mustafa kemal ve canakkale savasi1 1

Çanakkale Savaşı’nda Atatürk’e yönelik uydurmalar… (2)

“Balkan Faciası” üzerine içine düşülen durum, halkı da bir arayışa sürükler.

“Bir kahraman çıksın, bizi kurtarsın” denmeye başlanır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti”[1] der. Böyle olduğu için ordu ve millet, kaybedilecek olanın sadece savaş değil vatan da olduğunu bilirler. Çanakkale geçildiğinde başkent İstanbul işgal edilecektir, belki de devlet yıkılacaktır. Bundan dolayı bu savaşı varlık-yokluk savaşı gören ordu, bu savaş bütün fedakarlığını gösterir.

Günümüzde işte bu fedakarlıkta Atatürk’ün rolü görmezden gelinir veya önemsiz gösterilir. Bu iddiaların önemli yanı emperyalizm ve içimizdeki uzantılarınca üniter, laik yapımızın ortadan kaldırılmak istenmesinde Atatürk’ün direnç noktası olmasıdır. Bu direncin aşılması için iftiralar, uydurmalar devreye sokulmuştur. Çanakkale Savaşı’nda Atatürk’e yönelik uydurmalarda iki kesim var. İlki Türkiye’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden rahatsız olanlar. İkinci kesim kendilerini millet değil ümmet olarak görenler. Bu uydurmalardan kafa karıştıranlarını ve yanıtlarımızı gösterelim:

1. 250 bin kişi zayiat verildikten sonra İstanbul yine işgal edildi. Dolayısıyla böyle zafer olmaz.[2]

Bu, sonuçtan hareket eden bir anlayış. İstanbul’un işgali Çanakkale Savaşı’ndan sonra olmuş gibi iddia ediliyor ama İstanbul’un işgal tarihi 16 Mart 1920. 1915’ten 1920’ye 5 yıl var. 5 yıl içindeki olayları, savaşları, dolayısıyla padişah ve İstanbul Hükümetlerinin teslimiyetçi tutumunu irdelemiyor. Çünkü dert Atatürk.

İstanbul işgal edildiyse bu Çanakkale Savaşı kazanıldı diye değil, Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla teslimiyetçi tutumu benimseyen padişah ve İstanbul Hükümetleri nedeniyledir.

BULUTLAR, EVLİYALAR NEDEN 250 BİN ZAYİAT VERİLMESİNİ İZLEDİ?

2. Düşman askerleri asıl Türk askerlerinin arasındaki ak sakallı, cübbeli, yeşil sarıklılardan korkuyormuş. Bir bulut gelmiş, düşmanı almış götürmüş.

Soralım:

Çanakkale Zaferi bulutlar, cübbeliler sayesinde kazanıldıysa neden 250 bin zayiat verildi?

Neden 500.000 asker savaşmak zorunda kaldı?

Bu bulutlar, yeşil sarıklılar diğer savaşlarda, toprak kayıplarında neredeydiler?

Verecekleri yanıt olmayanlar Atatürk’ün rolünü görmezden gelmek için dini noktalardan gerekçeler buluyorlar ki diyecek bir söz bulunmasın.

3. Mustafa Kemal Paşa Çanakkale’de komutan değil, karargâh subayıydı.[3]

Oysaki Atatürk sadece 31 Mart Vakasında ve Balkan Savaşı’nda karargâh subaylığı yapmıştır. Sonrası cephede önlerde savaşmıştır. 25 Nisan 1915 tarihli düşman çıkarmasını anlatarak bunu açıklayalım.

Gelibolu Yarımadası’ndaki topçu bataryalarını susturmak ve müttefik donanmasının Marmara Denizi’ne geçmesini sağlamak için 25 Nisan’da Gelibolu yarımadasına asker çıkarılıyor. O sırada Yarbay olan Atatürk, Arıburnu’na çıkan düşman karşısında kolordu komutanına savunma değil taarruz önerir. Kolordu komutanı ise karar veremez ve ordu komutanına danışmak üzere Saros Bölgesi’ne gider. Gidiş geliş 2 saatten fazla sürecek ve sürede düşman belki de daha sonra durdurulamayacak kadar ilerleyeceğinden Atatürk “itaatsizlik” gerekçesiyle idama kadar gidebilecek cezayı göze alarak inisiyatif üstlenir ve ordu ve kolordu komutanlarından haber gelmesini beklemeden taarruz eder. Düşmanı püskürtür ve kıyıda hapseder.

mustafa kemal ve canakkale savasi3

“KENDİLİĞİNDEN PEK TAKDİRE ŞAYAN BİR KARAR VEREREK…”

Çanakkale Savaşı komutanlarından Ali İhsan Sabis Paşa 5. Ordu Komutanı Liman Von Sanders’in Gelibolu yarımadasına düşmanın asker çıkarması ihtimalini zayıf ve düşmanın esasen Bozcaada karşısındaki sahillere çıkarma yapacağı tahmininden dolayı Gelibolu yarımadasındaki kuvvetlerin büyük bir kısmını Anadolu tarafına nakletmek istediğini belirtir. Bunun, “bereket versin ki” diyerek

Mustafa Kemal Paşa tarafından önlendiğini şu sözlerle anlatır:

“19uncu fırka (tümen) kumandanı olan Mustafa Kemal, kendi fırkasıyla Anadolu'ya geçmek emrini almış iken, düşman o esnada Arıburnu’na asker ihracına başladığından 19uncu fırka kumandanı kendiliğinden pek takdire şayan bir karar vererek bu tehlikeli düşmana dönmüş, karşıya geçmek hakkındaki ordu emrini, yani Liman Paşanın emrini yapmamış; bu suretle mağrur Alman Generalinin hatasının önü alınmış ve Çanakkale müdafaası harikası vücuda gelmiştir. Eğer Gelibolu yarımadasındaki kuvvetler evvelce Anadolu'ya geçirilmemiş olsaydı düşmanın Arıburnu'nda tutunmasına bile imkan kalmaz ve ilk günü hepsi denize dökülürdü.” [4]

7 Ağustos Arıburnu’na yapılan düşman saldırısını da sorumluluk alanı dışında olmasına ve kendi bölgesine de saldırı yapılmasına rağmen her iki bölgeyi de savunur. Conkbayırı’nın ele geçirilmesini önler.

Birkaç aydır kıyıya hapsolan düşman, kuvvetlerini takviye ederek 6 Ağustos günü, Arıburnu’na tekrar saldırır. Atatürk ve emrindeki kuvvetler bu saldırıyı da püskürtecektir.

9 Ağustos’ta da Birinci Anafartalar Zaferi’ni kazanan Atatürk, düşmanın Conkbayırı’na taarruz edeceğini hesaplayarak onlardan önce taarruz etmeyi düşünür ama emrindeki komutanlar bu kararı doğru bulmaz ve yeni bir taarruzun çok kayıplara neden olacağını belirtirler.

Atatürk, bu uyarıları önemli bulduğunu, ancak taarruzu gerekli gördüğünü şöyle açıklamıştır:

“Söylenenler gerçekten durumu ve kıtaların halini olduğu gibi tasvir ediyordu. Fakat bu değerlendirmeyi kararımı değiştirecek nitelikte bulmadım. Çünkü ben düşmanı şiddetli ve ani bir baskın ile mağlup edebileceğimize kanaat hâsıl etmiştim. Bunun için çok kuvvetten ziyade, çok dikkatli ve fedakârane bir sevk ve idarenin maksadı temin edeceğine hükmetmiştim.” [5]

10 Ağustos günü, düşmanı uykuda yakalar ve düzeni bozulan düşman kaçar. İşte bu esnada Atatürk sağ göğsünden bir şarapnel parçası ile yaralanır; fakat cep saati sayesinde kurtulur.

mustafa kemal ve canakkale savasi4

“BEN SİZE ÖLMEYİ EMREDİYORUM”

Bir başka muhabere de 21 Ağustosta olur. Düşmanın 70 bin kişilik kuvvetine karşılık kendi kuvveti 18 bin kişidir. Gerideki tümenin cepheye yetişmesini bekleyecek olsa düşman cepheyi yararak ilerleyişini sürdürebilecektir. Bir kez daha inisiyatif alır. Tümenin gelişini beklemeden kadar düşmanı oyalamayı tercih ederek savaşmaya karar verir. Kritik cümlesini burada söyler:

mustafa kemal ve canakkale savasi5

“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!

Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir!”

Ölmeyi emreden ve ölüme sorgusuz giden bir irade İkinci Anafartalar Zaferi’ni kazanmıştır.

4. “İsraf derecesinde asker kullanmış.” [6]

Bunun yanıtını savaşa katılmış ve bunu 1915’te yazmış bir subaydan alalım:

“Türk askerini, yalnız bu komutan, hiçbir vakit lüzumsuz yere harcamıyor. Gerek subaylar, gerek erler Arıburnu siperlerinden söz ederken Mustafa Kemal’in adını hürmetle anıyorlar.” [7]

mustafa kemal ve canakkale savasi2

5. “Yarbay Mustafa’nın Çanakkale Zaferiyle uzak, yakın bir ilgisi yoktur. Zafer Alman General Liman von Sanders’e aittir.” [8]

Yukarıda Atatürk’ün hangi inisiyatifleri aldığını gösterdik. Ordu komutanı Liman Von Sanders’in Gelibolu’ya naklini, durumu Atatürk’ün kurtardığı komutan anlatımıyla ortadadır. Buna rağmen ordu komutanı ve diğer bazı komutanlar Alman diye zaferi Almanlara hediye etmek Atatürk ve Türk milletine haksızlıktır.

6. “Birlikleri ile cepheden geri kaçmış, Esat Paşa ‘ölmek var dönmek yok’ emriyle ileri göndermiş.”

Bu iddia özellikle “DERİN TARİH” dergisi çevresine aittir. Atatürk’ün de komutanı olan Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın anılarına dayandırılıyor ama Esat Paşa’nın anıları Harp Tarihi kaynaklarıyla, başka anlatımlarla desteklenmiyor.

Oysa Atatürk’ün Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın günlüklerinde, Çanakkale komutanlarından Fahrettin Altay’ın kitabında bunlar yazmıyor.

Atatürk, Esat Paşa diyaloğunu şöyle anlatmıştır:

“Durum anlaşıldıktan sonra Kolordu Komutanı (Esat Paşa) kararımı sordular. Bütün kuvvetlerimle düşmana taarruza devam edeceğimi arz ettim. Kabul ettiler ve derhal yanından ayrıldım.” [9]

Görüldüğü gibi Esat Paşa, Atatürk’ün kararını onaylamıştır.

Birlikleri Atatürk’ün emrine verilmiş 5. Tümen Komutanı Albay Kannengiesser, düşmanın bir taarruzu karşısında geri çekilmeyi önerse de Atatürk kabul etmez ve “bu tavsiyenizi kesinlikle bir daha tekrar etmemenizi rica ederim.” [10] der.

Bu mudur geri çekilmek?

mustafa kemal ve canakkale savasi1

7. “Mustafa Kemal kara harplerinde geri planda vazife yaptı. Mustafa Kemal, Çanakkale’de 1887 subaydan sadece birisidir.”

Bunun yanıtı da ordu komutanı Sanders’in 10 Ağustos günü İstanbul’a gönderdiği raporla verelim:

“Bu sabah Conkbayırı’nda karşımızda bulunan düşmana tarafımızdan üç alayla taarruz edilerek, düşmana büyük kayıplar verdirilerek ve büyük bir kısmı araziden geri püskürtülmüştür. Bu taarruzu Mustafa Kemal Bey bizzat idare etmiş(tir).” [11]

Dahası 25 Nisanda düşmanın kara saldırısı başladığında yarbay olan Atatürk, 1 ay sonra, 1 Haziranda albaylığa terfi ettirildi, gecikerek de olsa 1916 başlarında tuğgeneralliğe yükseltildi. Anafartalar Grup Komutanlığı verildi. Emrine tümenler verildi. Savaş esnasında Trablusgarp’a ordu komutanlığı ve Irak Ordusu Komutanlığı teklifi yapılır.

Bu mudur cephe gerisinde yer almak?

mustafa kemal canakkale cephesinde

ORDU KOMUTANLIKLARI TEKLİF EDİLEN ATATÜRK MÜ KORKAK!

Kısa zamanda başarı göstermese terfi ettirilir ve emrine tümenler verilmezdi. Atatürk’ün savaştaki rolü 1. Dünya Savaşı sırasında çıkarılan “Harp Mecmuası” adlı dergiye de yansımıştır. Derginin 1915 yılına ait 4. sayısında Atatürk’ün Çanakkale Kireçtepe’de mermi kovanlarından yapılmış bir anıtın önünde çekilmiş fotoğrafı kapaktan verilmiştir. Tasviri Efkâr gazetesinin 29 Ekim 1915 tarihli sayısında Atatürk’ün resminin altında şunlar yazılmıştır:

“Çanakkale kara savaşlarında olağanüstü yararlılıkları görülen ve savunmadaki kudret ve becerisiyle gerçekten şan ve şeref kazanarak Boğazları ve Hilafet makamını kurtaran kumandanlarımızdan yaratılıştan yiğitlik, kahramanlık ve harikalar timsali Albay Mustafa Kemal Beyefendi.” [12]

Çanakkale Savaşı’na katılmış H. Cemal adlı bir subay, 1915 yılında yazdığı “Ulu Cenk” isimli kitabında Atatürk için “Çanakkale’ye bir zafer heykeli dikmek şerefi ile Türkler şeref kazana¬caklarsa o heykelin, Çanakkale’yi kurtaran Mustafa Kemal Bey olması lazımdır. Başkası olamaz. Bu hak kimseye verilemez” [13] demiştir.

“Minber Gazetesi” 19 Kasım 1918’ de şunu yazar:

“İtiraf edelim ki vatanın emsalini yetiştirmekte cömertlik göstermediği birkaç müstesna zekâdan biri, hatta birincisi… Mustafa Kemal Paşa’dır. Milletin ve memleketin en ziyade hayırhah evladından olduğu halde en az takdire mazhar olan yine kendisidir… Anafartalar’ın yegâne müdafii ve İstanbul’un kurtarıcısı münhasıran kendisi olmasına rağmen bu hakikati pek çok zaman ifşa etmedi. Ve bu suretle bütün muvaffakiyetin şan ve şerefleri çapulcuların inhisarcı hisselerine kaydedildi… Herhalde istiklal-i vatan Mustafa Kemal Paşa’dan büyük hizmetler beklemekte haklıdır.” [14]

Atatürk’ün 1916’nın Ocak’ında 16. Kolordu Komutanı olarak Edirne’ye girişini Orgeneral İzzettin Çalışlar “Şehir saray gibi donanmış, peş peşe zafer takları yapılmıştı. ‘Yaşasın Arıburnu ve Anafartalar Kahraman Mustafa Kemal Bey’ yazılı levhalar asılmıştı... Edirne eşrafı, vilayet erkânı, konsoloslar hep oradaydılar.” [15] diye anlatır.

“İSTANBUL’U VE HER ŞEYİ KURTARMIŞ BİR KOMUTANIMIZSINIZ”

Padişah 2. Abdülhamit “Bu büyük zaferi, Mustafa Ke¬mal Bey adında bir miralay (albay) kazanmış. Allah, devletime hizmeti geçenlerden razı olsun” [16] diye belirtmiştir.

Veliaht Vahidettin, 15 Aralık 1917’de Almanya seyahatinde kendisine refakat Atatürk’e “Arıburnu’nda ve Anafartalar’da yaptığınız bütün icraat ve kazandığınız muvaffakiyetler tamamen malûmumdur. İstanbul’u ve her şeyi kurtarmış bir komutanımızsınız, beraber seyahat etmekte olduğum için çok memnunum ve bundan şeref duyuyorum” [17] demiştir.

Albayrak gazetesi, 14 Temmuz 1919’da şunu yazmıştır:

“Anafartalar’da, milli şerefi, tarihin bugünkü nesilden beklemekte olduğu mukaddes vazifeyi yükselten ve yücelten bu muhterem komutanı bugün de Milli Mücadele’nin başında görmek mesut bir görüntüdür.” [18]

Çanakkale Seferi’ni planlayan İngiltere Deniz Bakanı Churchill, 1920’de yayımladığı “Dünya Krizi” kitabında Atatürk’ten “İngiliz stratejik planlarını boşa çıkartan”, “Kaderin Adamı” olarak bahseder.[19]

İngiliz harp tarihçisi General C.F. Aspinall-Oglander de şunu yazar:

“Tarihte, bir tümen komutanının üç farklı yerde, vaziyete nüfuz ederek yalnız bir muharebenin gidişine değil, aynı zamanda bir seferin sonucuna ve belki bir milletin kaderine etki yapacak durum yaratanla¬rın bir benzerine nadiren tesadüf edilir.” [20]

Bu belge ve tanıklıklar, Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki rolünü ortaya koymaktadır. Atatürk’ün rolünün önemini göstermek iddia edildiği gibi diğer kahramanlarımızın hakkını yemek değildir. Atatürk’e ve diğer Çanakkale kahramanlarımıza minnetle…

Mustafa SOLAK – 19 Mart 2018

Dipnotlar :

[1] Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, Birikim yayınları, 1981, s.17.

[2] Çetin Altan, Aktüel, Sayı 36, 18 Mart 1992.

[3] Abdurrahman Dilipak, Cumhuriyete Giden Yol, s.21’den aktaran İsmet Görgülü, Kurtarıcının Doğduğu Yer Çanakkale, Türkiye Barolar Birliği Yayınları: 239, Ankara, 2014, s.60.

[4] Ali İhsan Sabis, Harp Hatıralarım Birinci Cihan Harbi, 1.Cilt, Nehir Yayınları, İstanbul, 1990, s.83.

[5] Görgülü, age, s.39.

[6] Kadir Mısıroğlu, Lozan, 1. Cilt., s.158.

[7] H. Cemal, Ulu Cenk, Tercüman yayını, 1982, s.42.

[8] Cemil Koçak, 14 Kasım 2010, Sözcü Gazetesi.

[9] Mustafa Kemal, Arıburnu Muharebeleri Raporu, Yay. Haz.: Uluğ İğdemir, TTK Yayını, Ankara, 1986, s.27.

[10] Age, s.87, 88.

[11] Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, Ağustos 1989, Sayı 88, s.112.

[12] Sadi Borak, Atatürk’ün İstanbul’daki Çalışmaları (1889-16 Mayıs 1919), Kırmızı Beyaz Yayınları, İstanbul, 2004, s.91.

[13] H. Cemal, Ulu Cenk, Tercüman yayını,1982, s.37-43.

[14] Sadi Somuncuoğlu, “Neden Çanakkale Zafer, Balkan Hezimet?”, Yeniçağ Gazetesi, 19 Mart 2011

[15] Görgülü, s.32.

[16] Age, s.113.

[17] Atatürk’ün Anıları, Yay. Haz. İsmet Görgülü, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1997, s.74.

[18] Utkan Kocatürk, Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 1999, s.160.

[19] S. Eriş Ülger, Alman Basınında Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti 1910-1944, TBMM Vakfı Yayını, Ankara, 1995, s.135.

[20] Aspinal-Oglander, Büyük Harbin Tarihi, Çanakkale/ Gelibolu Askeri Harekâtı, C. II, Yay. Haz.: Metin Martı, Arma Yayınları, İstanbul, 2005, s.537’den aktaran Görgülü, Kurtarıcının Doğduğu Yer Çanakkale, s.87.

Son Yazılar

Cloudy

20°C

Istanbul