krizin esigindeyiz 

Küresel kriz alametleri!

Son dokuz ay içinde iki kez yeni bir küresel krizin yola çıkmış olabileceği konusundaki yazılarımız okuduğunuz gazetede yayınlandı.

İlki petrol fiyatlarının OPEC’in petrol arzını kısmaktan kaçınmasına bağlı olarak petrol fiyatlarının çökmesi ve Rusya’nın ani bir krizle sarsılması sonrasında idi; ikincisi ise temmuz ayı içinde Çin Borsası’nda gelişmelerin kontrolden çıkmak üzere sertçe sarsılmaya başladığı dönemde yazılmıştı.

KRİZ GELİŞEN ÜLKELERDE!

Her iki dönemde de dolar diğer tüm paralara karşı değerlenmeye başlamış, emtia fiyatları gerilemiş ve riskten kaçınma eğilimi güçlenmeye başlamıştı. Sürdürülebilir olmayan eğilimler konusunda yolun sonuna gelinmiş olduğu olasılığı güçlenmiş, sorunları ağırlaştırma pahasına beklentiler yolu ile günün kurtarılması zorlaşmıştı. Bundan sonra yaşanacak ilk küresel krizin gelişen ekonomiler merkezli olma olasılığı çok yüksektir, devamında sistemi oluşturan kurumsal yapının telafi edilemeyecek boyutta yıkımlar yaşaması söz konusu olabilir. İçinde bulunduğumuz koşullarda riskten kaçınma eğiliminin güçlenmesi, yeni bir küresel kriz konusunda erken uyarı niteliğindedir. Amerikan Doları’nın güçlenmesi, emtia fiyatlarının belirgin bir şekilde gerilemesi, gelişen ekonomilerde menkul ve gayrimenkul şeklindeki varlık değerlerinin düşmesi küresel kriz riskinin hızla arttığının alametleridir. Bu sürece hiçbir müdahale olmaz ise devamında yaşanacaklar bellidir; fakat ağırlaşan sorunlar sebebi ile müdahalelerle muhtemel olumsuzlukları öteleme olasılığı da hızla azalmaktadır.

Bu yazıda yeni bir küresel krizi ötelemek ve güven bunalımının geri dönmesini geciktirmek üzere yapılanları hatırlatmakta yarar var. Öncelikle risklerini azaltmak isteyenleri sakinleştirmek, her türlü teşvik ve tehdidi devreye sokarak bekle-gör yaklaşımını benimsemeye zorlamak anlayışı ön plana çıkıyor. Eşanlı olarak piyasa eğilimlerini durdurmak veya terse çevirmek yönlü müdahaleler devreye sokuluyor. Gelişen ekonomileri, önce enflasyon demeye ve yapısal olarak değişmeye yönlendirme çabaları devreye sokuluyor. Tüm bu yapılanlara rağmen dolar güçlenmeye ve emtialar düşmeye devam ediyor ise, başarısız olunması ve gelişmelerin kontrolden çıkması olasılıkları güçleniyor.

GÜÇLENEN DOLAR!

Doların tüm paralara karşı güçlenmesi, gelişen ekonomilerin finansman açığının büyüdüğü ve durgunlaşmanın kaçınılmaz hale geldiği anlamını taşıyor. Emtia fiyatlarındaki gerileme, ekonomik durgunlaşma veya daralmayı teyit ediyor; riskten kaçınma eğilimini kontrol altına almak zorlaşıyor ve varlık değerleri gerileyerek bilançoları yıprattıkça finansman açığı büyüyor. Bu kısır döngü kırılganlığı kademeli olarak artırıyor. ABD Merkez Bankası’nın dolar faizlerini yükseltme olasılığı ile Yunanistan’ın durumu, bu gelişmelerin yanında çok önemsiz kalıyor; fakat kurumsal yapılar kendilerini olduklarından daha iyiymiş gibi gösterebilmek adına, önemli olanı değil önemsizleri tartışmayı ve abartarak algıları köreltmeyi tercih ediyor!

Gelişen ekonomiler, 2011 yılındaki Arap Baharı’ndan bu yana kademeli olarak durgunlaşıyor. Kriz habercisi niteliğindeki piyasa eğilimleri o dönemden bu yana kronikleşiyor. Son sekiz ay içinde önce Rusya ve son olarak da Çin’deki gelişmeler, yalnız söz konusu ülkeleri değil tüm küresel dengeleri sarsarak kırılganlaştırıyor. Bu yaşananların ana kriz konusundaki öncü uyarılar olduğunu ve riskleri azaltmak adına fazla bir zaman kalmamış olabileceğini hesaba katmak gerekiyor!

2003 yılı ve sonrasında kendi nam ve hesaplarına faaliyet dışı gelir yaratma amacı ile çekirge sürüleri gibi gelişen ekonomileri işgal eden finansal sermaye ne yapacağını bilemiyor!

Sürdürülebilir olmayan eğilimlerin nasıl sonlanacağı göründüğü için, risk alma isteği yerini tam aksi yöndeki eğilime bırakmış gibi görünüyor. Yenisi gelmeyince daha önce giriş yapanlar da çıkamıyor; nimet külfet dengesi kaçınılmaz olarak bozuldukça da kırılganlığın artması önlenemiyor. Gelişen ekonomiler seri bir şekilde durgunlaşıyor ve böyle olmayacağı varsayımına dayalı tüm hesaplar çökmeye koşuyor!

YAPAY BOLLUK BİTTİ!

Ne dersiniz: İran anlaşması ve Yunan Hükümeti’nin geri adım atarak ağır koşullara boyun eğmesi, işe yarar ve olumsuz eğilimleri terse çevirerek bir süre daha zaman kazandırabilir mi? Başta altın olmak üzere emtia fiyatlarındaki eğilimler ve döviz piyasalarının son durumu, şimdilik olumlu düşünmeye izin vermiyor. Yapay bolluğa alışanların yoklukla tanışması, sancısız ve kısa süreli olmayacak gibi görünüyor!

Uğur CİVELEK - 21 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar