Öcalan'ın yönettiği açılımda eşkıyayı hazırolda bekleyen Devlet!

Neymiş efendim açılımda ve son gelişmelerde İmralı’nın zerre bir dahli ve katkısı söz konusu değilmiş!
Kim söylüyor bunu?
Ülkenin Başbakan’ı!
Peki Kandil’den gelen sözde barış heyetine (!) talimatı veren kim?
Önceki gün PKK’nın TV’si, Kandil’den canlı yayın yaptı. Söylenenler ortada! Militanların her biri Öcalan’ı, peygamber gibi kutsuyor! Hal bu iken, ’Öcalan bu işin hiçbir yerinde yok’ demenin inandırıcılığı olabilir mi?
Artık her şey o kadar aleni ve net ki!
AKP zirveleri ile Öcalan’ın açılım yoldaşlığı 15 Ağustos’dan beri bekletilen Apo’nun malum yol haritası ile sabit.. Ortaya çıkmıştır ki o haritayı şimdi beraber uyguluyorlar!
Öcalan, var olan bu ilişkiyi avukatlarına “AKP benim izimde”  diyerek zaten ortaya koyuyor!
Bu şekilde efsane gerçeklik kazanmıştır!
Öcalan artık siyasi bir figürdür ve Kürtlerin resmen Mandelası konumundadır!
Hiç kuşkunuz olmasın yeni ve sürpriz gelişmeler eşiktedir!
Açılım hadisesinde icracı konumunda birinci patron Öcalan’dır ve Türkiye onun ardında sürüklenmeye devam edecektir!
Peki bu sürecin sonu ne mi olur?
Öcalan kısa bir tarih sonrasında affedilir, zira böyle bir vaat olmaksızın PKK önderi AKP’yle yola çıkmaz!
Dahası, Öcalan’ın siyaset yapmasının önü de açılır!
Bunun anlamı Türkiye’nin mağlup olmasıdır!
Mağlubiyet tescillendiği gün, önünüze mutlak suretle bir fatura çıkarılır!
Evet, PKK ve Öcalan mücadele süreçlerinde ikinci safhaya, yani eylemden müzakereye geçiyor!
Şöyle bir geçmişe bakın ve bugünkü tabloyu sorgulayın!
Güneydoğumuzda yakılan ateş, artık gürül gürüldür!
Yakılan bu ateş barışı değil, ayrılığı simgelemektedir!
Yıllar yılı Marksist PKK’ya ram olmayan bölge halkı, AKP sayesinde artık onu kurtuluşunun adresi gibi görmeye başlamıştır!
Evet AKP sadece Kürt bilinci yaratarak onların homojenleşmesine katkı sağlamamış, aynı zamanda uluslararasılaşıp organize olmalarını temin etmiştir!
Kısacası bundan sonraki seyir, adım adım ayrışma olacaktır!
Yaratılan Kürt sorunu içtimai olmaktan ziyade siyasaldı ve sonuçları da o bağlamda olacaktır!
Evet bölgemizde yeni bir dünya kuruluyor!
Tayyip bey bunun için Türkiye’nin kuruluş gününde Obama’nın buyruğu ile ABD’ye gidiyor!
Dileriz kuruluş günümüz, yıkıma kesin onayın verildiği gün olmasın!
Son bir şey:
Nedamet getirdim, teslim oluyorum demek yerine, elinde mektupla zafer kazanmış kahramanlar edasıyla pazarlık için gelen terörist grubuna, müsteşarından hakim ve savcılarına kadar devlet yetkililerinin karşılama merasimine PKK bayrakları gölgesinde dahil edilmesi, AKP’nin teslimiyetini gösteren bir başka net belgedir!
ÖNEMLİ NOT: Dün teyid edilerek görülmüştür ki AKP güruhu için PKK bayrağı, Azeri bayraklarından daha değerlidir. Nereden mi çıkardım bunu?... Bursa’da Azerbaycan bayrakları devlet eliyle toplatılırken, Habur’da PKK’nın karşılanışında devlet yetkililerine, PKK bayrağı altında teröristleri bekleme emrinin verilmesinden...!

NEDEN ÜRKÜYOR Kİ...
Tayyip Bey’i kameralı görüşmeden kaçıran şey!

Sahi Tayyip Erdoğan, Kürt açılımı konusunda Deniz Baykal’a yapmayı düşündüğü ziyarette sözlerinin kayda alınmasından niye ürküyor? Bu konu gizli ya da devlet sırrı denemez, zira söz konusu hadise ülkenin mukadderatıdır, dolayısı ile böyle bir konuda kapalı kapılar ardında millete rağmen hüküm verilemez! Her şey açık ve nettir ki Tayyip Erdoğan, Deniz Bey’in kulağına bazı şeyleri fısıldayacaktı. Muhtemeldir ki bu fısıltılar, Okyanus ötesinin talep ve dayatmalarıdır. Sorarım size bu tavır Kurtuluş günlerimizde Sivas Kongresinde mandacılığı isteyenlerin tutumuna benzemiyor mu?.. Hayır yok öyle bir şey diyorsan o zaman göğsünü gere gere kamera önünde konuşursun! Dedik ya bu konu ülkenin bekasıyla alakalı, bu itibarla karartma yapamazsın! Bize göre bu kamera olayı ile Deniz bey, Erdoğan’a aslında suçüstü yapmıştır!

SIFIR, SAĞDA MI, SOLDA MI...
Komşularla sıfır sorun politikasıymış!

Neymiş efendim Türkiye’nin dış politikasında artık komşularla sıfır sorun politikası esas olacakmış ve artık o noktaya gelinmiş miş! Yalan, vallahi yalan... Delil mi?... İşte Azerbaycan örneği ortada değil mi? Sadece komşumuz değil, soydaşımız ve Türk dünyasına açılan kapımız olan Azerbaycan’la bugün nerede ise kopma noktasında değil miyiz? Sıfır sorun politikası böyle mi olur? Aynı şekilde İsrail ile yaşanan gerginliğe ne demeli?. Keza Yunanistan’la da sorunsuz falan değiliz, sorunlar buzdolabında.. Peki kimlerle mi artık sorunsuzuz? Yıllar yılı Öcalan’ı saklayan, ekonomik, siyasal değeri olmayan Suriye ile... Başka?..  “Ben de Diyarbakır’a karışırım ha...”  deyip tehditler savuran peşmegelerle.. Başka?.. Hâlâ sınırımızı tanımayan ve Ağrı dağını kendi haritalarında göstermeye devam eden Hocalı katliamcısı Ermenistan’la... Sevsinler böyle sıfır sorunlu komşu politikasını!!

NUTUKTAN EYLEME... 
Bahçeli’ye büyük miting çağrısı!

Türkiye adım adım ayrışma ve bölünmeye götürülürken siyasi önder olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tarihsel sorumlulukları vardır. Hakkı teslim edelim, son süreçte yani Kürt açılımı hadisesinde Devlet bey kürsüden iyi sınav verdi ancak yetmez. Bahçeli, hakkında ileri sürülen  “Aslında MHP kongresini kazanma nutuklarını atıyor”  yakıştırmalarını ters-yüz etmeli ve tavrını nutuk atmaktan eyleme dönüştürmelidir.. Mesela ne mi yapabilir?Kurtuluş günlerinde İstanbul Sultanahmet’te yapıldığı gibi büyük toplantı ya da mitingler yapabilir! Aslında böyle bir teşebbüs bulunulan tabloda olmazsa olmazdır. Yok bu yapılmaz ve sadece TBMM grup toplantısında konu bir iki sözle geçiştirilir ise, o zaman bu tutumun gaz almaya ve tepki frenlemeye dönük olduğu ortaya çıkar ki bunun tarih önünde sorumluluğu vardır... Haydi Devlet bey, tutumunu eyleme dönüştür ve  meydanlara çık!

Sabahattin ÖNKİBAR - 21 Ekim 2009 - Yeniçağ Gazetesi

Son Yazılar

Partly cloudy

13°C

Istanbul