Leyla ZANA Neden Bu Tür Bir Evlilik Yaptı ?

“Kürt Açılımı” mektuplaşma sürecinde, yani flört evresinde.
Flörtün sonu ne olacak göreceğiz! Benim yazı konum ise bazı Kürt evlilikleri.
Mehdi Zana, Mehmed Uzun, Canip Yıldırım, Musa Anter, Şıvan Perver gibi sosyalist Kürt aydınlarının evlilikleriyle, son dönemde dinci şeyhlere, toprak ağalarına, gerici yönetimlere methiye düzülmesi arasında nasıl bir ilişki olduğunu irdelemek istiyorum. Evet işin sırrı evlilikte...


Bir dönemdir kafamda yer eden bir soruyu sizinle paylaşmak istiyorum:
Kürt toplumu neden entelektüel birikim yaratamadı?
“Açılım” sürecini yaşadığımız bugünlerde bu soru çok önemlidir.
Çünkü entelektüel birikimin yaratılamaması çözümsüzlük kaynağıdır.
Bugün ne yazık ki bazı DTP’lilerin sözleri ve tavırları bunun göstergesidir. Yeni düşünsel oluşumlar yaratamayanlar, “mahalli dili” aşamayan milliyetçi tavırlarla, sorunu içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Bu durum “Kürt kimliğinin” oluşumuna da zarar veriyor.
Ve…
Bu nedenle aşiret yapısını aşamıyorlar.
Bu nedenle feodal dinci ilişkileri sürekli yüceltiyorlar. Bugün “Kemalist Cumhuriyeti gerici” bulan bazı Kürt aydınlarının, toprak ağalarına, dinci şeyhlere-şıhlara övgüler düzmesinin sebebi nedir?
Bu nedenle kurtuluşu Batı hegemonyasında arıyorlar. Bugün “Türkiye’yi emperyalist” gören bazı Kürt aydınlarının, İsrail’in, ABD’nin himayesi altına girme istekleri nasıl açıklanabilir?
“Kürt milliyetçiliği” yanıtı tek başına pek ikna edici değildir.
En iyisi bu soruyu somut bir örnekle biraz açayım…

Sosyalist Kürtler’in evlilikleri

Üç Kürt aydınının; Mehdi Zana, Canip Yıldırım ve Mehmet Uzun’un hayatından minik bir kesit sunayım:
Sosyalist Mehdi Zana, 1963’te Türkiye İşçi Partisi’nin Diyarbakır kuruluşunda öncü rol aldı. Silvan İlçe Başkanlığı yaptı. Doğu Mitingleri’nin organizasyonunda görev aldı. 12 Mart 1971 darbesinde cezaevine atıldı. 1977’de Diyarbakır’dan bağımsız belediye başkanı oldu.
Böylesine donanımlı sosyalist bilinçte biri kiminle evlendi; dayısının 14 yaşındaki kızı Leyla Zana’yla! Aralarında 21 yaş fark vardı!...

Sosyalist Canip Yıldırım, Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Fransa’da master yaptı. Türkiye İşçi Partisi’nin kuruluşunda yer aldı. Cezaevinde bile papyon takan Canip Yıldırım kiminle evlendi; dayısının kızı Selma’yla!

Sosyalist Mehmed Uzun, 1977’de yılında zorunlu olarak Türkiye’den ayrılıp göç dönemi yaşadı. Yıllarca İsveç Yazarlar Birliği üyeliği yaptı. Uluslararası Pen Kulüp’te çalıştı. Romanlar yazdı. Uzun yıllar Avrupa’da yaşayan Mehmed Uzun kiminle evlendi dersiniz; amcasının kızı Zozan’la! Aralarında 20 yaş fark vardı…
Sayının üç kişiyle sınırlı olduğunu düşünmeyiniz.
Liste kabarık…Sosyalist Şıvan Perver akrabası Gülistan ile dünya evine girdi. Vs.vs…

Sosyalist Musa Anter akraba evliliği yapmadı. Ama bakın “Hatıralarım-1” kitabında evliliğe bakışını nasıl yazıyor: “İstiyordum ki evleneceğim hanımın ailesi Kürt kökenli olsun; örf ve adetlerimize uysun.”
Sosyalist Musa Anter bu nedenle İslamcı-Yazar Abdurrahim Rahmi Zapsu’nun Avusturya Saint George Okulu’nda okuyan kızı Ayşe Hale ile evlendi!

Tıp doktoru, Sağlık Bakanı, Kürt aydını Yusuf Azizoğlu ölen amcasının eşiyle evlendi.
Bucak Aşireti’nin en “okumuşu”; İstanbul Üniversitesi ve Belçika’da hukuk tahsili gören Mustafa Remzi Bucak amcasının kızı Zehra ile evlendi.
Uzatmayayım…

Sebep Kürt milliyetçiliği mi?

Anlatmak- vurgulamak istediğim bölgedeki akraba evlilikleri değil. Geçen hafta toprağa verilen Şeyh Said’in torunu Abdulmelik Fırat’ın amcasının kızıyla evlenmesi gibi örnekler konumuz dışı.
Benim anlamadığım; sosyalist bilince sahip, Avrupa görmüş, önemli üniversitelerde okumuş insanların bile bu feodal/gerici kültüre boyun eğip akraba evliliği yapmalarıdır!
Bakınız sayı bir-iki kişiyle sınırlı değildir. Çoktur.
Burada “niye” sorusunu önemlidir. Niye bu tür evlilikler yaptılar, yapıyorlar?
Bu soru bugün yaşadığımız süreci anlamımıza yardım edecektir.
Çünkü…
Bu evlilikler sonucu mudur ki, bugün Kürt aydınları bölgedeki gerici/feodal yapıya hiçbir itiraz/eleştiri getirmemektedir?
Örneğin…
Kuzey Irak’ta bir erkeğin dört kadını almasına izin veren yasayı onaylayan Mesut Barzani’ye niye hiçbir Kürt aydını karşı çıkmamaktadır?
Sebep sadece Kürt milliyetçiliği ile açıklanabilir mi?
Kavramsal tartışmalara girerek kafa karışıklığı yaratmak istemem ama, tarihsel sürece baktığınızda milliyetçilik ilerici bir düşünce olarak doğmuştur. Anımsayınız ki feodalizmi tasfiye etmiştir. Kürt aydını bu noktadan daha geridedir.
Bölgedeki feodalizmle iç içedir; birbirini beslemektedirler.
Baksanıza…
Bölgenin dini şeyhlerini “uçurtmak” için adeta birbirleriyle yarışıyorlar!
Toprak ağalarına methiyeler düzüyorlar. Kürt derebeylerine kahraman gözüyle bakıyorlar.
Aydınlanmacı Cumhuriyet’e düşman yapıp, Kuzey Irak’taki gerici/feodal yönetimi elleri kızarırcasına alkışlıyorlar.
Tüm bunların sebebi nedir? Tartışmamız gereken budur. Bunlar konuşulmadan “açılım” olmaz.
Şaşırtıcı gelebilir ama bunun üzerine kafa yoran tek kişi İmralı’daki Abdullah Öcalan’dır!
Kürt aydını ise ucuz bir popülizmin peşinde koşup durmaktadır.
Bu halleri Engels’in “insanlar yaşadıkları gibi düşünürler” tezini; Marks’ın “sosyal ilişkiler iktisadi ilişkileri belirler” tezini doğrulamaktadır.
Israrla sormalıyız: Akraba evliliği yapan sosyalistler bu nedenle mi; bugün toprak reformunu hiç ağızlarına almıyorlar?

Özgürleşme Sorunu

Görünen o ki; Kürt aydını kendi rönesansına koşmuyor; ortaçağını güçlendirmeye çalışıyor.
Temmuz Devrimi’nden Cumhuriyet Devrimi’ne kadar tüm modernist kazanımları kötülemelerinin başka türlü açıklaması olamaz.
Soğuk savaş döneminde dondurulan-gericileştirilen ilerici Kemalist Cumhuriyet sürecini, Kürt aydınının daha da geriye döndürmek için değil, aksine ileriye taşımak için mücadele vermesi gerekiyor.
Ama ne yazık ki Kürtler umudunu; dinci şeyhlere/şıhlara, toprak ağalarına, köhnemiş düzeni sürdürmek isteyen siyaset bezirganlarına ve emperyalist güçlere bağlamış görünüyor.
Şeyhlerle, ağalarla bir toplum özgürleşebilir mi?
Böyle ilericilik, sosyalistlik, çağdaşlık olur mu?
Diğer yanda kendilerinden yana “taraf” olanlara çok inanmaktadırlar.
Sadece şu soruyu sormamaları bile olayın uluslararası karanlık boyutunu göstermektedir:
Türk Solu’nu ulusalcılıkla/milliyetçilikle suçlayanlar; şeyh uçuran, toprak ağalarına boyun eğen, Batı’nın himayesini isteyen Kürt Solu’nu niye yüceltiyorlar?
Ne ilginç değil mi bu “taraf” yazarları en büyük desteği dinci çevrelerden görmektedir.
Bilinmelidir ki, Türkler ve Kürtler her türlü gericilikle mücadele ederek kardeşliklerini koruyabilir ve özgürleşebilirler.
Bunun ilk adımı ise, dil ile düğümlenenin diş ile çözümlenemeyeceğine olan inançtır…

Soner YALÇIN - 18 Ekim 2009 - Odatv.com

YORUMLAR

grsgrs
18/10/2009 11:30

80 den önce Türk solu hep Kürt'lerin yanında oldu.Kürtler ise görünürde bir sol birlik içinde idiler.İlk fırsatta Türkiye solunu terkettiler.Yazıda da belirtilen bütün bu davranışlarının altında hem feodaliteye hem de etnisiteye bağlılık yatmaktadır.

umutbitmez
18/10/2009 10:34

sancak 1967,atmasyon konuşmayacaksın.Bak burada belgeler konuşuyor.Varsa belgelerin sen de bu Türk aydınları,eşlerinin kökenleriyle ve isimleriyle say.Biz de bilelim..

Samarra
18/10/2009 10:33

Bence Kürt yurttaşlarımız töre adı altında dayatılan ağalık, şeyhlik düzenini kıramadıkları sürece hiç bir şey değişmeyecek velev ki 'Kürdistan' düşü gerçekleşse bile...Aydınları bile içselleştirdiklerinden midir yoksa nimetlerinden yoksun kalmamak için midir bilemem, kendi iç sistemlerinin devamına çalışmaktalar bu evlilikler yoluyla. İtiraz edecekleri, başkaldıracakları, isyan edecekleri yer bellidir. Sorunlarının kaynağı kendi yaşam biçimleri, dünya görüşleridir. O yaşam biçimini, o düzeni ve töreleri devlet dayatmamıştır. Tam tersine kırmaya çalışmış ama başarılı olamamıştır. Politikalara yöre ağalarınca itirazlar sonucunda, kimi zaman oy kaybı endişesiyle kimi zaman asimilasyonla suçlanmamak uğruna geri adımlar atılmış.

Mehmet Şekeroğlu
18/10/2009 10:33

Sevgili Soner Yalçin, Yine müthis bir yazi, ellerinize saglik... Emperyalizmin kör ettigi Çetin Altan'in, o meshur, "Seytanin Gör Dedigi" basligi size yakisiyor. Sosyalist seytanin gör dedigini görüp, körlesmis (sosyalist geçinen, milliyetçi, irkçi, dinci...) seytanlara gösteriyorsunuz... Bu arada bir sorum olacak: Bir yerde, Marks’ın “Sosyal ilişkiler iktisadi ilişkileri belirler” dedigini söylüyorsunuz. Bundan emin misiniz? Çünkü, benim aklimdaki kalan biçimi, Marks'in, alt yapinin - yani ekonomik iliskilerin - üstyapiyi - yani degerler ve normlari, ideolojiyi, hukuku... - belirledigini söyledigi seklindedir. "Üstyapi da altyapiyi etkiler" der, ancak, onda, son çözümlemede belirleyici olan ekonomik altyapidir. Bu baglamda, Kürt aydinlarinin önemli bir kismiyla ilgili olarak sundugunuz çok degerli gözlemlerinizin Marks baglaminda analizini yapmayi denersek, belki, onlarin binlerce yildir yasadigi ve çesitli nedenlerle degistiremedikleri feodal sistemin, degerler ve normlariyla, ideolojisiyle, onlardaki yanlis bilinci, yani, akrabalariyla evlenmeden tutun da, feodalizmden, gericilikten ve emperyalizmden medet ummaya kadar giden (yanlis) zihniyetlerini belirledigini söyleyebiliriz... Iyi pazarlar diliyor, saygilar sunuyorum.

bilo
18/10/2009 09:32

sancak 1967, var deyip geçme örnek ver. ve olay sadece akraba evliliği değil ortada bir sürü done var.

sancak1967
18/10/2009 08:53

Yakın Akraba evlilikleri sadece Kürt aydınlarında mı var ?Türk aydınlarında hiç yok mu?Oysa ki Türk aydınlarında daha çok var

berrin
18/10/2009 08:35

Bence Cumhuriyet tarihimizin en büyük ve en önemli hatası feodaliteyi yıkamamak olmuştur. Neden yıkılmadı ve yıkılamadı?... Soğukkanlı olarak tarışılması gereken asıl konu budur. CHP dahil hiçbir siyasal oluşum bu konuyu tartışmaya biye açamamaktadırlar...21. yuzyılda Türkiye Cumhuriyeti'nin acı gerçeği işte buradadır.

zovna
18/10/2009 07:30

soner yalçın!iyiki bu saptamayı yayınladınız.sanırım kendi içlerinde de konusu geçmiştir.hele Öcalan'ın bilimsel analizlerinden sonra..peki ..bile bile sarılmaları,sürdürmeleri neden?acaba Yalçın Küçük hocamızın Sabateistler için iddiaları(hani "hep kendi aralarından evlenirler" vd gibi)işbu sosyalist(!)FEODAL kürtler için de söylenebilir mi..BU DURUMDA NEDEN KENDİLERİNİ SOSYALİST BLOKTA İMİŞ GİBİ GÖSTERİYORLAR.ACABA BÖLGEDE VE GENELDE var olan SİYASİ-İDEOLOJİK BOŞLUĞUN İÇİNE "ÖCALANSIZ" kendileri mi oturmak(veya oturtulmak)İSTENMEKTEDİR.

kamil
18/10/2009 06:52

Soner'in atladığı çok önemli bir nokta var. Kürtler neden Kemalist Cumhuriyet'in yurttaşı olamadılar? Kemalist hareket bir kültür devrimi yapmaya çalıştı. Ama bunun altyapıya ihtiyacının olduğunu kavrayamadı. Ya da işin bu tarafına dokunmaktan kaçındı. Oysa, işin bu tarafı tam da "zûlf-î yâr" kısmıydı. Soner, Marks'tan hareketle diyor ki, "insanlar yaşadıkları gibi düşünürler". Tamam. Ama bunu öncellikle kemalist kadroların görmesi gerekmez miydi? Bir toprak reformu bile yapamamış burjuva demokratik devrim ( ya da adına her ne diyeceksek) olabilir mi? Böyle bir devrim yapılmışsa da, yaşayabilir miydi? Bakınız devrimler, her şeyden önce, geniş ve kökten kaynak ve servet dağıtımı işlevini yerine getirirler. Maddi ve manevi kaynak ve araçları bir taraflardan alıp öbür taraflara dağıtırlar. Şimdi siz bir yerde varolan feodal ilişkileri tasfiye etmiyeceksiniz; tersine, o yapının önde gelen figürlerine siyasal ayrıcalıklar tanıyacaksınız, sonra da o bölgede feodal koşullar altında yaşayan insanların sizden yana olmasını bekleyeceksiniz... Sadece işlerine yaradığı sürece, o mütegallibe sizden yana olur. Ya da öyle görünür. Bugün mağduru olduğumuz kürtçü ve islamcı eğilimlerin kaynağında, bu "zûlf-î yare" dokunmama terchinin çok büyük rolü olmuştur. Özetle, bir şey vermezsen, niye senden yana olsunlar ki? Oysa, orada bugün yaşayan bir köylü "bak şu 10 dönüm toprak Cumhuriyet'in yadigârı" diyebilseydi durum muhtemelen farklı olurdu. Cumhuriyetimizin kültür hareketinin 10-12 yıl içinde soluğunun tükenmesi de, onun bir devrimin başlıca enerji kaynağı olan radikalizmden (ya da isterseniz süreklilikten) kaçınmış olmasında aranmalıdır. Tabii ki yapılanları da küçümsemiyorum. Ama daha üzerinden 30 yıl bile geçmeden, bir toprak ağasının başbakan olduğu bir Cumhuriyet kendisini sorgulamak zorunda değil midir? Mesele yukarıdan aşağıyalık meselesi de değil. Rus Devrimi de yukarıdan aşağıyadır.Esasen sıfatı cumhuriyetçi, sosyalist, islamcı ne olursa olsun, jakoben olmayan bir devrimci kalkışma yoktur. Mesele, izlenen program, yapılan tercihler, yöntem ve kullanılan araçlar meselesidir. Devrim yapmış toplumlar çok sıhhatli bir karakter arzederler. Bir dinamizm kazanırlar. Mobilasyon seviyesi yükselir. Bu toplumlarda, esnek, adaptasyon potansiyeli yüksek bir hareketlilik gözlemlenir. Örnekse, şu son 20 yılda Rusya ve Çin'in kendi içlerinde yaşadıkları dinamizme bakınız. Bir karşı örnek içinse, Hindistan'a bakınız. Hâlâ kast sistemi içinde,bir adım ileri iki adım geri... Bizim Kemalist hareket iki arada bir derede kaldı. Oysa, tarihin tereddütlere tahammülü yoktur. Başladın mı sürdüreceksin. Yoksa...

yakup cemil
18/10/2009 04:49

Aslinda Kürtlerin Aga ve Seyh düskünlügü mecburiyettendir.O bölgede ya Aga yada Seyh olacaksin yada bunlardan birine mensup.Baska türlü birseyler yapmak,yol almak mümkün degil.Agasi ve Seyhi olmayanlar,yani bir cesit "özgür"olanlar careyi oralardan uzaklasmakta buluyor.Isterse bu Ülke,de "Bakanlik"yapsin.Yasamak isteyen!sirtini kuvvetli gördükleri yerlere dayamak ihtiyaci hissediyorlar.Benim akrabamin ,ki kendisi Karadeniz,li iki damadida Kürt,ama "özgür"Kürtlerden.Onlarin anlattiklarindan biliyorum.Akraba evliligi mirasin dagilmamasi ve güc birligi icin.Oralara "oxfort"da yapilsa birsey degismezmis...Ve daga gönderilenler fakir,gönderenler güc pesinde olanlarmis...

