cozum_birlikte_israr225

Kürtçe Üzerine Bir Deneme!

Çok masum, insani bir talep gibi takdim edilen 'ana dilde eğitim' aslında Türk Devleti'ni bölmeyi amaçlayan sinsi bir tuzaktır.

AB dayatmaları ile Kürtçe yayınlar serbest bırakıldı, TRT 6 kuruldu, cayır cayır yayın yapıyor, izleyen yok. Büyük patırtılarla Kürtçe kursları açıldı, devam eden yok. Kürt vatandaşlarımızın Türkçe ile bir sorunları yok aslında; dayatma dışarıdan, bir dil ve bu dili konuşan bir ulus yaratma çabası ABD güdümlü Türk-Kürt politikacılarının hedefidir. Tunceli Üniversitesi'nde 2009- 2010 öğretim yılında Kurmançca ve Zazaca dillerini seçmeli ders olarak müfredata dahil edildiğinde, birinci yıl öğrencilerin yüzde 37'si Kurmançca, yüzde 34'ü Zazaca, ikinci yıl yüzde 12 Kurmançca, yüzde 7 Zazaca ders aldı. Üçüncü yıl ise bir tek öğrenci dahi kayıt yaptırmadı.

Adam kayıt yaptırıp ne öğrenecek? Diyelim ki öğrendi, bu dillerle ne okuyacak? Kürtçe ile yazılmış kaç tane edebi, ilmi, sosyolojik içerikli yapıt vardır? Yoktur, literatüre girmiş Kürtçe yapıt sayısı yok denecek kadar azdır. Çünkü; Kürtçe vernaküler bir dildir. Sözcük dağarcığı kısıtlı, günlük yaşamda doğal ihtiyaçları karşılama amacını taşıyan basit bir konuşma dilidir. Bu dille bilim, san'at ve edebiyat yapılamaz. Grameri, sentax bilgisi yoktur. Kah Türkçenin, kah Osmanlıcanın, kah Farsçanın dilbilgisi kaidelerini kullanan aşırma bir yapı ile evrensel bir dil oluşturulmaya çalışılıyor. Ama bütün bu gayretler boşadır. Kürtçe olduğu sanılan kelimelerin çoğu başka dillere aittir. Bu konuda yapılmış çok sayıda araştırma aynı sonuca ulaşmıştır.

Ahmet Buran, Yusuf Ziyaeddin'in Kürtçe-Türkçe sözlüğünde yer alan 5900 kelimenin %22 'sinin Farsça, %20'sinin Arapça ,% 17'sinin Türkçe, %8'inin özel isim ve %33 'ünün de Süryanice , Rumca, Ermenice, İtalyanca, Rusça, Yunanca , Fransızca vb. kökenli olduklarını saptamıştır.

Rus Kürdolog Minorsky "...Ben Kürtçe yolunda bir ömür harcadım. Yıllardır bu dili araştırıyorum. Ancak eldeki bütün kelimeler Türkçe, Farsça, Ermenice, Süryanice, Rumca vb. dillerden alınma veya bozma çıktı. Menşeini tespit edemediğim 164 kelime kaldı. Bunların da menşeini bulmak mümkün ..." şeklindeki sözleri ile yaşadığı hayal kırıklığını ifade eder. Rus Konsolos Aleksandre Jaba'nın öncülüğünde hazırlanan sözlükte yer alan sekiz binden fazla sözcüğün sadece 300 tanesinin Kürtçe (!) olduğu tespit edilmiştir. Her dilden biraz kelime , biraz dilbilgisi kuralı aşırılarak yamalı bohçaya döndürülmüş, karmakarışık , alfabesiz, gramersiz bir dilin yazı dili de eğitim dili de olabilmesi mümkün değildir

Dr.Şükrü SEKBAN, Fransızca olarak kaleme aldığı ve Paris'te 1933 yılında yayımladığı 'Kürt Sorunu' adlı eserinde bu konuyu uzun uzun irdelemiş. Bir fikir vermesi bakımından 24.sayfadan kısa bir alıntı, şöyle diyor Sekban:

"...Mütarekeden beri (1923 Lozan Anlaşması) Irak Süleymaniye'de, sekiz seneden beri de bu ülkedeki Kürtçe konuşan sancaklarda tedrisat dili Kürtçedir. Bu öğretim ve eğitimden elde edilen sonuç ise kati bir hiç mesabesindedir (derecesindedir). Okul öğretmenlerinin mükemmel , okul kitaplarının kusursuz , öğretim kadrosunun takdir şevki ile desteklenen hükümet hüsnüniyetinin de tam olduğunu farz edelim. İyi ama, bu okullardan mezun olanlar ,okul tedrisi bitince ne okuyacaklar? Hiç!!! "

Aslında Kürtlerin ana dillerini okuyup yazmalarında bence bir sakınca yok. Ancak; onların isteği T.C Devleti'nde iki resmi dil ve iki ayrı ulus. Çok masum, insani gibi gösterilen bu talep, devleti bölmeyi amaçlayan bir tuzaktır. Kuzey Irak'da bölgesel Kürt yönetimi diye anılsa da bir Kürt devletciği fiilen kurulmuş durumda. Bu devletciğin resmi yazışmalarda hangi dilleri kullandığını biliyor musunuz? Ben söyleyeyim: İngilizce ya da Arapça. Neden Kürtçe değil? Eğer Kürtler ana dil konusunda masum ve samimi iseler, bunu önce Kuzey Irak'da KÜRTÇE okuyup yazarak göstersinler.

Kürtçe, yöresel topluluklar arasında günlük ihtiyaçları karşılamak için kullanılmış, sayısız ağızları olan bir konuşma (vernaküler) dilidir. Sadece Kırmançi ve Zazaca içinde bile sayısız ağız kullanılır ki hepsi bu kadar değildir. Bizim sorduğumuz, soruşturduğumuz bu dilin yazılı kaynaklarıdır. Nerededir bu metinler, bunca yüz yıldır hangi izbe köşelere gizlenmişlerdir?

Bu noktada geliniz Mehlika Aktok Kaşgarlı'nın bu konuda söylediklerine kulak verelim: "...Batı literatürüne göre, Kırmanci ağızlarının yazılı metinleri vardır. Ancak Türkiye'de mukim Kırmanci şivelerini konuşanlar böyle yazılı metinlerin varlığını bilmemektedir. Aslında yazılı Kırmanci, 19 yüzyılda kaleme alınmış prefabrik bir lehçedir. Kırmanci ağızları konuşan Kuzey Kürtleri bu prefabrik dili -sun'i bir dil olduğu için- anlamazlar. Yazılı Kırmanci uyduruk bir dildir. Bu itibarla Kırmanci ağızlarını konuşanlar bu yapay yazılı dili aynı yörede yaşasalar bile anlamazlar, benimsemezler. Çünkü dil yaşayan, kendine özgü hususlarla gelişen veya kaybolan canlı bir varlık gibidir. Bu itibarla kendi niteliklerini kendi kendine tayin eder..."

Sırası gelmişken, son olarak çok önemli bir konuyu daha dile getirmekte yarar var. Sayın Mehlika Aktok Kaşgarlı diyor ki," Bugün tarih sahnesinde yer alan, kimliğini, kişiliğini kesin olarak ifade eden Fransa, Almanya, Türkiye vb. gibi uluslar kişiliklerini erken Ortaçağ'da kazanmışlardır (IV ?X yüzyıl).Ve de o zamanlardan beri yeryüzünün bu coğrafyalarında yaşayanlara, bütün dünya Fransız, Alman ya da Türk demiştir..."

Kürt dilinin yaşadığı, yapıtlar verdiği, sanatçılar, edebiyatçılar yetiştirdiği ,sınırları belli bir coğrafya hiçbir zaman olmamıştır. Kürt Aydınları, edindikleri entelektüel sıfatları Türkçe okuyup yazmalarına borçludurlar. Bunu niçin Kürtçe ile yapmamışlardır?

Şaman TÜRKSOY - 03 Şubat 2013
http://www.bakiselamlar.com/knb/

Son Yazılar

Partly cloudy

12°C

Istanbul