hanri benazus3 225 

" Niçin Atatürk? ..."

Hepimiz kabul ederiz ki, Atatürk devriminin ölümsüzlüğü kültürel, siyasal, ekonomik bütünlük içinde Türk toplumunun insanca ve çağı aşan bir yaşam kurmayı amaçlamasından kaynaklanır.

Taşıdığı evrensel özün de nedeni budur. Bana kalırsa bu bütünlük kavranamadığı için Türk devrimi de, Atatürk de gereği ölçüde anlaşılabilmiş değildir.

Atatürk'ün fıkir ve düşüncelerinin özü, her türlü dogmatik unsurdan sıyrılmış akılcı bir dünya görüşüdür. Memleket gerçeklerinden kaynaklanan, problemler karşısında aklın ve ilmin rehberliğini kabul eden bu gerçekçi görüş, gerek Türk Bağımsızlık Savaşının gerekse onu izleyen Türk Çağdaşlaşma Hareketinin esasını oluşturmaktadır.

Atatürk'ün dediği gibi;

"İlke ve Devrimlerine,Cumhuriyetin kazanımlarına,Laik ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyetine, Sosyal Hukuk Devleti ilkesine, Demokrasiye gönülden bağlı, milli birlik ve bölünmez bütünlüğe sahip çıkan, tarihini, öz değerlerini iyi bilen, evrensel değerleri, bilimin, aklın üstünlüğünü benimseyen, eleştirel düşünce sistemine sahip, bilgiye ve düşüneeye saygılı, toplum ve ülke sorunlarına duyarlı, insan haklarına saygılı, sorumluluklarını en iyi biçimde yerine getiren, yurttaşlık bilincine sahip bireyler, gençler yetiştirdiğimiz sürece ... "

"0"; hep yaşayacak ve yaşatılacaktır.

Türk toplumu Atatürk'ün 1923 Cumhuriyet aydınlanması ve devrimleri ile başlayan büyük yürüyüşü içinde tüm engellere karşın, çağı aşmaya yönelik büyük bir kültürel birikim ve güçlü toplumsal yapı oluşturmayı başarmıştır.

Bu yapı artık insanca bir yaşarnın demokratik ilkelerinden vazgeçmeyeceğini, insanlık için ayakta kaldıkça, hiçbir gücün Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik gelişmesini engelleyemeyeceğini tartışmaya yer bırakmayacak ölçüde kanıtlamıştır.

*** *** ***
Çünkü, "Tam Bağımsızlık" ilkesinden doğan Türkiye Cumhuriyeti; "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesiyle beslenmekte, çağdaş ve insanca yaşamın tüm insanlığa mal olmasını beklemektedir.

Şüphesiz, Atatürk dünyada benzerine az rastlanan bir liderdir. Kendisi Türk Devletini bizlere, özellikle de tüm kalbiyle güvendiği gençlere emanet etmiştir. inanıyorum ki;

"Türk Milletinin bağrından, onun izini süren yüzlerce, hatta binlerce Atatürk çıkaracaktır. "

Ancak, bir Mustafa Kemal Paşadan bir Atatürk gerçeğine ulaşma yolunda etrafimıza bir göz attığımızda şunları rahatlıkla gözlemlemekteyiz:

Yanmış, yıkılmış, kanlara bulanmış savaş meydanları ...

Ateşler içinde bir ülke ...

Toprakları işgal edilmiş, parçalanmış, kendisini emperyalist güçlere adeta teslim eden bir millet ...

Yokluk, sefalet ve açlıktan çaresiz kalmış öbek öbek insanlar ...

Genci, yaşlısıyla, kadınıyla cepheden cepheye koşan bağımsızlık tutkutusu bir toplum. ..

İşgalcilerle işbirliği yapan yeteneksiz yöneticiler ve kimi vatan hainleri ...

Yüzyıllardır üç kıtaya hükmeden bir imparatorluğun çöküş çığlıkları ...

Manzara bu ...

Tam bağımsız bir ülke için,halk için, uygarlık yolunda ilerlemek için bu vatan kurtulmalıydı. Bunun için de bu ülkenin üzerine yeni bir güneşin doğması gerekiyordu. Hasta ve yorgun düşen bir milleti şahlandıracak, yaralarını saracak bir lider gerekiyordu.

Bu lider Anadolu'nun bağrından yurdumuzun üzerine bir güneş gibi doğdu ... Diyar diyar gezdi Anadolu 'yu. İnançlıydı, cesurdu, kararlıydı .. . Kimsenin görmediğini gördü. Uzattı ellerini yurdumun insanlarına, birleştirdi onları işgalcilere ve vatan hainlerine karşı ... Tarihin yazgısını değiştirmenin zamanı gelmişti. O artık bir efsane olmuştu halkının arasında ...

*** *** ***
Herkes O'na inanıyordu. Özgürlük ve bağımsızlık O'nun karakteriydi. Bu ülkü etrafında birleştirdi halkımızı ... Böyle verildi Ulusal Kurtuluş Mücadelesi. ..

Gücünü yalnız halkından alan Cumhuriyeti kurdu ... Ama asıl savaş ondan sonra başlıyordu ... Kolay değildi bir milletin yaralarını sarmak ... Devrimleriyle hızla kalkınmaya başladı ulusumuz.

Siz yine de bir sorun kendinize;

Nasıl kuruldu bu devlet? Nasıl oluştu bu millet? ... Unutmayalım ki,şimdi biz dünyaya O'nun mavi gözleriyle bakıyoruz ... Şöyle tarihin tozlu sayfalarına bir göz atın, hangi lider kaldı, halkının bu kadar sevgisini taşıyan ... Yalnız O'nun adı kaldı bu günlerde sadece.

Atatürk'ü anlamak göz boyamak değil, her birimizin Mustafa Kemal olabilmesidir ... O'nun gösterdiği yöne hep birlikte bakabilmektir . ... Çağdaşlık, uygarlık yolunda ilerlemektir ... Barış ve refah içinde yaşamaktır .. .

Atatürk'ü anlamak bir varoluş kavgasının adıdır ...Bu kavga yoksulluğa,gericiliğe,cehalete, tutsaklığa, dönekliğe karşı yapılan kavgadır ... Atatürk'ü anlamak dünü bilmek, bu günü yaşayabilmek, yarını görebilmektir ...

İşte Atatürk' ümüze karşı borçlu olduğumuz minnet ve şükran hislerini böyle ödeyebiliriz; acılarımızı böyle unutabiliriz. Atatürk her zaman Türk Milletine güvendi, ona inandı.Türk Milleti de bugüne kadar "O"nu yalancı çıkarmadı. "0" her savaşta alnı açık çıktı.Yarın da böyle olacaktır. "Savaş bitmedi ... "

Halbuki, Atatürk, idealini hayatında gerçeklik sahasına çıkaran nadir mutlu kişilerden ve ender dehalardan biridir. "0", eşsiz eserini tamamlamış ve onu bizlere ebedi miras olarak bırakmıştır.

"0";

Bize özgür bir vatan bıraktı ...

Genç ve zinde bir Cumhuriyet bıraktı ...

Hamleli ve atılgan bir devrim bıraktı ...

Atatürk'ü iyi ANLAMAK; sadece onun şahsına yönelik övücü konuşmalar yapmak, sözlü olarak takdir etmekle değil, "Kendisinin milletinden ne istediğini anlamak, fikir yapısını ve ilkelerini hayata geçirmek" demektir.

*** *** ***
Atatürk, ilkeleriyle bize pozitivizmi temel alan bir düşünce tarzı, bir felsefe bıraktı ve şöyle dedi:

"Manevi miras olarak arkamda ne bir ayet, ne bir dogma, ne de donmuş, kalıplaşmış bir kural bırakıvorum. Benim tek manevi mirasım, bilim ve akıldır.... Dünyada her şey çok çabuk değişiyor ve gelişiyor ediyor. Mutluluk ve mutsuzluk kavramları da, zaman içinde, toplumdan topluma, bireyden bireye değişiyor.

Bu durumda, sonsuza dek geçerli çözümlerin var olduğunu öne sürmek, düşüncelerin ve bilimin sürekli değişime ve gelişime ve değişime uğradığını inkar etmek mümkün değildildir. Benim ne yapmaya çalıştığım, Türk milletinin iyiliği için neyi başarmaya çabaladığım herkesin malumu. Benden sonra, benim çizdiğim yolda,akıl ve bilimden hiçbir zaman ayrılmadan ilerleyecekler, benim manevi mirasçılarım olacaktır. "

İnancım odur ki, Türk Gençliği bu felsefeden ilham almalıdır. Bunun dışında geçerli bir felsefe yoktur.

Türkiye, bir devlet için üç nesil gibi kısa sayılacak bir sürede, kurucularının hayal ettiği ve hedeflediği birçok hedefe varmıştır.

Şimdi yapılması gereken bu Atatürk'ün ortaya koyduğu bu felsefe yolunda yola devam etmektir. Bu öncelikli hedefın izlenmesinde, hepimize ayrı ayrı sorumluluklar düşmektedir. Bugün göstereceğimiz çabalar, yapacağımız fedakarlıklar sayesindedir ki, yarın çocuklarımız gurur ve onur duydukları bir Türkiye'de yaşayacaklardır.

Yarınlarımız için daha büyük ve her zaman büyük bir Türkiye! ...

Yarınlarımız için daha güçlü ve her zaman daha güçlü bir Türkiye! ...

Yarınlarımız için daha güzel ve her zaman güzel bir Türkiye! ...

Evet; Mustafa Kemal'i Atatürk'ü sevmek demek;.

Mustafa Kemal'i, Atatürk'ü Vatan ve Namus bilmektir ...

''O"nu "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür ... " gençler gibi sevmektir ...

Bağımsızlığı ve özgürlüğü sever gibi sevmektir ...

*** *** ***
Gelişmiş, büyük Türkiye'yi sevmektir ...

Cumhuriyet'i ... Devrimciliği ... Laikliği ... Sever gibi sevmektir ...

Mustafa Kemal'i, Atatürk'ü sevmek ...

Anti emperyalizmi sever gibi ...

Sömürgeciliğe karşı duranları sever gibi ...

Türkiye' nin çınarlarını, çiçeklerini, bozkırlarını, bataklıklarını,denizlerini,havasını, kuşunu, kurdunu sever gibi ....

Dünyanın aç ve yoksul çocuklarını sever gibi. ..

Çocuklarımızı sever gibi ...

İnsanları, doğayı sever gibi ...

Dünyayı, iyiyi, doğruyu, güzeli sever gibi, sevmek gibi ...

Dağlarda çoban ateşleri yakacakları sevmek gibi ...

Mustafa Kemal' i Atatürk'ü sevmek .. .

"O"nun bildiği gibi, "Memleketimizin halini, ihtiyacını milletimizin elemlerini ve emellerini" bilmek ...

Mustafa Kemal'i Atatürk'ü sevmek. ..

Sevdasını Vatan ...

Sevdasını Namus ...

Sevdasını Bayrak ...

Sevdasını Türkiye bilenler gibi sevmek ...

Esaret altında yaşamaktansa ...

Bu yoksul ve bitap milleti ayağa kaldıramamaktansa ...

Onun kazanımlarını koruyamamaktansa ...

*** *** ***
Türkiye'yi çağdaş medeniyete, çağdaş; bilimde teknolojide, eğitimde, sağlıkta, adalette, emekte gelişmiş, çalışanın kazanacağı, eşit, kardeş, özgür insanların yaşadığı ülkelerin düzeyine ulaştıramamaktansa ...

Türkiye'yi tam bağımsızlık ilkesiyle yönetememektense... Türkiye 'yi bilimden,aydınlıktan koparmaktansa ...

Tüm bunlara karşı olmaktır

Mustafa Kemal'i Atatürk'ü sevmek;

"Vatan ve Namus" demek ...

Başka da hiçbir şey demek değil ...

Düşmanlarına, döneklere, eski ve yeni mandacılara, takiyecilere, yalancılara, bin bir suratlı para kölelerine, mezarının önünde ağlayıp eğilip, sana ve devrimlerine kalleşlik edenlere inat ...

Mustafa Kemal'i, Atatürk'ü her zamankinden daha çok sevmektir ...

Bizler, sizler, onlar hiçbirimiz önemli değiliz ... Bir şey önemlidir:

Türkiye!...

Türkiye!...

Türkiye'yi Sevelim!

Bu satırlar benim en içten düşüncelerimi eksiksiz dile getiriyor. Çünkü kanımca, hayatta varoluş sebebimiz, hedeflediğimiz ülküye ulaşacağımıza olan inancımızdan başka bir şey değil.

Türkiye'nin simgelediği Atatürk'ün o yüce ülküsü karşısında;

"Birer birey olarak ne ifade edebiliriz? Kabul etmek durumundayız ki; hem pek bir şey ifade etmiyoruz, hatta hiçbir şey ifade etmiyoruz da aynı zamanda her şeyi ifade ediyoruz."

Hepimiz görüyor ve kabul ediyoruz ki;
 
*** *** ***
"Aynı ülkünün etrafında kenetlenmiş, aynı bayrak altında toplanmış, nesillerin ötesinde bu ülkünün peşine düşmüş yetmiş milyon kişi, eninde sonunda "İnsanlık Tarihine" damgasını vuracaktır."

Bu ülkünün adı "Türkiye" olduğunda, daha da büyür, daha da güzelleşir.Bu ülkü, kurucusu büyük Atatürk'ün düşüncelerinde ve Türk halkına gösterdiği yolda hep canlı kalacaktır.

Atatürk'ün bizlere anlatmağa çalıştığı çağdaş uygarlık seviyesine ancak ileri doğru yapılan hamlelerle ulaşabiliriz.

Genç Atatürk Cumhuriyetimizin kurulduğu günlerde geçerli olan her düşüncenin, bugün de hala güncelliğini koruduğunu düşünmüyorum. Dünyadaki değişimler, düşüncelerde, değerlerde de değişimlere sebep oluyor. Ancak öyle bazı değerler vardır ki, ebedi olurlar. "Laiklik ve Devletin Bölünmezliği" bu değerlerdendir.

Artık burada sözü Belçika'da yaşayan Türk Kültürünü ve Tarihini Yaşatma Derneği Başkanı Daniel Dumoulin'in "Atatürk'ten Düşünceler" kitabından aldığım bir sözünü dile getirmek istiyorum.

Şöyle diyor:

"Unutma Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun. Geriye kalan her şeyi de; Atatürk'e ... "

Ve ben diyorum ki;

İŞTE "NİÇİN ATATÜRK"E VERİLECEK EN GÜZEL CEVAP ...

Hanri BENAZUS - 28 Nisan 2013 - Paris

hanri benazus2

 

 

 

Son Yazılar

Partly cloudy

16°C

Istanbul