hakimiyeti_milliye_gazetesi2_225

Emperyalist İngiltere!

Anadolu Ajansı memleketimizin her tarafında yayımladı ve tamim etti.İstanbul’dan gelen doğru sözlü yolcuları dinleyenler de aktardılar :

Orada, Sultanahmet Meydanı’nda İngilizlerin teşvikiyle görünüşte Sulh Antlaşmasını protesto için, [hakikatte ise, İngiliz himayesini istemek için] bir miting düzenlenmiş…

Hoca Sabi Efendi, filozof Rıza Tevfik Bey gibi huyları ve meslekleri malum, hırsları vicdanlarına galip olan bazı kimseler hitabet kürsüsüne çıkmışlar ve demişler ki:

- İşte görüyorsunuz, memleket Sulh Antlaşması ile parçalanacak. Gelin, hep birlikte İngiltere himayesini {mandasını] isteyelim…

Fakat bu durum karşısında halkın gazabı şahlanmış ve bu zavallı İngiltere dostları kendilerini halkın elinden güç bela kurtarmışlar…

Bu sütunlarda bir kere daha söyledik.

Bir kez daha tekrarlıyoruz :

Bu memlekette İngiliz siyasetinin, İngiliz himayesinin savunucuları, ya vicdansız vatansızlardır yahut akılları ve muhakemeleri kıt kimselerdir. Bundan dolayı biz onları muhatap kabul etmiyoruz…

Biz ancak uyarıldıkları zaman doğru yolu görebilecek olanlara hitap ediyoruz…

Bugünün koşullarında İngiliz siyaseti ve İngiltere’nin Türkiye hakkındaki düşünceleri açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu siyasetin özü ve esası, Türkiye’yi ezmek ve öldürmektir. Bu siyaset ve düşüncelerin sahiplerinden medet ummak  kabahatten de büyüktür; bir cinayettir!..

Evet, biz ki, [Cenabı Hakkın yardım ve desteğine bin şükür], bugün Anadolu’da, Anavatan’ın kucağında, düşman ayağı değmeyen bölgelerde bağımsızlığın lezzet ve nimetiyle yaşıyoruz…

Bir kez İngiliz boyunduruğuna girmenin ne demek olduğunu anlamak için yakınlara bakıvermemiz yeterlidir…

İşte Irak, işte Mısır, işte Hindistan ve işte İrlanda!..

Irak’ta Türk idaresine nihayet verildiği gün, Cennet’in kapılarının açılacağını zanneden zavallılar olmuştu...

Fakat aradan daha bir yıl geçmeden yabancı Hıristiyan bir devletin boyunduruğu, Iraklı kardeşlerimize o kadar ağır geldi ki, feryatları yeri göğü inletmeye başladı. Silahını kapan koştu. Yer yer İngiliz silahlı kuvvetlerine saldırı hareketleri yoğunlaştı ve genele yayıldı.

Bugün Irak, dün kurtarıcı sanılan İngilizlerin egemenliğine karşı kurtuluş savaşı verme durumundadır. Ve direnme hareketi yer yer başarılı olmaktadır da…

Hani İngiltere’nin Irak’a getireceği cennetler?

Hani İngiliz altınlarının sıcak ve tatlı tesiri?..

Hiç şüphesiz İngiliz çizmesi ve İngiliz mahmuzu halkın vicdanına hepsinden daha çok ağır gelmektedir.

Şimdi ırak halkı şöyle haykırmaktadır :

- Lanet olsun İngiliz himayesi altında gelen mutluluk ve refaha!..

Biz ilkel bir bedevi hayatı yaşayabiliriz. Fakat, yine de gönül rahatlığı ile özgürlüğümüzü yaşarız…

Mısırda iki yıldır süregelen şahlanışı hepimiz biliyoruz. İngiltere’nin Mısır’a mutluluk ve zenginlik getireceği söyleniyordu…

Mısır arazisinin baştanbaşa sürülüp ekileceği, Mısırlıların ceplerinin altın dolacağı propagandası yapılıyordu. Mısır imar açısından kalkınmış ve yenilenmiş, nüfusu artmış, güvenlik tam olarak sağlanmış olacaktı…

Fakat kendini bilen bir millet için paranın ne ehemmiyeti olabilir?..

İşte Mısır!

Ne o servet ve ne o refah Mısırlıları tutamadı. Harp içinde okkası üç kuruşa pirinç ve beş kuruşa şeker yiyen Mısırlı kardeşlerimizin milli onurları buna tahammül edemedi ve kaynadı!..

Bu öyle bir tepki ve öyle bir galeyana gelmedir ki, Mısır’da artık Dünya’da İngilizleri çağrıştıran ne varsa, ondan nefret ediliyor, iğrenilip öğürülüyor ve hatta kusuluyor!..

Hani Mısır’a İngilizlerin getirdiği refah?

Milli gurur beş on mangıra değişilir mi?..

Bir millet bağımsızlığından birkaç okka pirince, birkaç katar pamuğa vazgeçebilir mi?..

Evet, vazgeçilemeyeceğini görmekteyiz…

Mısırlı dindaşlarımız, bu gerçeği her gün fırtınalar gibi gürleyerek ve seller gibi kanlarını akıtarak gösteriyorlar.

- Ya bağımsızlık ya ölüm!.. diyorlar.

Ve İngiltere’yi acz içinde çaresiz bırakıyorlar.İngiltere’nin Mısır’a mutluluk ve zenginlik getirdiğini kim iddia ediyor?

Mısır köylüsünün çıplak vücutlarından güneş altında adeta çağlayarak akan terlerin doğurduğu zenginliğin en büyük kısmı İngilizlere…

Ve geriye kalan çok küçük bir kısım ise, Mısırlılara kalmaktadır!..

Ya o görünürdeki sahte mutluluk ve zenginlik ortamı içinde ruhlara batan ve yürekleri her gün iğneleyen o lanet tutsaklık zinciri, insan olanlar için katlanılabilir bir şey midir?..

Kimdir o insan ki, tutsaklığı özgürlüğe tercih eder?..

Hani o millettir ki, kızgın güneş altında inleyerek, eriyerek kazandığını, başında kamçısıyla bekleyen bir zalim millete teslim ederken yüreği sevinçle dolar?..

İrlanda haberleri her gün gazeteleri dolduruyor. Orada her gün bir düzine polis memurunu vuruyorlar. Karakollarına hücum ediyorlar. Yüzlerine maske takmış İrlandalılar güpegündüz tramvayları doldurarak, vatanlarına hıyanet ederek, İngiliz ordusunda askerlik yapan kimseleri sokaklarında kıtır kıtır kesiyorlar…

Bunları o kadar ustalıkla ve özveri ile yapıyorlar ki, bizim bir ilimiz kadar olan o küçük İrlanda’da yüz bin kişilik koca bir İngiliz ordusu bulunurken, sokaklarda binlerce İngiliz polisi ve binlerce hafiyeler devriye gezerken, halkın direnişi her geçen gün biraz daha çoğalıyor…

Bütün bu olup bitenler sırasında hemen hemen hiç kimse yakalanamıyor. Kazara yakalanıp, hapsedilenler ise, ağızlarına bir lokma ekmek koymuyorlar, açlık grevi ilan ediyorlar. Ve ölüme kadar sürdürdükleri dayanıklılıkları sonucunda sonunda İngiliz hükümetini kendilerini salıvermeye mecbur ediyorlar.

Bu özveri, bu vatanperverlik, bu müthiş örgütlenme becerisi ve ve yardımlaşma neden ve nasıl gerçekleşiyor?..

Bunu ancak vatan aşkı ile çarpan yürekler anlayabilir!..

İrlandalılar yüzyıllardır İngiliz boyunduruğunu taşımaktan o kadar bıkmışlardır ki, İrlanda topraklarını pençelerinde tutan İngiliz “Lord”larının zulmünden o derece bezmişler ki, işte bugün dört milyonluk Hıristiyan İrlanda milleti, otuz sekiz milyonluk koca bir Hıristiyan İngiltere’ye karşı mucize dolu mücadelesine devam ediyor…

İngiltere, bütün dünyaya uygarlık ve mutluluk vaat eden Büyük Britanya, kendisinden birkaç saat ötede yüzyıllardır idaresi altında bulunan Hıristiyan İrlanda’ya neden bir parça dahi olsun mutluluk veremedi?..

Eskiden İrlanda’nın nüfusu, on-onbeş milyon kadardı. İrlanda halkı ya açlıktan kırılarak ya da zorla göçe zorlanarak azalmıştır ve sonucunda dört milyona kadar erimişlerdir. Hâlbuki İrlanda toprakları ve arazisi, İngiliz lordlarının servetlerine servet katmıştır. İşte eli kanlı İngiliz boyunduruğu budur…

Ya Hindistan?..

Hindistan’dan her yıl İngiltere’ye akan yüz-milyonlarca liralardan ve her yıl açlıktan ölen iki-üç milyon Hintli halktan söz etmeye bilmiyorum lüzum var mıdır?

Yalnız şu kadarını söyleyelim ki, Hintli vatanperverler İngiliz idaresi hakkında biz Müslümanlara şu sözleri söylüyorlar :

- Aman İngiliz idaresinden Allah sizi saklasın ve bizi de kurtarsın…

İngiliz egemenliğinin ne kadar ağır ve ne ölçüde gaddar olduğunu tahmin edebilmeniz güçtür.

Siz Türklerin en zalim ve en gaddar bir memurunuz bizim Hindistan’a gelse ve bizi ezse, dövse, hatta kesse “razıyız, memnunuz!” diye mutlulukla bağırabiliriz…

Bizler yıllardır sizi bekledik. Gelip Hindistan’ı kurtaracaksınız diye.

Ama şimdi bu lanetli katillerin zincirinden kurtulalım diye mücadele veriyoruz…

Daha fazla söze gerek var mı, bilmiyorum…

Ne İngiliz siyaseti, ne İngiliz himayesi!

Yaşasın Türkiye’nin bağımsızlığı!..

Bağımsızlık, kan dökülerek elde edilen bir nimettir, can tende kaldıkça geri verilmez!..   

Hakimiyet-i Milliye Yazıları (11)

Mustafa Kemal ATATÜRK

**************************************************************
Günümüz Türkçesine Uyarlayan : Özge HAKSAL
http://www.dnm-ler.com/

ozge_haksal

Son Yazılar