sinanhincal
18/10/2009 04:13

ellerine sağlık soner yalçın, rahatlıkla 80 öncesi sosyalist fikir dergilerinden (bunu kesinlikle pejoratif anlamda söylemiyorum) birinde yer alabilecek bir yazıyı 2009 itibariyle hürriyet'in pazar nüshasında yayınlatıyorsun ya, sana helal olsun bu yollar!!!

murat koç
18/10/2009 01:15

Bir küçük ayrıntıyı da ben eklemek istiyorum.Öcalan yine yıllar önce İmralı'dan Kürt Halkı'nın en büyük hatayı Cumhuriyet'in kuruluşunda Modernizmin değil,feodalizmin peşinden sürüklenmesi ile yaptığını belirtmişti.

misket
18/10/2009 00:39

Akraba evliliği genetik,fiziksel,psikolojik bozukluklara neden oluyor.Aslında yasaklanmalı bu durum.Ülkemize yakışmıyor.Kardeş sayılacak insanların evlenmesi ensest değil mi?Kürtlerin davranışları genelde bir tuhaf.Bir ihtiyacında yardım etsen şüpheleniyorlar,başlarına gelen her olumsuz durumun Türklerden kaynaklandığı gibi şizofrenik fikirleri var.Bunu yüzüne karşı söylemiyorlar tabi ama davranışlarından anlıyorsun.Sonra kusura bakmasınlar ama şehirde suyu akan evlerde yaşamalarına rağmen pisler.Kötü olan ne varsa onu gelenek bellemişler kendi kendilerini perişan ettiklerinin farkında değiller.Hiç kimse işini gücünü bırakıp ta laf anlamayan,garip davranışları olan,saldırgan,güvenilmez tavırlar sergileyen insanlara "evet efendim,sepet efendim" demez.Günümüzde çok yumuşak davranılıyor,belki kendilerine gelirler diye mi bilmiyorum ama şımarmalarından başka sonuç vermedi.Bu ülke sadece onlardan oluşmuyor.Türkiye'nin ekonomisini,sosyal hayatını,imajını bozmaya kimsenin hakkı yok.Bu ülkenin kaynaklarını,enerjisini daha iyi konulara kanalize etmesi lazımken işi gücü bıraktık ailenin psikopat çocuğuyla uğraşıyoruz.Önce aynaya bakmaları lazım.Kusurlarını görüp düzeltmedikleri sürece kimse onlara yardımcı olamaz.

Zakir
18/10/2009 00:30

Sayın yazara, gündeme getirdiği bu konu ve başarılı işleyişi için teşekkür ediyorum. Saptamalar ve değerlendirmeler sorunun yanıtını içinde taşımaktadır. Kırsalın, göçebe tarım toplumunun entellektüel faaliyeti mümkün olmadığı için düşünsel birikim oluşturması mümkün olmaz; entellektüel birikim kent kültürüne özgüdür. Ancak, bu konuda rastladığım çeşitli metinlerde İngilizlerin, Osmanlığıya ve Türkiye Cumhuriyetine karşı kışkırttıkları Kürt kabilelerin ayaklanmalarını, eylemlerini Kürt milliyetçiliği olarak gösterme çabalarını gözlemlemiştim. Sanırım, mektep okumakla ait olduğu topluluğun hakim kabile yaşamını ve kültürünü aşmak pek mümkün olamadığı gibi; maddenin ve olayların sırlarını anlayabilme çabasına yönelik gerçek aydınlanma yerine yazılı metinlerin naklinden ibaret zihinsel süreçlerin sosyalist yaratması da pek mümkün görünmüyor.

chn
18/10/2009 00:24

soner yalçın'ın yazdıklarına bir ek yapmak istiyorum. hatırlarsanız, apo yakalandıktan sonraydı sanırım, yine bir gösteri sırasında, apo'nun kız kardeşi olmaktan başka hiç bir özelliği bulunmayan kadının elini öpmek için tüm dtp'liler sıraya girmişlerdi. bu kafanın ilerici olduğu, devrimci olabileceği çağ ancak yontma taş çağıdır...

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul