mustafa kemal ataturk1 1

Atatürk’ün gençliğe kinayesi!

Kinaye, bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, hem gerçek hem de mecaz anlamını düşündürecek biçimde kullanılmasına denir.

Atatürk’ün gençliğe hitabesi belki de baştan sona çok önemli bir kinayedir.

Belki;

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet’ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir” derken o, gençliğin bunu yapmayacağını aslen bilmekte, birinci vazifesinin bağımsızlığı hızla gözden çıkarmak olacağını öngörmektedir.

Belki;

 “Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir” derken yeni nesillerin bu hazineyi har vurup harman savuracağını hesaplamıştır. 

Belki;

 “İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır” diyerek düşmanın tarifini baştan yapar. Kötü kalplilerden, vicdansızlardan bahseder. Barışçıl politikaların uğrayacağı suikastların adresini ta o zamandan verir. 

Belki;

“Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen” derken, düşeceksin, 

“Vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!” derken maalesef düşüneceksin demektedir.

Belki;

 “Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir” derken, aslında olacak der. 

Belki;

“Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler” derken, aslında  bulunacaklar der.

Belki;

 “Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir” derken yüzyıl sonra olacakları o zamandan bilmektedir. Çünkü kurulan yeni düzenin zaaflarına vâkıftır. Yeni kurulmuş cumhuriyetin eksikliklerini, hatalarını, çıkmazlarını görecek kadar zekidir. İnsanların bu yüzden düşecekleri tuzakları öngörebilecek kadar deneyimli. 

O yüzden belki de Gençliğe Hitabe, yeni nesillere bir sesleniş değil, baştan sona bir kinayedir. Olabileceklerden bahseder gibi yapıp aslen olacakları listelemektedir.

Belki;

Yeni nesillerin bunun bir kinaye olduğunu anlayacaklarını ve cumhuriyeti korumak için ne yapabileceklerini kavrayacaklarını hesap eder.

Ve belki de bir tek şeyi hesap etmez;

Yeni nesillerin bu metni harfi harfine anlamadan ezberleyeceklerini ve o hitabede deşifre edilen tüm tuzaklara bir bir düşerek, kendileriyle birlikte yüz yıl içinde Cumhuriyeti de yerlere düşüreceklerini...

Bu hitabenin bir kinaye olduğunun en güçlü anahtarı son paragraftadır. 

 “Ey Türk istikbalinin evlâdı! 

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!” derken...

Herkesten iyi bilir, Anadolu’da halkın damarlarında asil değil, karmakarışık ve muhteşem melez bir kan dolaştığını...

Ve bu melezliğin o halkı içeriden ve dışarıdan gelecek olan bölücü saldırılara karşı nasıl da kolayca güçsüz kılacağını...

...

Nihayetinde bu hitabeyi yüzyıl içinde hiçbir dönem bir de böyle okumayı yeğlemeyen nesillerin geldiği şu noktada...

Bugün 2023 rövanşına hazırlanan Cumhuriyet düşmanı iktidardan korka korka yaşayan ve 19 Mayıs’ta pencerelerden bağıra bağıra “Korkma” diye başlayan bir milli marşı söyleyenler, kinayelere dair hâlâ hiçbir şey düşünmemekteler. 

Sanki...

Mine SÖĞÜT - 20 Mayıs 2020

Son Yazılar