ugur civelek3

Rakamlar da konuşur!

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından geride bıraktığımız hafta içinde açıklanan veriye göre, Haziran ayı sınai üretimi artmış!

İmalat konusundaki hareketlilik bu sonuçta belirleyici olmuş! Söz konusu artış bir ay öncesine göre yüzde 2.4 ve bir yıl öncesinin aynı ayına göre yüzde 5.5 oranlarında gerçekleşmiş!

Bu rakamlar kısa vadeli düşünen ve olduğundan daha iyi görünmeye çalışan kesimleri, heyecanlandırarak hayale daldırmış olabilir! Ne de olsa hayal dünyası, kural tanımıyor ve tutarlılık aramıyor! Rakamların ne oranda gerçeği yansıttığını sorgulamak yerine, ikinci çeyrek büyüme oranının bu rakamlar sayesinde korkulandan daha iyi çıkabileceğini ummakta teselli arıyorlar! Devamında Türkiye ekonomisinin diğer gelişenlerden olumlu ayrışacağını düşünmek ve bunu kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde pazarlamak istiyorlar!

Şahsen bu rakamların gerçeği yansıtmadığını, eğer öyle değil ise kötü haber niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Aksini iddia edenlerin, ipliğini pazara çıkartmayı ve tuzaklarını bozmayı bir görev sayıyorum.

DÜŞEN KÂR MARJLARI...

İhracat ve turizm gelirlerinin çift haneli oranlarda gerilediği, tüketici güvenindeki gerileme sebebi ile iç talebin durakladığı ve sınai üretimde yaşanan sıkıntılar nedeniyle devlet desteğinin arandığı ortamda açıklanan bu rakamlar güven vermiyor. Finansal piyasalardaki fiyat oynaklıkları ve artan güvensizlik, rakamlara yansıyan görünümü kesinlikle teyit etmiyor. Motorlu taşıt satışlarının anılan dönemde yüzde 18.1 oranında daralmasını ve işçi eylemleri nedeniyle üretimin aksamasını da, hesaba katmak gerekiyor. Tüm bu çelişkilere rağmen, açıklanan rakamın sorgulanmaması iyi niyet ile bağdaşmıyor.

Küresel düzeyde, sınai ürünlere yönelik arz talep dengesinin bozulması ve kısmen buna bağlı olarak emtia fiyatlarının gerilemesi gibi büyük çaplı belirsizlikler de üretim artışlarını desteklemiyor. Rekabet koşullarındaki bozulma ve siparişlerin azalması yönündeki eğilimler, çok dikkatli olmayı gerektiriyor. Büyüyen arz fazlası, maliyetlerini gerileyen piyasa fiyatının altına çekmeyi beceremeyenlerin oyun dışı kalacağı ve yeni dengenin bu şekilde tesis edilebileceği anlamına geliyor. Bu koşullarda, Türkiye’deki gibi çok düşük kâr marjları ile fason üretim kapan küçük orta boy işletmelerin olabildiğince tedbirli olması gerekiyor; gerçeği yansıtmayan veri ve değerlendirmeler, onlar adına daha büyük yanlışlar ve telafisi olanaksız kayıpların yolunu açabilir!

VERİLER KİMİN ÇIKARINA?

Eğer rakamlar gerçeği yansıtıyor ise, ürün stoklarının artmaya başladığını ve olumsuz koşulların değişmemesi durumunda çok kötü şeyler yaşanabileceğini dikkate almak gerekiyor! Unutmayın, ürün stoklarının artması sürdürülebilir bir durum değildir! Üreticilerin nakit akışları bozulmaya başlar, kredi gereksinimleri artar, daha çok risk almak zorunda kalırlar ve bilançoları yıpranır; en sonunda kapasite kullanımını kısmak veya belirsiz bir süre için üretimi durdurmak zorunda kalabilirler. Bu olasılıklar, ekonomideki durgunlaşmanın daralmaya dönüşeceği ve koşulların hızlanan bir şekilde olumsuzlaşacağı anlamına gelir.

Bu aşamada sormak gerekiyor: Geleceği gerçekçi bir şekilde fiyatlaması ve etkinlik artışına katkı yapması gereken kamu kurumları ile finansal piyasalar, neden kendi hayallerini veya sadece geçmişi pazarlamaya çalışıyor? Kimlere yaranmaya veya hizmet etmeye çalışıyorlar? Eğer açıklanan rakamlar gerçeği yansıtıyor ise ikinci çeyrek dönemdeki büyüme mi yoksa üçüncüsündeki daralma mı daha önemlidir? Bu ikiyüzlülüğü alışkanlık haline getiren ve her gelişmeyi kendi çıkarları lehine kullanmaya çalışanların, yapısal reformlar konusundaki söylemlerine itibar edebilir ve diğer önerilerinin peşinden gider misiniz? Halktan ve Hak’tan yana, başka bir deyişle antiemperyalist olduklarını varsayabilir misiniz?

Kamu yararına hizmet etmesi gereken ekonomik veriler, birilerinin çıkarına hizmet edecek tüketim malı durumuna düşürülmemelidir! Bu çizginin dışında menfaat arayanlar ise hak ettikleri şekilde anılmalıdır!

Uğur CİVELEK - 12 Ağustos 2015 - Aydınlık

Son Yazılar