaktan kaçınmayan tüm kesimler bu kapsama giriyor. Artık olduklarından farklı görünmeleri ve beklentiler yolu ile geniş kesimleri yönlendirmeleri giderek olanaksızlaşacak. Hızlanan şekilde güç ve itibar kaybından kurtulamayacaklar! Açgözlülüğe kapılıp iyi olan her şeyi tüketmek yönünde seferber olmanın ve geniş kesimleri aldatmaya abone olmanın, en büyük aptallık olduğunu yaşayarak öğrenecekler! Neden terke dildiklerini anladıklarında çok geç olacak! Türk lirasının dalgalı bir şekilde değer kaybediyor olması, bu sürecin kısmen de olsa yaşanmaya başladığını söylüyor.

Türk lirasının değer kaybetmesi, sadece ekonomik bir eğilim değildir; sosyal ve siyasi yönleri de vardır! Ekonominin daralacağını, işsizliğin ve enflasyonun artacağını müjdeler! Sorunları ağırlaştırma pahasına günü kurtarmanın artık olanaksızlaşmaya başladığını haykırır! Eşanlı olarak sosyal dengesizlikler artar, güvensizlik ve istikrarsızlık belirleyici olmaya başlar. Bu olumsuzluklara vesile olan siyasi anlayışlar ve bu sonucun ortaya çıkmasını önleyemeyen düzenler ömrünü tamamlamaya koşar! Yaşların yanında kurular da yanar, akılsız başların cezasını ayaklar çeker!

Yukarıda söylediğimiz gibi olacağını bilen ve terk edilmekten kutulamayanlar, ömrünü biraz olsun uzatabilmek için her şeyi yapabilir! Artık çok tehlikelilerdir ve iyi olan her değeri tükettikleri için şeytanla bile işbirliğinden kaçınamazlar, doğru yolu bulamazlar! Statükoyu korumayı amaçlayan büyük koalisyonlar veya erken seçimler, bu gidişatın yönünü değiştiremez; fakat onlar, son ana kadar umut pazarlamaya ve gerçeklerden kaçmaya devam etmeye çalışırlar! Kemiksiz oldukları için her şekle girmeye ve duygusallıkları suistimal etmeye bayılırlar! Sormak gerekiyor: Seçimlerden önce dolarda köpük olduğunu ve düşeceğini iddia edenler, bugün neden ağız değiştiriyor? Döviz kurunun düşeceğini iddia ederek tasarrufçuyu döviz satmaya ve işletmeleri döviz cinsi kredi kullanmaya teşvik edenler, bugün neden susuyor veya demagoji yaparak bu konuyu kapatmaya çalışıyor? Geleceğe ipotek koyan büyük yanlışlardan nemalanmaya çabalayan ve küresel düzeydeki olumsuzlaşmayı görmezden gelenlerin, bugün gerçekçi olabilmesi mümkün müdür? Atalarımız doğru söylemiş: ne ekersen onu biçersin! Açgözlülüklerine yenik düşenler, finansal sermaye ile halvet olarak önce kendi insanlarının çok büyük kısmını çaresizlik bataklığına terk etti; şimdi terk edilme sırası, bu ihaneti yapan etkili ve yetkili kesimlere geldi! Bu açıdan bakınca, dolar kurunun dalgalı bir şekilde yükselmesi kesinlikle sürpriz sayılmaz; muhtemelen işbirlikçiler suç ortaklıklarını itiraf edinceye ve geniş kesimler bilgi kirliliğinden arınarak bir olmaya başlayıncaya kadar böyle olmaya devam edecek.

Uğur CİVELEK - 19 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar