emperyalizme ilk tokat lozan

Mazlum milletlerin emperyalizme ilk tokadı: Lozan!

İki tür barış vardır; ilki bir mücadelenin (savaşın) sonunda elde edilen kazanımın dayatmasıdır,

ikincisi ise barış dönemi içinde sağlanan kazanımların korunması için dilenilen barıştır. Bu iki tip barışı birbirinden ayıran en önemli özellikleri birinin dayatılması ötekinin dilenmesidir. Ne tesadüf ki Lozan Barışı’nın imzalandığı 24 Temmuz günü tam 93 yıl sonra yeniden vatan savaşına başladık. 24 Temmuz oldukça önemli bir tarih, bu tarih özelinde iki tip barışın çarpıştığını görüyoruz. Bir yanda Sevrciler diğer yanda Lozancılar, bir yanda barış için savaşanlar diğer yanda savaş makinalarından barış dileyenler. Lozan Barış Anlaşması yalnızca Türkiye’nin değil bütün mazlumlar dünyasının zafer kıvılcımıdır. Hindistan’dan Mısıra oradan Sovyetler Birliğine kadar Avrasya’nın her tarafında büyük yankılar uyandırmış ve sömürge halklara mücadele gücü aşılamıştır. Emperyalizm ilk tokadını Anadolu’dan yemiştir!

ANTLAŞMAYA GİDEN SÜREÇ...

Lozan bir bakıma modern Türkiye’nin tapusudur. 8 yıl süren Milli Kurtuluş Savaşımızın zafer belgesidir. Bütün savaşı bu yazıda incelemeyeceğiz, bizi savaşın son evresi ve onun sonuçları ilgilendirdiğinden yalnızca bu bölümleri inceliyoruz. Lozan’a giden sürecin anahtarı büyük taarruzdur, yüzyıllardır süren savunma ve geri çekilme İnönü Muharebelerinde durmuş ve büyük taarruzla son ve en önemli hücum başlamıştır. Türk ordusu işgalci Yunan ordularını İzmir’e kadar kovalamış ve Ege’nin sularına, hayalleriyle birlikte gömmüştür. Bunun sonucunda İtilaf devletleri ateşkes için hemen masaya oturmak zorunda kalmış ve 11 Ekim 1922 de Mudanya Ateşkesi imzalanmıştır.

ANKARA’NIN TALİMATLARI...

Ateşkesin doğal sonucu olarak barış çalışmaları başlamıştır. İtilaf Devletleri barış görüşmelerinin 13 Kasım 1922’de Lozan’da yapılması kararını Ankara Hükümeti’ne bildirmişlerdir. Aynı davet İstanbul Hükümeti’ne de yapılınca Ankara buna büyük tepki göstermiş ve bu ikiliğe son vermek üzere 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırılmıştır. İsmet Paşa saltanatın kaldırıldığını 4 Kasım da İtilaf devletlerine bildirmiştir. Ankara, Lozan’a giderken dışişleri bakanı ve baş delege İsmet Paşa’ya bakanlar kurlu kararı olan 14 maddelik bir talimatname vermiştir. Talimatların bazılarını aktarıyoruz:

Anadolu’da bir ERMENİSTAN kurulması asla kabul edilemez. Suriye sınırı haliyle korunmalıdır.

Adalar konusunda duruma göre hareket edilecek. Yakındakiler istenecek. Başarı sağlanmazsa Ankara’ya sorulacak.

Trakya’da 1914 sınırı elde edilmeye çalışılacak. Boğazlarda ve Gelibolu’da yabancı asker kabul edilmez.

Kapitülasyonlar kabul edilemez. Gerekirse masadan kalkılır.

Borçlar, Türkiye’den ayrılan devletlere paylaştırılır. Borçlar İdaresi kapatılır. Ordu ve donanmayı sınırlandıran konu olmayacaktır. Yabancı kurumlar Türk kanunlarına tabi olacaklardır.

Azınlıklar konusunda esas olan ‘mübadeledir’.

GÖRÜŞMELERİN BAŞLAMASI...

Talimatnameyi alarak, delegasyonuyla birlikte Lozan’a gitmek üzere 5 Kasım 1922 günü Ankara’dan trenle yola çıkar. 7 Kasım’da İstanbul’dadır. İki gün kadar bazı temaslarını sürdürür ve 9 Kasım günü öğle vakti, heyetiyle birlikte Sirkeci garından törenle uğurlanır. 40 kişilik olan bu heyet 12 Kasım Pazar günü saat 22.00’de Lozan’a ulaşmıştır. Ne var ki toplantı 20 Kasım’a ertelenmiş fakat Türk Heyeti durumdan haberdar edilmemiştir. Bu sürpriz karşısında İsmet Paşa Paris’e gidecek ve henüz kapatılmamış olan Osmanlı Elçiliği’ni ve personelini Ankara Hükümeti’nin Paris Temsilciliğine, dolayısıyla Ankara’ya bağlayacak, bu tarz işlerle uğraşacaktır. Görüşmelerin ilk ayağında itilaf devletleri Türkiye’nin en hassas olduğu kapitülasyonlar, Osmanlı borçları ve Musul meseleleri çetin tartışmalarla geçmiştir. İtilaf devletleri tartışmalarda Türk heyetinin tezleri kabul etmemiş, kendi tezlerini dayatmıştır. Bunun sonucu olarak görüşmeler tıkanmış ve İsmet Paşa beraberindeki heyetiyle beraber 4 Şubat 1923 günü yurda dönmüştür. Bu süreçte İsmet Paşa ve heyeti meclisten güvenoyu almıştır. Bunun yanında Ankara 15 maddelik yeni bir yol haritası çıkarır, bu süreçte İzmir İktisat Kongresi’nde ve diğer temaslar yoluyla Batı’ya olumlu mesajlar gönderilmiştir. Aynı zamanda Mustafa Kemal orduya tekrar savaşa hazır olun talimatı vererek Batı’ya rest çekmiştir. Bu gelişmelerin ışığında süreç iki tarafın da zorunlulukları çerçevesinde yeniden başlamıştır (23 Nisan 1923).

TARAFLARIN ZORUNLULUKLARI...

Bu zorunlulukları açmakta fayda var. Batı’yı ve özellikle İngilizleri büyük bir ekonomik kriz bekliyordu. Savaşın bu kadar uzayacağı tahmin edilmemişti. İngiliz halkı daha fazla savaş istemiyordu. Amerika’nın taze gücüyle piyasaya girmesi de İngilizler açısından tehlikeliydi. Nitekim 1929’da Büyük Buhran patladı ve Avrupa yeni bir savaşla ancak üzerinden atacağı karanlık bir döneme girdi. Türkiye’de ise halk on yıllardır süren savaşlardan bitap düşmüştü. Halkın büyük bölümü salgın hastalıklarla kırılıyordu. Kısaca barış iki taraf içinde zorunluluktu. İkinci tur görüşmelerde çetindi ancak bahsettiğimiz koşullardan dolayı anlaşma kaçınılmazdı. Bazı konular daha sonra tartışılmak üzere anlaşma imzalandı. Lozan Heyeti 10 Ağustos 1923 günü yurda dönmüş, Lozan Antlaşması 23 Ağustos 1923 tarihinde TBMM tarafından 14 red oyuna karşılık 213 kabul oyu ile onaylanmış ve böylece yürürlüğe girmiştir.

Savaş sonrası yapılan anlaşmaların hiçbiri uzun vadeli olmamıştır. Hatta Lozan hariç hala geçerli olan başka bir anlaşmada bulunmuyor. Diğer anlaşmalar barış yerine kan ve gözyaşı getirmiş, ikinci dünya savaşına sebep olmuşlardır. Lozan’da ödünler verilmiş, barış için fedakârlıklar yapılmıştır. Bu tavizler ileride Hatay meselesi ve Boğazlar meselesinde olduğu gibi telafi de edilmiştir. Bütün bunlara karşın, tam bağımsız, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliklerine sahip, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Antlaşması sayesinde kurulmuştur.

Mert GEZİCİ - 27 Şubat 2016 - Aydınlık

Son Yazılar

Partly cloudy

16°C

Istanbul