HRefigAşkın, namusun ve vatanın isyanı

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek:
Halit Refiğ, bir aşk, namus ve vatan ustası!
Ayaklarını Doğu topraklarına basarak, aşka, namusa ve vatana tecavüz eden Batılı zalimlerin karşısına dikilmiştir

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, kırk yıllık arkadaşı Halit Refiğ ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Perinçek, Silivri Cezaevi’nden gönderdiği açıklamasında Halit Refiğ’i “Bir aşk, namus ve vatan ustası, ayaklarını Doğu topraklarına basarak, aşka, namusa ve vatana tecavüz eden Batılı zalimlerin karşısına dikilmiştir” sözleriyle tanımladı. Doğu Perinçek’in geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz sinemanın büyük ustası ve Türkiye’nin sorumlu, öncü aydını Halit Refiğ ile ilgili yazılı açıklamasının tam metnini ekte bilgilerinize sunuyoruz.


AŞKIN, NAMUSUN VE VATANIN İSYANI

• Halit Refiğ’in millî sineması, aşkın, namusun ve vatanın isyanıdır; paranın saltanatına isyan! Bir aşk, namus ve vatan ustası, ayaklarını Doğu topraklarına basarak, aşka, namusa ve vatana tecavüz eden Batı’lı zalimlerin karşısına dikilmiştir.
• Halit Refiğ’in sinemasında ezilenlerin birleşmesi, aşıkların birleşmesidir; namusluların bir olmasıdır; vatanseverlerin cephe tutmasıdır. Siz istediğiniz kadar vurun kahpeye!
• Halit Refiğ, aşk, namus ve vatan ile paylaşma arasındaki bağlantıyı özenle işlemiştir. Toplumsal gerçekçi sineması burada somutlaşır. Aşk, namus ve vatandan yola çıkan büyük yaratıcı, paylaşmacılığa, toplumculuğa ulaşmıştır.


İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bugün (15 Ekim 2009 Perşembe) kamuoyuna gönderdiği yazılı açıklamada Halit Refiğ’i anlattı ve Türk sinemasına katkısını değerlendirdi. Perinçek’in açıklaması şöyle:

O GECE
Elindeki çiçek sepetini Şule’ye verip salonun ortasında durdu. “Ben sinemacıyım” dedi, “önce girdiğim mekâna şöyle bir bakarım.” Ben de, “Güzellik adına mı” dedim, “Bu evde aşkla, severek aldığım bir tek Şule var, geri kalan her şey oradan buradan toplanmıştır.” “Öyle değil” diye cevap verdi, “Her taraf kitap, her taraf resim, bir uyum var. Zaten aslolan bu evde aşkın bulunmasıdır.” Ve devamla: “Hayatımı dolu kılan, aşktır, namustur ve vatandır. Sizlerin de öyle.”
Gülper Refiğ ve Halit Refiğ ile gece yarılarına kadar süren muhabbetimiz böyle başladı. Biraz sonra Zerrin Öztürk ve eşi Şair Hüseyin Haydar da aramıza katıldı.
Aşk, namus, vatan: Bugün küresel kapitalizmin çiğnediği değerler…
Halit Refiğ’in millî sineması, aşkın, namusun ve vatanın isyanıdır; paranın saltanatına isyan!. Evet baştan sona bir isyan sinemasını yansıtır o ürünler. Bir aşk, namus ve vatan ustası, ayaklarını Doğu topraklarına basarak, aşka, namusa ve vatana tecavüz eden Batı’lı zalimlerin karşısına dikilmiştir.

DOĞU’NUN MANİFESTOSU
Halit Refiğ’in Doğululuğunu anlamak, aslında Halit Refiğ’i anlamaktır. Çünkü O, derin birikimiyle çok açık görmüştür ki, aşk, namus ve vatan savaşını ancak Anadolu ve Asya topraklarının derinlerinden kuvvet alarak verebilirdi. Batı emperyalizmi, yalnız bir sömürü, yalnız bir zulüm olayı değildir. Sömürü ve zulüm, Doğu saltanatında da vardı. Ama ilk kez bir sistem, aşkı, namusu ve toprağı çiğnemektedir. İnsanın özü, insanın varlık nedenleri ayaklar altında inlemektedir. Doğu milletleri ezilirken, ezilen aşktır; ezilen namustur ve ezilen, insanı emziren topraktır; üzerinde yaşadığımız doğadır.
Halit Refiğ’in sinemasında ezilenlerin birleşmesi, aşıkların birleşmesidir; namusluların bir olmasıdır; vatanseverlerin cephe tutmasıdır. Siz istediğiniz kadar vurun kahpeye!
Bu bağlamda Halit Refiğ, tıpkı Fransız İhtilali’nin “Liberte, egalite, fraternite” manifestosu gibi, Doğu’nun çağdaş bildirgesini üç sözcükle ilan etmiştir:
“Aşk, namus, vatan!”
Bu, bir yeni uygarlık bildirgesidir.
Paranın esaretine karşı aşkın özgürlüğü!
Paranın zulmüne karşı namusun eğilmezliği!
Gözüdönmüş mal mülk düşkünlüğüne karşı vatana sadakat!
Huntington namındaki Frengistanlının “Medeniyetler çatışması” dediği
Doğu-Batı savaşında, Halit Refiğ cephesini kesin bir duruşla belirleyenlerdendir.
Sinemasındaki esas oğlanlara, vurulduğumuz kızlara bakalım, hep o duruştur:
Parayla değil, aşkla mutluyuz!
Namusumu satın alamazsın, sözüm namusumdur!
Vatan, sizin malınız ve mülkünüz değildir!

AŞKIN, NAMUSUN VE VATANIN İDEOLOJİSİ
Halit Refiğ, bütün bu Doğu değerlerine, ancak toplumculukla, sosyalizmle varılabileceğini saptamıştır. Aşk, namus ve vatandan yola çıkan büyük yaratıcı, paylaşmacılığa ulaşmıştır.
Vatan, namus ve aşk; Halit Refiğ’de bir ideolojidir; Bilimsel Sosyalizmdir. Aziz dostum Tunca Yönder, “O bir düşünce adamıydı” diyor ya, işte bu ideolojik duruşu vurguluyor.
Para peşinde koşanlar, aşkı ne bilir!
Namus, en başta sözünden dönmemektir; insana ve topluma bağlılıktır.
Vatan, onun bunun değildir; hepimizindir. Vatan özelciler tarafından gasp edilemez; ancak paylaşılabilir. Sinemasındaki ağaların, patronların arazisi, arsası, bankası vardır; yoksulların ise vatanı. Ve emekçiler, paylaşmaya mecburdurlar. Bizim vatanımız!
Halit Refiğ, aşk, namus ve vatan ile paylaşma arasındaki bağlantıyı özenle işlemiştir. Toplumsal gerçekçi sineması burada somutlaşır.
Evet somutluk, evet önce eylem, önce hayat!
Her eylemde en öndedir; Parti’nin her önemli çıkışında, her tarihî toplantısında, gelir en önde durur. Öncüdür, fedaidir, göğsü siperdir.
O, kitaplardan hayata giden ve bu yüzden her an ipini koparabilecek bir entel değil, hayata ve insana sarılarak, o insan sıcaklığında ideolojiyi keşfeden aydınlarımızdandır. Emperyalizme, kapitalizme karşı sağlam duruşu, kuru bilgiden değil, önce hayattan, daha doğrusu hayattan yola çıkan insan merkezli bilim ve sanattan kaynaklanır.
Halit Refiğ, yüzeysel solculardan, daha doğrusu ipini koparmış anarşistlerden apayrı olarak, devlet kuruculuğu ile uygarlık yaratıcılığı arasındaki bağı saptamıştır.

BÖYLE ÖLÜNÜR ASYA EFSANELERİNDE
Doğa bilimi ne derse desin, uygarlık bilimine göre insan Asyalıdır.
En eski, en köklü insan duruşu, Asya’dadır.
Halit Refiğ, o insanlık ve uygarlık köklerine sarılmıştır.
En son, adına hayasızca “Ergenekon” denen tertibe karşı meydan okuyuşu da, bir Asya kahramanlığıdır; bir Anadolu yiğitliğidir.
“Beni de alın” demiştir, Haber Türk beyaz camından. Duruşunu yüzlerine çarpmıştır.
Ölüme birkaç hafta kala, vücudu eriyen, yüzü süzülen Halit Refiğ, bilinciyle, yüreğiyle dipdiridir. Bağdat’ın halifesine meydan okuyan Azerbaycan dağlarının Babek’i gibidir o an. Benzi soluk görünmesin diye, kesilmiş ellerindeki kanı yüzüne süren gururlu Asya kahramanıdır. O an gözlerinden fışkıran ateşle bir efsane olmuştur. Doğu destanlarında, Şehnamelerde 700 yıl, 500 yıl işte o ateşle yaşanır. Halit Refiğ, o duruşuyla, o bakışıyla binyıllara uçup gitmektedir.

SON BAKIŞ
Halit Refiğ, bu dünyayı bırakıp giderken, efsanesiz kalan Batı’ya, efsanelerin yurdu Doğu’dan göz ucuyla, gururla bakmaktadır.
Son bakış diye buna denir. Halit Refiğ sinemasındaki efsane kahramanının son bakışı!
Ve son beyanname:
Aşkıma dokunamazsınız, beni de alın!
Namusuma el uzatamazsınız, beni de alın!
Vatanımı çiğneyemezsiniz, beni de alın!
Yüzyıl kılıç salladıktan sonra hâlâ bir fili kulağından tutup fırlatan Zaloğlu Rüstemler gibi, Halit Refiğ, o son bakışında yine yorulmayan savaşçıdır.
Yorgun Savaşçı’yı perdeye getirmiştir, kendisi yorulmaz savaşçı olarak savaşa savaşa ölüme gitmiştir. Asya’da böyle ölür efsane kahramanları.

FETHEDİLEMEYEN KALE
Halit Refiğ, bir kaleydi.
Ortaçağ kuyularından ne sinsilikler, ne kahpelikler bulup çıkardılar. Asya’nın savaş kuralı budur, kaleyi ele geçirmek için kahramanını dize getireceksin. O kahramanı yere yıkmak için, ne hileler, ne desiseler sahnelediler; ne oyunlar, ne pusular kurdular. Muaviyeler gibi mızraklarının ucuna Kur’an sayfaları taktılar. Ama karşılarında Hz. Ali’nin ordusu değil, Halit Refiğ vardı.
O’nu pusuya düşüremezlerdi; O’nu teslim alamazlardı.
“Beni de alın” derken, o hilebazlara son kez gururla bakıyor ve “beni fethedemezsiniz” diyordu. Her şeyi yapabilirsiniz, hatta öldürebilirsiniz, ama fethedemezsiniz!
Emperyalizm ve gericilik, Halit Refiğ’i fethedemezdi. Bundan sonra hiç fethedemez!
Çünkü aşkı fethedemezler, namusu fethedemezler, vatanı fethedemezler!

DOĞU’NUN AYAKLANAN GURURU
Halit Refiğ, Batı emperyalizmi karşısında son yıllarda gururu incinen büyük bir milletin gururuydu.
Binlerce yıllık bir gururdur bu.
Halit Refiğ’ler, Doğu âleminin incinen gururunun isyancılarıdırlar.
Silivri duvarlarının önünde, Demirtaş Ceyhun ile birlikte kameraya verdiği son resme uzun uzun bakınız, doya doya bakınız, o gururun ayaklandığını göreceksiniz.
Dağları ateşlerle eriten halka önderlik eden Ergenekon Demircisinin duruşundaki vakarı, gururu göreceksiniz o resimde.
Onların sesleri, o günden beri Silivri duvarlarını zangır zangır sallamaktadır. Öncü aydınların efsanevî gücüdür bu ve sonuna kadar gerçektir.

BENİ DE ALAMADINIZ!
Ben de, Halit Refiğ’in bin yıllar boyunca duvarları sallayacak ve yıkacak sihirli nefesiyle ve onun çok sevdiği ismimi O’nun isminin yanına yazarak, buradan sesleniyorum:
Beni de alın!
Türkçesi şudur:
Beni de alamadınız!
Müjdat Gezen’in diliyle şudur:
“Sıkıysa alın!”
Öncüler ilan etmişlerdir:
Ne aşk, ne namus, ne vatan size teslim olacaktır.
Siz, aşka, namusa ve vatana savaş açtınız; aşkın, namusun ve vatanın ayakları altında kalacaksınız!
Bütün açılımlarınız, sizin kendinize açtığınız mezarlardır!
Kazın mezarlarınızı!
Ve bilin: Bu milletin Halit Refiğ’ler, Demirtaş Ceyhun’lar, Uçkun Geray’lar, Saim Bugay’lar gibi efsaneleri vardır!

15 Ekim 2009

Kaynak : http://www.ip.org.tr/

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul