abdullah gurgun isveclilerin kokeni2

“İsveççe ile Türkçenin Benzerlikleri”

Türkçe ile İsveçce arasındaki benzerlik nedir?

Abdullah Gürgün, Türkçe ile İsveççe arasındaki benzerlikleri ortaya çıkardı. Bununla ilgili bir kitap yazdı. Konuyla ilgili tartışmalar devam ediyor.

Bu söyleşide Gürgün olaya açıklık getiriyor.

- Yaşamınızı on yıllardır İsveç ile Türkiye arasında sürdürüyorsunuz. “Aziz Nesin ve İsveç Serüveni” adlı kitabınız (Berfin Yay., 2009) önemli bir kaynak. “İsveçlilerin Türk Kökenleri Üzerine” (Kaynak Yay., 2011) adlı kitabınızda Divanı Lugat-it Türk’e varıncaya değin çok değerli tarihsel belgelere, giderek söylenbilimsel kaynaklara yer verdiniz; bu kaynakları çözümlediniz. İsveç tarihçiliğinin atası sayılan Prof. Sven Lagerbring’in “İsveççenin Türkçe ile Benzerlikler” (Kaynak Yay., 2008) adlı kitabını, Peter Curman’ın şiirlerini Türkçe’ye kazandırdınız. Sözkonusu yapıtlarınızla belirlediğiniz ekinsel, tarihsel gerçekler, günümüz İsveç ile Türk toplumlarında, her iki toplumun aydınlarında gereken, beklenen karşılığı buluyor mu?

İsveç ve İsveççe ile ilgili olanlar aydınlarda, akademisyen çevrelerde ve o konulara ilgi duyan meraklı çevrelerde karşılık buldu...  “İsveççe ile Türkçenin Benzerlikleri”ile İsveçlilerin Türk Kökenleri kitabı Türkiye basınında da geniş yankı yaptı. Hiç ummadığım bir şekilde, kitaplar Türkçe olmasına karşın İsveç’ten de ses çıktı, bazı İsveçliler konu hakkında bilgi istediler. İsveççe ile Türkçenin Benzerlikleri kitabına özellikle İsveç Türk ilişkilerine ilgi duyan çevrelerden İskandinavya ile ilgilenenlerden, İskandinavya - Türk Dünyası ilişkilerine meraklı kişilerden bir yaklaşım oldu. Ancak bazı çevreler İsveç’in ilk Tarih Profesörü olan, İsveç Tarih Enstitüsünü kurmuş olan Profesör Sven Lagerbring’in böyle bir kitabının ortaya çıkmasından hiç memnun olmadılar. Çok değer verdiğim İsveçli Türkolog Lars Johansson’dan beklemediğim bir tepki aldım. Bir yazı yazarak “Abdullah Gürgün arşivin tozlu raflarından bir kitap çıkarmış ‘sözdebilim, uydurma bilim (pseudoscience, pseudo vetenskap)’ yapıyor” şeklinde bir savda bulundu.

İKİ DİL ARASINDAKİ BAĞ...

Ancak ben bilinmeyen bir kitabı Kraliyet Kütüphanesi’nde bulup çıkarmış ve kitabı çevirmiştim. Bu kitapta anılan bazı kaynaklara da bakarak o kaynaklardan da alıntı yapılan bölümleri Türkçeleştirmiştim. Diyesim, Türkçe ile İsveççenin benzerlikleri üzerine araştırma yapan ben değildim. Prof. Lagerbring idi. Lagerbring ise “İsveç eleştirel tarihinin babası” olarak görülen bir bilim adamı. Ölümünün 300. yılında büyük tantanayla anıldı. Üstelik kitabı Martin Luter gibi “hergün bin Türk öldürmek istiyorum, Tanrım bana güç ver” diyen bir Türk düşmanının etkisindeki Lüteryan bir ülkede, karalanmayı göze alarak yazmıştı. Öte yandan araştırdıkça, Lagerbring’in işaret ettiği kaynaklara daldıkça ben de şaşkınlığa düşecek bağlar bulmaya başladım. Örneğin, Hunların Uppsala’ya dek İsveç’i işgal ettiğini, İsveç’te, İskandinavya’da “Hun”dan, “Atilla”dan türemiş pek çok ad olduğunu biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Hiç beklemediğimiz bilgiler var. Özellikle İskandinav sagaları çok önemli. Bakın “saga” sözcüğü bile Türkçe “sagu”; ölen birinin ardından onun hakkında anlatılanlar. İskandinavya’da örneğin “kral” ve “kahraman” sagaları vardır. Bunlar gerçeklik payları olan destanlar ya da vakayinamelerdir, kronikalardır. Burada, o zamanın dilini ve yaşamını iyi bilme sorunumuz var. Bunlar sözcük sözcük birebir çevirmekten çok, yoruma gereksinme duyduğumuz metinlerdir. Doğru yorumlamak için de o dilleri iyi bilmek gerek. Bir süredir çevirmek istediğim “Edda” var. Hem eski, yeni tüm İsveççe çevirileri edindim hem de anlamaya çalışarak İzlandacasına zaman zaman bakıyorum.  Bunların hepsinden çıkan sonucu kâğıda döküyorum. Zaman alan bir iş... Kısacası, Türk dünyası ile İskandinavya arasında çok önemli ve şaşırtıcı bağlar var. Bunları umarım, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde kitap halinde sunacağız. Şu anda  “soykırım” konulu İsveççe bir kitaba ağırlık verdiğim için o çeviri dinleniyor.

‘ŞİİR ÇEVİRMEK İSTERİM’

- Türk şiiri konusundaki durum nedir?

Şiire meraklı bir belli çevrelerde ilgi gördü, Berfin Bahar dergisi, Cumhuriyet ve Evrensel gazeteleri dışında bildiğim kadarıyla yazan da olmadı. Şiir kitapları Türkiye’de de İsveç’te de satılmıyor. O nedenle yayınevleri yayınlamak istemiyorlar. Nâzım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı Destanı’nı Lütfi Özkök yıllar öncesinden çevirmeye çalışıyordu. Ama sonuca ulaşamadı. Fazıl Hüsnü Dağlarca Nobel alması gereken bir ozanımız. Ama çevrilemedi ki. Türkçesini okuyacak Akademi üyesi de yok. Şiiri yayınlamak istemiyorlar ki. Bizimkiler İsveççe şiirleri yayınlamak istemiyor, İsveçliler Türkçe şiirleri yayınlamıyor. Oysa her iki ülkenin ne usta ozanları ne güzel şiirleri var. Bunları iki dost halkın paylaşması ne güzel olur. Bir ara değerli ozanımız Cengiz Bektaş’ın şiirlerinden bir demet sevgi şiirlerini kitaplaştırmayı düşündük. Sağ olsun bende olmayan kitaplarını da gönderdi. Ama kimse ilgilenmedi... Son yıllarda üst üste ödüller alan değerli ozanımız Hüseyin Haydar’ı da çevirmeyi yürekten isterim... Bizde şair çok... İsveççe dilinde de bizim seveceğimiz şair çok. Aslında Aydınlık’ta da Cumhuriyet’te yıllardır var olan Cevat Çapan’ın Şiir Atlası gibi bir sayfa gerekli.  İsveççe -Türkçe arasında çeviri yapacak, iki dili iyi bilen kuşaklar da yetişiyor. Aziz Nesin ve İsveç Serüveni belgesel bir anı kitabı. Daha çok Nesin sevdalıları ilgi gösterdi.

Günay GÜNER - 14 Ocak 2015 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul