tarik konal225

Doğru, yalın ve öz Türkçe anlatım için… (1)

“Düşüncelerimizi, duygularımızı belirten imlere, geniş anlamıyla “dil” denir.

Dil, toplu yaşamanın doğurduğu en önemli olgu, yaşamın gerektirdiği en yararlı araçtır. Öğretim ile öğrenimin anahtarı, bilgi biriktirme ile aktarmanın biricik sağlayıcısı, dil değil mi? Dil olmasaydı, uygarlık olur muydu?

Bu denli önemli olan bir değerin görevini gereği gibi yapabilmesi, bir düzen içinde işlemesine bağlıdır. Bu düzenin adı “dil kuralları”dır.

Bu kurallar, öğretim kurumlarında öğretilir. Ancak düzenli, anlaşılır biçimde konuşabilmek, yazabilmek için bu kuralları öğrenmiş olmak yetmez. Bu bilgilere işlerlik kazandırılması da gerekir…”

Böyle demişti, güzel dilimiz Türkçemizin, yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulma savaşımının unutulmaz savaşçılarından biri olan Ömer Asım Aksoy.

Ben, bilge önder ATATÜRK’ün Dil Devrimini yürekten benimsemiş bir öz Türkçe tutkunuyum. Dil kuralları konusundaki bilgilerime işlerlik kazandırmak ereğiyle yeni bir uğraş edindim. Günlük gazeteleri okuyor, yazım ile anlatım yanlışlarını belirliyorum.

Doğrularını buluyor; yazıyor, yazarına ya da o gazetenin yazı işlerine gönderiyorum.

Çoğu kez teşekkür ediliyor bana.

Bir ara, bu uğraşımı abarttım.

Beğendiğim yazarların okuncalarını (kitaplarını) okurken de yanlışları belirlemeye başladım. Bir örnek vermek gerekirse; geçen günlerde Cumhuriyet’teki içerikli yazılarından tanıdığım Saygın Prof. Selçuk Erez’in “Dünyanın Sonu Gelmeyecek” adlı okuncasını eleştirel bir gözle okudum.

Bu okuncada “dükkân” sözcüğü 196 kez, “rüzgâr” sözcüğü 6 kez, “hâkim” sözcüğü 10 kez, “hikâye” sözcüğü 16 kez, “hâlâ” sözcüğü 5 kez yanlış biçimde yazılmıştı. Bileşik yazılması gereken “cezaevi”, “kesekâğıdı” sözcükler ayrı, ayrı yazılması gereken “herhangi biri”, “güler yüz”, “vaat etmek” gibi sözcükler ise bileşik olarak yazılmıştı. (Sözcüklerin doğru yazımları kalın yazaçla yazılanlardır.)

Bir başka yazım yanlışı da “kişi adılı” olan “o”lara ilişkindi. Kişi adılı olan “o”lar, büyük yazaçla (harfle) yazılmadığı gibi, ekleri de kesme imiyle (‘) ayrılmaz.

Her kimden söz edersek edelim -tümce başı değilse- “O’nu” “O’na” biçiminde yazamayız. Tümce başıysa ‘Onu’, tümce içindeyse ‘onu’ biçiminde yazmalıyız.

Sık rastlanan bir yanlışa, “de”-“da”ların yazımına da değinmeliyim.

“Bugün başlayacak olan turnuvada, ünlü oyucular arasında Çenet ile Taşdemir de var” tümcesinde, iki farklı “de”-“da” bulunuyor.

Bu tümcede kullanılan “turnuvada” sözcüğündeki “da” ektir, sözcüğe eklenir. Bir şeyin içinde, üzerinde anlamındadır. Tümcedeki öteki “de” ise “bile” anlamına gelen bağlaç olan “de”dir, (ilgeç olan de gibi) sözcükten ayrı yazılır. “…Taşdemir de var.”, “Taşdemir bile var” anlamındadır.

Bir tümcedeki “de”-“da”nın bağlaç mı, ek mi olduğu nasıl ayırt edilir?

Ek olan “de”-“da” tümceden çıkarılamaz. Çıkarılırsa, tümcenin dengesi bozulur.

Oysa bağlaç (ya da ilgeç) olan, bu nedenle sözcükten ayrı yazılan “de”-“da” tümceden çıkarılırsa -tümcede bir anlam boşluğu oluşsa bile- sözdizimi bozulmaz.

Bir başka önemli konu ise, güzel dilimiz Türkçemizde bulunan öz Türkçe sözcüklerin kullanılmasının önemine, gereğine ilişkindir.

Okuncada kullanılmış Arapça, Farsça, Fransızca “aforizma, vekâletname, sükûnet, fedakâr, tamahkâr, malum” sözcüklerinin yerine güzel dilimiz Türkçemizdeki “özlüsöz, yetkilendirme belgesi, dinginlik, özverili, açgözlü, bilinen” gibi öz Türkçe sözcükleri kullanmak gerekirdi, diye düşündüm.

Anadilini seven, Türkçeyi yürekten benimseyen bir dilsever, dilimize izinsiz girmiş yabancı sözcüklere öz Türkçe karşılıklar arar, bulur. “Tonmayster” yerine “ses yönetmeni”; “tsunami” yerine “deprem dalgası”; “üslup” yerine “biçem”; “ütopik” yerine “düşsel”; “misyon” yerine “özgörev”; “amortisman” yerine “aşınmalık” sözcüklerini kullanır.

Yabancı kökenli “antifiriz, duayen, hemfikir, kadirşinas, huzur” gibi sözcükler yerine, bunların öz Türkçeleri olan “donmaönler, deneyimli, düşündeş, değerbilir, erinç” sözcüklerini kullanmak yaraşır bize.

Erinç içinde olmanızı dilerim.

Tarık KONAL - 20 Eylül 2012    

Son Yazılar

Sunny

36°C

Istanbul