ugur civelek

Neden aşırı kırılgan bir yapımız var?

Küresel koşullar olumsuzlaştıkça, başta gelişenler olmak üzere Dünya ekonomisi kırılganlaşıyor.

İçine düşülen kısır döngüyü özetleyen bu söylem gerçeği tanımlıyor, fakat büyük çoğunluk ne anlama geldiğini yeterince kavrayamıyor. Bilgi kirliliği ve yetersizliği, kısa vadeli ihtiyaçlara odaklanmış algılar ve aklını kötüye kullanan kesimlerin tuzakları bu sonuçta etkili oluyor. Bu durum hem sorunların ağırlaşmasına ve geniş kesimlerin ödemek zorunda kalacağı faturaların büyümesine, hem de çözüm yollarının tıkanmasına ve güvensizliğin büyümesine katkı yapıyor. Söz konusu hal ve gidişin, felaketlerle sonlanması olasılığı güçleniyor.

Kırılganlığın artması, sistemik riskin tehlikeli seviyelere yükselmesi ve hiçbir şeyin eskisi gibi olamaması anlamındadır. Tehlikenin farkında olunmaması ve sorunların küçük iken çözülemiyor olması, serbest piyasa ve demokrasinin işleyişini de rayından çıkartan bir durumdur. Her şey yozlaşır ve çıkar uyumuna dayalı sürdürülebilirlik uzunca bir süre geri dönmemek üzere kaybedilir; güvensizlik büyüdükçe istikrarsızlık kaçınılmaz olarak artmaya devam eder. Kalıcı ve maliyetli çözümler yerine geçici çözümler benimsenir, kötüye gidiş dalgalı bir şekilde hızlanır. Bugün için Türkiye ekonomisinin getirildiği yer, bu kısır sürecin merkezidir!

*** *** ***

Durum hemen yukarıda özetlediğimiz gibi iken, etkili ve yetkili kesimlerin bu durumun sonuçlarından yakınmaya başlaması anlamsızdır! Sebebi ne olur ise olsun, ne ekildi ise o biçilecek ve her türlü aşırılık kendi zıddını yaratacak! Doğruları söyleyen ve gerçekleri haykıranları, dokuz köyden kovarak çaresizlik bataklığına koşmanın bedeli telafi edilemeyecek kadar ağırdır! Bugün yaşanmakta olan olumsuzluklar, geçmişteki yanlış tercihlerin sonucudur. Gerek Türkiye ekonomisini ve gerekse küresel eğilimleri kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışanlar ile onlarla işbirliği yapmaktan kaçınmayanlar, bu durumun baş sorumlularıdır. Sürdürülebilir olmadığı bilinen eğilimlerden nemalanan, böyle olmasa bile susarak pasif bir şekilde destekleyen veya haksızlıklar karşısında itiraz etmeyen herkes de suç ortağı durumundadır. Türk lirasının değer kaybetmeye devam etmesi, doğrudan veya dolaylı olarak yanlış tercihlerde ısrar edenler için yalnızlaşma ve itibarsızlaşma döneminin başlangıcıdır! Yükselen kırılganlık, sistemi oluşturan kurumsal yapı ve yöneticilerini öncelikle tehdit den bir durumdur; söz konusu kesimlere güvenen veya onlarla işbirliği içinde olanlar da, ya aynı yolun yolcusu olurlar ya da fırsat bulabilirlerse rotalarını değiştirerek başlarının çaresine bakmak zorunda kalırlar. Bu süreci olabildiğince ötelemek adına, ilkesizce her yolu denedikten sonra teslim olmak sorunda kalırlar!

Türk lirasının kalıcı olacak şekilde değer kaybetmesi yalnızca ekonomik istikrarsızlık anlamına gelmez; sosyal ve siyasi kırılmaları da beraberinde getirebilir. Yalnız iktidardaki siyasi iradeyi değil, benzer ideolojiyi benimsemiş tüm siyasi partileri de çözülme sürecine sokar; merkeze yakın olarak bilinen eski düzencileri tarihin çöp sepetine gönderir. Üniversiteler, iş dünyası ve medyadaki kanaat önderleri de, bu durumdan benzer şekilde etkilenir! Geniş kesimleri çaresizliğe boyun eğmek zorunda bırakan, yozlaşmış eski düzencilerin tercih ve değerlerinin reddi üzerinden uzlaşı aranır!

*** *** ***

Olumsuzlaşan küresel ve bölgesel koşullar, Türkiye ekonomisini giderek daha fazla kırılgan hale getiriyor. Gerek yabancı yatırımcıların risklerini azaltmaya çalışması ve gerek ise içeridekilerin aynı yolla başının çaresine bakmak durumunda kalması, Türk lirasını yıpratarak güvensizliği besliyor. Ekonomik, sosyal ve siyasi ilişkileri istikrarsızlaştırıyor. Evet, kendi kendini besleyerek ağırlaşan bir kriz yaşıyoruz; pek çok yönü ile 1994 ve 2001 yıllarında yaşadıklarımızı mumla aratacak tehlikeleri bünyesinde taşıyor. Küreselleşme denilen kuralsızlığa, emperyalizme ve aşırı iyimser küresel koşullara aşırıya kaçan oranda bağımlılaştığımız için çok kırılganız! Kendi insanımıza değil de finansal sermayeye güvendiğimiz ve haksızlık peşinde koşan güçlülere kulluk ettiğimiz için çok kırılganız! Ayağımızı yorganımıza göre uzatmadığımız ve çoğunluğun borç batağına düşürülmesine izin verdiğimiz için çok kırılganız! Nefsimize söz geçiremediğimiz, akıl yolunu bulamadığımız ve olduğumuz gibi görünmekten kaçındığımız için çok kırılganız! Huzur ve barışın temel ilkelerini bozuk para gibi harcadığımız için çok kırılganız!

Uğur CİVELEK - 29 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar