ugur civelek3

Ürettiği sorunları çözemeyen düzenler çökmekten kurtulamaz!

Olumsuzlaşan küresel koşullar ve sürdürülebilir olmayan eğilimler, özellikle gelişen ekonomileri kırılganlaştırıyor.

Söz konusu ekonomilerdeki siyasi iradeler ile finansal sermaye arasındaki ilişkiler, büyüyen çıkar çatışması sebebiyle düzelemeyecek şekilde bozuluyor. Oy hesabı yapanlar ile alacaklarının güvenliği peşinde koşanların yolları ayrılıyor; bir taraf büyüme konusuna, diğeri ise kemer sıkma konularına aşırı hassas hale geliyor. Taraflar arasındaki çekişme ise, güvensizlik ve istikrarsızlığı besliyor.

Hemen yukarıda özetlemeye çalıştığımız durum farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Ekonominin hızlanan bir şekilde durgunlaşması, enflasyon ve işsizlik rakamlarının yükseliş yönünde hareketlenmesi, döviz kuru ve veya faizlerin yükselmeye başlaması, varlık değerlerinin gerileyerek bilançoları yıpratması, riskten kaçınma tercihinin belirleyici konuma sıçraması türünden eğilimler söz konusu kesimler arasındaki uzlaşmazlığın görünen yüzü oluyor. Eğilimlerin sürdürülebilir ve sorunların kabul edilebilir düzeyde olduğu dönemlerde sadece seçimler öncesinde sınırlı ölçekte ve geçici olarak yaşanan bu durumun, artık kronik ve büyük bir tehlike haline dönüştüğünü dikkate almak gerekiyor. Eğer durum böyle olmasaydı, erken seçim riski finansal piyasalar açısından karabasan haline dönüşmezdi!

ÇIKAR ÇATIŞMASI!

Bu aşamada sormak gerekiyor: Neden böyle oldu ve nerede hata yapıldı? Soğuk savaş sonrasında gelişenlere dayatılan küreselleşme baskısı bu sonuçta belirleyici oldu. Kısa vadede dış finansman ihtiyacını karşılamak adına onların şartlarına boyun eğildi; kısa vadeli ihtiyaçların karşılanabilmesi karşılığında, geniş kesimleri kollayan düzenlemeler kademeli olarak kaldırıldı ve bağımlılıklar yaratıldı. Sermaye lehine ve diğer üretim faktörleri aleyhine dengesizlik yaratan bu durum, çok ciddi sorunlar yaratarak istikrarsızlığı besledi; gelir dağılımı ve rekabet koşulları istikrarsız bir şekilde olumsuzlaştı. Gelişenlerin büyüme potansiyeli yağmalandı, her tarafa istikrarsızlık tohumları ekildi! Söz konusu uygulamalar, bugün aşırı kırılgan olarak bilinen gelişenlerde başarı ille uygulandı!

Böyle gelmiş olsa da, böyle devam edilemeyeceği bir aşamaya gelindi. Finansal sermaye ve bunlar ile işbirliği yapan kesimler ile yaşam koşulları olumsuzlaşan geniş kesimler arasında büyük bir çıkar çatışması oluştu; siyasi irade ve mali kesimin, her iki tarafı birden istediği davranış biçimleri içinde tutabilmesi olanaksızlaşmaya başladı! Belli ki her biri safını seçmek zorunda kalacak ve sonuçlarına katlanacak!

Gerçekten geniş kesimlerden yana olan görüşlerin siyaset sahnesinde belirleyici olması ise, kısa vadeden öteye engellenemeyecek; sayısal çoğunluğun doğrudan veya dolaylı desteğini kaybedenler, her şeyini kaybetme gerçeği ile tanışacak. Zaafları kaşıyarak farkındalığı azaltmak, değişik türde gerginlikler yaratmak ve kaotik söylemler ile geniş kesimleri boyun eğmeye zorlamak türünden eğilimlerin etkisi geçici olmaktan kurtulamayacak.

PİYASA DOSTLARI!

Önce büyüme ve önce kemer sıkma diyenler arasındaki uzlaşmazlık, sistemik kırılganlığın çok anormal seviyelere yükseldiğini düşündürüyor. Belli ki önce büyüme diyenler hem taze borç ve hem de çok yönlü rahatlatılma peşinde koşuyorlar; riskten kaçınma eğiliminin küresel ölçekte ve kademeli olarak güçlenmesi önlenemediği için umdukları yanıtları bulamıyorlar! Kemer sıkma konusunda ısrarlı olanlar da bu şartlarda önerdikleri reçetelerin bir işe yaramayacağını biliyor; fakat daha fazla risk almak istemedikleri için bu söylemin arkasına saklanmaya devam etmek zorunda kalıyor! Özetle söylemek gerekirse, çarklar eskisi gibi dönemiyor; geniş kesimler gerildikçe, eski hamleler pek bir işe yaramıyor ve piyasa dostu olunamıyor.

Son yirmi yılda köprülerin altından çok sular aktı ve her şey değişti! Ekonomi ve siyaset gibi sosyal konularda da kaçınılmaz olarak her şey değişecek! Sorun üreten yozlaşmış düzen çökmeden, yenisi kurulamayacak!

Uğur CİVELEK - 08 Ağustos 2015 - Aydınlık 

Son Yazılar