ugur civelek

Bir anlaşmanın düşündürdükleri!

Gelişmiş batılı ülkeler ile İran arasında yürütülen P5+1 görüşmelerinin, bu hafta başında

anlaşma ile sonlanması finansal piyasalarımızı fazlası ile heyecanlandırmış gibi görünüyor. Öyle hikayeler üretiliyor ki, duyan bu anlaşmanın Türkiye’nin kurtarılması için yapıldığını sanabilir! Çoğu kez olduğu gibi, kısa vadeli tepkilere dayalı hesap yapma ve yanılma gafletinden kurtulamıyoruz.

İRAN ÇÖZÜLMEDİ!

1979 yılında İran’da rejim değişip ambargolar devreye girdiğinde, ya da 1981-88 yılları arasındaki İran-Irak Savaşı başladığında, ülkemiz adına benzer iddialar gündeme gelmişti! Fakat 1991 senesindeki birinci Körfez Krizi sonrasında açı gerçekler ortaya çıktıkça istikrarsızlaşmaktan kaçınmayı becerememiştik! 2002 sonrasından bugüne kadar yaşanan gelişmeler ise her şeyi iyice farklılaştıran bir dönem oldu! Her ne ise lafı uzatmayalım ve soralım:

Mevcut küresel koşulları dikkate aldığımızda bu anlaşma ne anlama geliyor? Kimler geri adım atıyor ve kimler sabırlı bir şekilde direnmenin ödülünü alıyor? Bu anlaşma Büyük Orta Doğu Projesi açısından ne anlama geliyor?

Yeşil Kuşak olarak bilinen coğrafya, 1979 sonrasında yeni bir Dünya Düzeni peşinde koşan ABD’nin operasyon bölgesi olmuştu: Türkiye kolayca çözülürken, bazıları farklı eğilimler ile bir süre idare edebildi! İran ise bu tasarımları yapanların, yoğun çabalarına rağmen en başarısız olduğu ülkelerden biri oldu ve çözülmedi! Şimdi daha kötü dengelerden kaçınmaya çalışan yeni düzen tasarımcıları, mecburen geri adım atmak zorunda kalıyorlar! Fakat bu anlaşmayı lütuf gibi göstererek İran’ı kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirebileceklerini sanma yanlışından kaçamıyorlar!

Son yirmi yıl boyunca tek süper güç olabilmek adına her türlü çılgınlığı yapmaktan kaçınmayanlar, bugün gerçekçi olmak ve hadlerini bilmek zorunda kalıyorlar. Küresel yeni düzen en az iki kutuplu bir yapı olmaya doğru koşuyor. Yozlaşmış eski düzen bugünün sorunlarını çözemiyor ve uluslararası kurumları işlevsiz kalmaya doğru hızlanan bir şekilde koşuyor. İran ise ker iki kutba da aşırıya kaçan oranda bağımlılaşmadan, tarafları birbirine karşı kullanabilme becerisini sergileyerek saygınlığını koruyabiliyor; direnerek alternatif üretmeyi iyi beceriyor! Bizim yapamadığımızı başarıyor: Dost ve düşman konularında herhangi bir yanılgıya düşmüyor. 2000’li yıllar boyunca Rusya’dan transfer ettiği nükleer teknoloji sayesinde gelişmiş batılılara direndi, ambargoları delmenin yollarını buldu.

ÖDÜLLERİ TOPLUYOR...

Şimdi iç işlerine kimseyi karıştırmadan ve Orta Doğu konusunda söz sahibi olmayı başararak, nükleer çalışmaların denetimi karşılığında ambargoları kaldırıyor ve bloke edilmiş varlıklarını kullanılabilir hale getiriyor. Sabırlı olabilmenin ödüllerini toplamaya doğru koşuyor, orta vadeli ve çok yönlü seçicilikten vazgeçmiyor.

Bizimkiler ise aç tavuğun kendini darı ambarında görmesi rolünü, günü kurtarmak adına kimseye bırakmamaya çalışıyor! Son anlaşma sayesinde durgunluğun derinleşmesini önleyebilmeyi umuyor! İranlı turistlerin gelmeye başlaması ile turizmimiz rahatlayacak, ambargoların kalkması ile ihracatımız artacak, karşılıklı yatırımlar işsizliği azaltacak, İranlıların tasarrufları ülkemize akacak!

Hayal dünyasında gezinmeye şartlanmış olanların öncelikle hatırlaması gereken konular var! Ülkemizin özelde Suriye ve genelde Orta Doğu politikaları ikili ilişkilerin gelişmesinin önündeki en ciddi engellerden biri değil midir ve nasıl aşılacağını öngörüyorsunuz? Bu konular bazı maddi teşvikler ile aşılabilir mi? İran bazı yolsuzluk soruşturmaları sebebi ile ülkemizde yaşayan bazı kişilerin iadesini ister ve ilişkilerin gelişmesinin önündeki engellerden biri olarak masamıza koyar ise ne yapacağız? İhracat konusundaki transit geçişleri, bugüne kadar neden kalıcı olarak çözemedik? Ayrıca geleceğimizi belirleme yeteneğimizi tüketen bağımlılıklarımız nedeniyle, bize güvenmediklerini de hesaba katmamız gerekmiyor mu?

BATI’YA YANAŞMAZ...

İran’ın P5+1 grubu ile yaptığı anlaşma kendi adına sabırla kazanılmış önemli bir başarıdır; gelişmiş batılılar kendi aleyhlerine gelişmesini önleyemedikleri küresel koşullar nedeniyle geri adım atmak zorunda kalmıştır. Anlaşma İran’ın Rusya ve Çin ekseninden uzaklaşıp Batı kampına yakınlaşacağı, Orta Doğu’da barış lehine önemli mesafe kat edileceği anlamına gelmemektedir. ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi, orijinal hedeflerinden hızla uzaklaşmaya devam etmiştir. Bu gelişmelerin her biri ülkemiz adına önemlidir ve bizi gerçekçi olmaya ve mevcut tüm tercihleri gözden geçirerek radikal değişikliklere zorlamaktadır. Yazımıza konu olan bu anlaşma, ülkemizdeki erken seçim olasılığını güçlendiren faktörlerden biri olmaya adaydır.

Uğur CİVELEK - 16 Temmuz 2015 - Aydınlık

Son Yazılar