Türkçü -Turancı Bir Komünist: Sultan Galıyev

Sultan Galiyev adı, 1960'lı yıllara gelinceye dek Türk Siyasal Yaşamında pek bilinmezdi. Galiyev'in adıyla beraber, ulusçuluk ve komünizm terimleri de birer söylem haline geldi"[1] ise de ülkemizde sosyalizme Rus Ulusçuluğu ve emperyalizminin gözü ile bakanların etkin olması nedeni ile hep tepki gördü. İşin ilginç yanı bu tepkiler Sovyet güdümlü soldan olduğu kadar, uluslararası sermayeyle bütünleşmiş sağdan da geldi. Sonunda Ulusçuluk ve Komünizm birçok kişi için birbiriyle çelişen, karşıt birer kavram gibi gösterildi ve ulusçuluğu sağ bir ideoloji olarak görmek ve göstermek isteyenler tarafından da ulusalcı bir komünist hiçbir zaman kabul edilmedi. Bu nedenle komünizme ilk kez ulusal bir nitelik vermiş olan Sultan Galiyev, hem sağcılar hem de solcular tarafından acımasızca suçlandı, anlaşılmasına hiç izin verilmedi.[2]

Bu yazıdan amaç, elbette ulusal bir komünizmin olabilirliğini kanıtlamak değildir. Aksine, ulusçuluğun vazgeçilemez bir gerçek olduğunu, her tür koşulda varlığını sürdürdüğünü, bu nedenle, sağ ve sol çevrelerin tekelinde olmayacağını kanıtlamaktır.

Şimdi bu tür tartışmaları bir yana bırakıp, ulusal komünist düşünceyi bu bağlamda ele alıp değerlendirebilmek ve daha iyi anlayabilmek için, Sultan Galiyev'den, görüşlerinden ve onun içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal koşullar­dan biraz söz edelim. Çünkü "Üçüncü Dünya'nın düşün babası da kabul edilen[3] bir Kazan Türkü olan Mir Seyid Sultan Galiyev, her şeyden önce yüzyılımızın Türk dünyası içinde yetişen en idealist devrimcilerden biriydi. Sovyetler Birliği Uluslar Komiserliğine dek yükselen Galiyev, bir dönem Lenin, Stalin ve Troçki'den sonra, Sovyetlerin dördüncü önde gelen bir adamı konumuna gelmişti. Her şeyi ile tam bir devrimci, ateşli bir Türkçüydü. Ho Şi Minh'den Hayri Bumeydan'a dek, birçok üçüncü dünya devrimcisini, yapıtlarında "fikir babamız" dedirtecek kadar onları etkilemişti. Galiyev, Türk komünistlerinden ve daha önce Türkiye'de, 1912 yılında, ilk Türkçü partiyi, Milli Meşrutiyet Fırkası'nı Akçaoğlu Yusuf ile kurmuş olan[4] Mustafa Suphi ve arkadaşlarının da lideriydi.[5] Bununla birlikte Sultan Galiyev mücadelesini yalnızca Tataristan'la sınırlamamış, tüm Orta Asya Türk Halklarının kurtuluşu ve özgürlüğü için de kavga vermişti. Bu bağlamda, Mustafa Kemal Atatürk ile Sultan Galiyev arasında bir benzerlik göze çarpmaktadır. Birisi Anadolu'da yüzyıllar boyunca Osmanlığı hanedanlığınca hor görülen, yönetiminden dışlanarak, egemenliği elinden almış Türk insanı, diğeri de, hem Çarlar, hem yeni Sovyetler tarafından, tüm ekonomik ve kültürel değerleri sömürülen Turan halk­ları için ölesiye bir kavgaya girmişti. Sonuçta biri kazandı, diğeri ise, ne yazık ki kaybetti.

İnanmış bir Marksist olarak Sultan Galiyev, yakın ilişki içine girdiği bolşevik liderlerin içtenliğine inanmış, Rusya'nın Türk halkları konusunda haksızlık yapabileceklerini hiç düşünmemişti. Ne var ki, gelişen olaylar ona bu konu­da ne denli yanıldığını göstermiş, işbirliği içinde olduğu yoldaşlarının Rus şovenizmi için çalıştıklarının farkına var­masına neden olmuştu.

Orta Asya Türk halklarının toplumsal, ekonomik ve kültürel yönden geliştirerek, antiemperyalist bir Türk Birliği oluşturmak için, yaşamını bu yola vermekten çekinmeyen Sultan Galiyev konusunda ülkemizde doyurucu ciddi bilim­sel araştırmaların henüz pek cılızlığı bir yana, bu büyük Türkçü devrimci, kimilerince komünist, kimilerince ırkçı-turancı, panislamist ve hatta nasyonal sosyalist olmakla suçlanmıştı. O'nu anlayıp, sağlıklı bir biçimde değerlendire­bilmek için, yaşam öyküsünü, dönemin siyasal olayları içinde ele alıp irdelememiz gerekir.

Y.Doç.Dr. Necdet EKİNCİ - Manas Üniversitesi - Kırgızistan

Kaynak : http://www.mudafaaihukuk.com/

Kaynakça
[1] Bu konuda yayınlanmış ilk yapıtlar için bkz: Aclan Sayılgan: S.S.C.B. Ve Sultan Galiyev: Ank., 1966; Helen Carrere d'Encause-Stuard Schram: Asya'da Marksizm Ve Milliyetçilik (Doğan Avcıoğlu'nun önsözü ile), Yön Yayınları, İst.,1966.

[2] Bizim anlı-sanlı aydınlarımız 50'li yılarda, henüz bu konuda hiç kafa yormaksızın şablonculukla yetinip birbirilerini yedikleri bu sırada, Paris Üniversitesi, "Ecoles Hautes Etudes en Sciences de Sociales"de Toplumsal Bölümler yönetmeni olan Alexandre Bennigsen ile yardımcısı S. Enders Wimbush ortak çalışmaları olan “Sovyetler Birliği'nde Müslüman-Ulusal Komünizmi" yayınlamışlardı bile. Bkz. Muslim National Communism in the Soviet Union-A Revolutionary Strategy for the Colonial World; London – Chicago, The Univesity of Chicago Press, 1979. Günümüzde pek çok yapıtı dilimize çevrilen yazarın bu konu üzerine o yıllarda birçok çalışması bulunmaktadır. Örneğin,"Sultan Galiyev, and the Colonial Revolution in Middle East in Transition”; ed, W.Z. Laqueur. New York. F Praeger. 1958; yine Chantal Qulguejay ile başka ortak çalışması "Der Sultangalievismus und die nationalistischen Abwelchungen in der Tatarischen Autonumen Sowjetrepublik" Forschungen zur Osteuropaeische Geschichte, 1959. — Les Mouvements Nationaux chez les Musulmans de Russie: I, Le Sultangalievsme au Tataristan, Paris. Haye, Mouton, 1960, v.d.

[3] Bkz.  Alexandre Bennigsen, Chantal Quelquelay: Sultan Galiyev Üçüncü Dünyacı Devrimcinin Babası; Çev. Erden Akbulut, Ahmet Şensılay, Sosyalist Yayınlar, İst. 1995.

[4] 1914'de Sinop hapisanesinden kaçan ve yaşamının ikinci dönemi böylece başlayan Mustafa Suphi'nin ilk dönemdeki öyküsü ikinci döneme oranla daha karanlıktır Bir ara babasının kimliği bile tartışılan Mustafa Suphi, Kudüs’te başladığı öğrenimini İstanbul Hukuk Fakültesi'ni ve Siyasal Bilimler Okulunu bitirerek tamamlamış, bir süre öğretmenlik yapmış, mütercim sıfatıyla da olsa ilk Türkçe sosyoloji kitabına imzasını atmış, en sonunda 4 Ağustos 1912 tarihinde kurulan ilk Türkçü parti Milli Meşrutiyet Fırkası'nın kurucuları arasında yer alıp, fırkanın "naşir-i efkarı" İlham gazetesinin yayın müdürü olarak ortaya çıkarak kendini göstermiştir (Ali Birinci: "Mustafa Suphi Hakkında Yeni Belgeler Ve Bilgiler”; Tarih Ve Toplum. C 12. sayı 70. kasım 1989 s 292).

[5] Ülkemizde Sultan Galiyev ile ilgili ciddi  çalışma başlatan, S. Halit Kakınç'tır. Bu konuda, Tataristan. Başkırdistan ve Çuvaşistan'da inceleme ve temaslarda bulunması, 1200 sayfayı bulan belgeleri tarayıp, bunlardan 400'ünü Türkiye Türkçesine kazandırmış olması, bu konu ile ilgilenen diğer araştırmacılar ve ilerisi için umut dolu bir gelişmedir. Bkz. “Sultan Galiyev Efsanesi Diriliyor"; Toplumsal Tarih, Sayı 50 Şubat 1998. s. 36.

Add a comment
Kurtuluş yıldönümünde işgal özlemi

13 Kasım 1918’ den 6 Ekim 1923’e işgal çizmeleri İstanbul kaldırımlarıyla birlikte Dersaadet ahalisinin şerefini, ırzını, onurunu da çiğneyip duracaktır. Seferden dönen Orduyu Hümayunun tuğlarından, zafer sancağından gayrisini tanımamış İstanbullular esaretin simgesi yabancı bayrakları görmemek için işgal süresince gözlerini yerden kaldıramayacaklardır.

13 Kasım 1918, Sarı Paşanın da Filistin Cephesinden İstanbul’a dönüş günüdür. Boğaza demirlemiş 55 parçalık Müttefik donanmasının namlularının çevrildiği selatin camilerin minareleri suskun, yenilginin, esaretin utancı altında ezilen Türkler sessiz, şaşkındır. Gizlemeye gerek duymadıkları bir coşkuyla evlerini, işyerlerini düşman bayraklarıyla donatıp, işgali alkışlayan Osmanlının Hıristiyan uyrukları, kendileriyle yıllarca ekmeğini bölüşmüş Türk komşularını aşağılamakta, alaya almaktadır.

Add a comment

Devamını oku...

YAKIN TARİHİNİ BİLMEK

10 Kasım 1938 Kemalist rejimin bittiği gün…

11 Kasım 1938 İsmet İnönü Cumhurbaşkanı,Karşı devrimin başladığı gün…

Atatürk ölünce Celal Bayar Hükümeti usulen istifa etti.Cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü görevi tekrar Bayar’a verdi ve İnönü, ilk icraat olarak Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşları olan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya kurulan yeni hükümette  görev verdirtmedi. 

1938 sonrası Kemalist politikayı terk etme sürecinin başlangıcıdır.
Atatürk,oluşturduğu düşünce sistemini ve gerçekleştirdiği eylemleri son derece yetersiz ve dar bir kadro ile başarmıştır.Kurtuluş savaşında etkili görevlerde bulunmuş olan Kazım Karabekir,Rafet Bele,Ali Fuat Cebesoy,Rauf Orbay gibi paşalar Cumhuriyet atılımlarını anlayabilecek düzeyde değildiler.

Add a comment

Devamını oku...

Page 94 of 96

Son Yazılar

Mostly cloudy

11°C

Istanbul