Dün; Malta Sürgünleri, Vahdettin - Bugün; Ergenekon, Tayyip

Dün;
Bekirağa Bölüğü, Malta Sürgünleri
İngiltere, Vahdettin, Damat Ferit

Bugün;
Silivri Cezaevi, Ergenekon
AB, ABD, Gül, Tayyip


Bu kadar da benzemek olmaz. Tarih geçmişini bilmeyen toplumlar için tekerrür eder.

Add a comment

Devamını oku...

ABD'nin Sırrı ve Derin Türk Tarihi

Geçen günkü AHİM’in resmi kimliklerden din hanesinin kaldırılması ile resmi alfabede Kürtçe harflerin bulunmamasına ilişkin kararından sonra, “Tehcir-Tasfiye+Mübadele-Tasfiye=Açılım” başlıklı yazımı hesabını vermeye karar verdim…

Fakat ilk önce tüm olanların soyut ABD egemenliği ile değil, 1812 yılında İngiltere’ye karşı bağımsızlık savaşı veren ABD’nin ve tüm dünyanın mali kaynaklarını kontrol altında tutan, dinle oyun oynayan, savaşları organize eden, kendilerini Allahoğlu gören FED(*) ve onun en büyük hissedarı olan başta kalpazan Mayer Ainschel ROTHSCHILD (1743-1812) ailesi ve diğerleri olduğunu unutulmamalıdır!..

Sorun ise egemenin kim olduğunu bilmektir.

Add a comment

Devamını oku...

Türkler, Troya'nın öcünü yine alacaktır...

1- “Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon Kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği” (Homeros, İlyada Destanı,1-78,M.Ö.750, İlk Ozan)
Agamemnon’un askerleri Truva atıyla girdiler şehre ve Hektor’u yendiler.
Tarihe not düşülen ilk Asya-Avrupa savaşıdır. Çanakkale
dedir. Ancak sonuncusu olmayacaktır...
“Yıl 1438 Troya-Çanakkale-Anadolu
Fatih Sultan Mehmet Han Constantinopol’ü henüz almamıştı.
Ünlü Katalan gezgin Petro Tafur Anadolu’ya gelir.
Boğazları gezer, İmroz’a gider.
Çanakkale’yi karış karış gezer arar tarar.
Yerin yedi kat dibine giren Troya’yı bulamaz. Yorgun ve hüzünlü gözlerle son kez bakar ardına...

Çöküşten kurtuluşa...
Ve giderken şu sözler takılır dudaklarına.”
“Türkler, Troya’nın öcünü mutlaka alacaktır!”

2- Aradan tam 415 yıl geçecek ve 9 Ocak 1853 yılında Sibirya dağlarının arasındaki Petersburg sarayında Rus Çarı 1. Nikola İngiliz Büyükelçi Sir Hamilton Seymur’un kulağına usulca Osmanlı’yı kastederek şunları söyleyecektir.

“Kollarımız arasında ağır bir hasta adam var. Mirasını şimdiden aramızda paylaşmalıyız.”

700 yıllık Osmanlı yenilir.

İmparatorluk adına Deniz Bakanı Hüseyin Rauf Orbay ile İngiliz komutan Amiral Calthrop, Limni Adası Mondros açıklarında İngiliz Bayrağının dalgalandığı “Agamemnon” zırhlısında çok önemli bir antlaşmaya imza atarlar.

Osmanlı Parlamentosu antlaşmayı oybirliği ile onaylar, o günün anısına anma pulları bastırılır. Yetkililer artık savaşın bittiğine inanır ve huzura kavuşacaklarını ümit ederler.

Dünyaya bedel bir kişi...

Ama bir kişi inanmaz Mustafa Kemal Atatürk...

“Agamemnon” zırhlısında imzalanan bu antlaşmadan 5 gün sonra Başbakan Ahmet İzzet Paşa’ya Adana’dan “geciktiren asılır!” acil notuyla bir telgraf çeker ve şöyle der...

“...Orduları dağıtarak İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak İngilizlerin ihtiraslarının önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Mondros Antlaşması maddeleri devletin korunmasına kefil olmuyor...”

Tarihte ikinci kez Agamemnon karşımıza çıkıyordu. Ancak Agamemnon’un da karşısına bu kez Mustafa Kemal çıkıyordu. Anadolu’yu yutmaya çalışan bu antlaşma uygulanamayacaktı. Adeta Troya’nın intikamı Hektor’un intikamı alınacaktı! Bunu da Mustafa Kemal yapacaktı...

Değişen fazla bir şey yok!

Mondros antlaşmasının maddeleri kısaca şöyleydi..

-Boğazlar düşman gemilerine açılacak, Türk gemileri teslim olacak.
-Türkler Kafkasya’dan çekilecek, Karadeniz işgal edilecek.
-Türk askerleri dağıtılacak, Çukurova’dan askerler çekilecek.
-Toroslar işgal edilecek,haberleşme ve demiryoluna el konulacak.
-Hicaz, Yemen, Irak, Trablus ve Suriye’de askerler teslim olacak.
-Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Sivas işgal edilebilecek.
-Yabancılar karışıklık çıkan bölgeleri işgal edecek.

Bu maddeleri peki İstanbul basını nasıl yorumluyordu.?

Avrupa-Asya savaşı yeniden başlıyordu başlamasına ama hayat ve eğlence kaldığı yerden devam ediyordu İstanbul’da. Mustafa Kemal inanmamıştı ama basın yine yapacağını yapacaktı ve kitleleri inandırmak için elinden geleni yapacaktı. Özellikle de zamanın İstanbul medyası yani basını olayları manşetten bakın nasıl duyuracaktı?

Köleliğe barış diyenler...

Vakit Gazetesi “Memleket artık barış ve huzura kavuştu” manşetini atıyordu.

90 yıl önceki Zaman Gazetesi ise “Düşmanın dostluğu” haberi ile çıkıyordu.

Yine aynı dönemin Akşam Gazetesi ise “Ümitsizliğe kapılmayalım. Bu nihayet askeri antlaşmadır” diyordu. İkdam Gazetesi olayı şöyle yazacaktı. “Allah’ın yardımı ile ateşkes yapıldı”.

O dönem esarete, köleliğe “Barış” diyordu Agamemnon Basını. Kurtuluş savaşı sadece Avrupa Asya, Emperyalizmin savaşı değil aynı zamanda Türk Basınının da bir savaşıydı.

NOT: O dönemi anlatan kitabın adı “İhanet Basını” yazarı Aydın Keleşoğlu. Aydın Keleşoğlu’nu bu hafta Çarşamba akşamı “Gündeme Dair”e konuk edeceğim. Türk Basın tarihinde haberlerle nasıl bir mücadele vermişiz. Bunları konuşmak üzere Saat 21:00’de kaçırmamanızı tavsiye ederek.

Nuriye ATABEY - 14.02.2010 - Yeniçağ
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/

Add a comment

Page 90 of 96

Son Yazılar